Diyanet takvimleri dağıtıldı; o yüzden koliyle gelen Yapı Sanatevi takvimini vermiyoruz!.."
Ziyaretçilerimiz tarafından yatırılan veya koliyle gelen kimi eşyalarımız çeşitli bahanelerle verilmiyor. Verilmediği gibi birçoğu da depoda kaybediliyor.
Örneğin 6 Ocak 2012 tarihinde koliyle gelen yayınların içinden çıkan 2 adet Yapı Sanatevi takvimi aradan 5 ay geçmesine rağmen tarafıma verilmedi. Yine 16 Mart 2012’de koliyle gelen 1 adet masa takvimi ve 1 çift yün eldiven verilmedi. Ellerimde alerji olduğu için özellikle soğuk havalarda ihtiyaç duyduğum bu eldiveni “eşya listesinde adı geçmiyor, ancak doktor raporu olursa veririz” diyerek depoya kaldırdılar. Revir doktoru “Ben böyle bir şey yazamam, ama istiyorsan hastaneye sevk yapayım” dedi. Sevk yaptırmadım. Zira böylesine basit bir ihtiyaç için hiçbir doktor rapor filan vermez.
Bu konuyla ilgili 3 Mayıs 2012 Perşembe günü bir gelişme yaşandı. Görüşüme gelen abime, girişte yatırılan eşyaları alan depocu (bu aynı zaman da kolileri de açan kişi) eline aldığı bana verilmeyen eldiveni göstererek “Murat’a söyle, bunlar depoda mı kalacak, sana mı verilecek, yoksa çöpe mi atayım” diye alaylı bir şekilde konuşmuş. Abim de “ne demek çöpe mi atayım? Terbiyesizlik yapma” diyerek terslemiş depocuyu. Bu personele böyle bir yetkiyi kim veriyor acaba? Sanki babasının malıymış gibi başkasının eşyasını “çöpe atmak”la ziyaretçimizi nasıl tehdit edebilir? Ziyaretçilerimize hakaret (ki bu davranış şekli aynı zamanda bir hakaret sayılır) edecek cesareti nasıl bulabilir?
Bu yazılanların tamamını okuyup bitirdiğinizde kafanızda oluşan bu gibi sorulara da ister istemez bir cevap bulacağınızı düşünüyorum.
Takvim meselesine dönersek: Daha ilk koli açılırken orada bulunan müdür, “Yılbaşında her hücreye Diyanetinki dağıtıldı, o yüzden veremeyiz” diyerek depoya kaldırttı. “Diyanetin takvimini kullanmak zorunda mıyım, koliden çıkan Yapı Sanatevi takvimini istiyorum ben” desem de kabul etmedi. Bu arada o güne kadar dışardan gelen takvimlere bir sorun çıkarılmıyor, veriliyordu.
Bu 5 ay içerisinde defalarca müdürlerle görüştüm. İlk görüşmemde müdür, “üzerinde örgütsel resim, yazı varsa veremiyoruz” dedi. “Getirin buraya da bakalım var mı yok mu?” dedim. Depocuyu aradılar, az sonra depocunun bulunamadığı bilgisi geldi. İkinci görüşte, bu sefer depodaki takvimlerin bulunamadığını söylediler. Üçüncü görüşte “hala aratıyorum, bu sefer de bulunamazsa depocuyu değiştirmeyi düşünüyorum” denildi. Ben de “bunlar aranırken şu küçük masa takvimini verin bari” dedim. Ona da “kayıp” dediler. Dördüncü görüşte, genelge öne sürülerek “ücretini ödeyip kantinden takvim alabilirsin” dendi (Kantinde yıllardır takvim satılmıyor, ayrıca dışarıdan çok kişiye takvim gelmiş ve bunlar sahiplerine verildi). Beşinci müdür görüşünde, “mantıklı bir gerekçe söylemiyorsunuz, yıllardır alınıyordu şimdi ne oldu da vermiyorsunuz? Takvimleri getirin buraya ve bana neden vermediğinizi üzerinde gösterin, o zaman anlayacağım” dedim. “Şu an depocu yok” dendi. “Bu bir bahane, nedenini söyleyin ona göre suç duyurusunda bulunacağım” dedim. Müdür, “Diyanet takvimleri dağıtıldı o yüzden vermiyoruz” diyerek asıl “nedeni” söyledi. Bunun üzerine “bu konuda ne sesli ne de yazılı duyuru yapıldı. Bana bir yazılı belge verin o zaman” dedim. “Veremeyiz, sen suç duyurunu yap, biz savcılığa cevabımızı yazar göndeririz, oradan öğrenirsin” dendi ve konuşma sonlandırıldı.
Yukardaki şu basit olay bile izolasyonun ne menem bir şey olduğunu göstermeye yeter diye düşünüyorum. O yüzden bu konuda bir değerlendirme yapacağım. Yorumu okuyan kişiye bırakıyorum… (Sürecek)
Murat Güneş
Sincan 1 Nolu Ftipi Cezaevi