Basın açıklamasından dolayı bizim iş hakkımız feshedildi. Onurlu direnişimize 246 gündür devam ediyoruz
Alınteri: Kendinizi tanıtabilir misiniz?
İsmim Efem Çaycı. THY’da 14 yıl çalıştım.
29 Mayıs 2012 tarihine kadar çalıştım. Görevim uçak kabin amiriydi, aynı zamanda sendika baş temsilcisiydim. 29 Mayıs tarihinde 100 yıllık bir mücadele sonucunda kazanılmış grev hakkımızın bir gecede elimizden alınmasına biz tepki gösterdik. Burada yapılan basın açıklamasından dolayı bizim iş hakkımız fes edildi. 246 gündür onurlu direnişimize devam ediyoruz.
Alınteri: Şu an için direnişi nasıl değerlendiriyorsunuz?
E. Çaycı: Daha önce direniş görürdük ama bunu yaşamadan nasıl bir duygu olduğunu bilemezdik. Gerçekten burda her anını büyük bir onurla geçiriyoruz. Çünkü biz yanlış bir şey yapmadığımıza inanıyoruz. Elimizden alınmış bir hakkın geri verilmesi için uğraştık ve bunu başardık. Bizim grev hakkımız geri geldi ve biz şimdi işimize iade edilmek istiyoruz.
Alınteri: Direnişin 246 gündür dik durmasını sağlayan nedir sizce?
E.Çaycı: Çünkü haklıyız, buna güveniyoruz. Biz 246 gündür kararlılıkla buradayız. Çok sevdiğimiz bir slogan var, “Ölmak var dönmek yok!”. Yani biz buraya geldiğimizde yaz yeni başlıyordu. Burası açık bir yer, soğuk günlerde zor anlar yaşadık. Kar yağdı, yağmur yağdı yine geldik. Kışta bitecek umarım bir mevsim daha görmeyiz. Umarım direnişimiz başarıyla taçlandırılır.
Alınteri: Şimdi THY işçisinin önünde TİS süreci var. Bu sürecin nasıl gittiğini anlatır mısınız? Hava-İş’in talepleri neler?
E. Çaycı: Başladı ama ikinci oturumda tıkandı. Bu dönem Hava-İş sendikası, yine içerideki şirket çalışanlarının temel sorunları üzerine TİS taslağı hazırladı. Bunun birinci şartı 305 işçinin işe iade edilmesi. İşveren 305 işçinin işe iadesinin söz konusu olmadığını belirtti ve buna ek olarak TİS’ni tümden reddetti. yüzde 3-6 oranında bir ücret teklifinde bulundu ve idari maddelerin hepsi eski şekilde geçmek kaydıyla sözleşmeyi imzalayın dedi. Sendikamızda bunu kabul etmedi ve uyuşmazlık zaptı tutuldu ve yasal süreleri bekliyoruz. Yasal sürelerde grev oylamasına kadar gidiyor.
Alınteri: Sizin bu arada açtığınız davalar sürüyor. Kaç arkadaşınız kazandı davayı?
E. Çaycı: Yanılmıyorsan 35 arkadaşımız kazandı. Ancak işe geri dönüşü olmuyor. Temyiz aşamasında davalar. Geri kalan davaların kazanılacağından şüphemiz yok. En başta söylediğim gibi işimize geri dönmek istiyoruz. Bu iş hallolursa kimsenin tazminat isteyeceğini sanmıyorum, herkes işine geri dönmek isteyecektir.
Alınteri: Direniş başlatmadan sadece hukuksal mücadele etmek isteyen işçiler oldu. Ve şu anda da ne durumda olduklarından haberimiz yok. Sizce sadece hukuksal mücadele yeterli mi?
E. Çaycı: Sadece hukuksal mücadele ile işe geri dönme imkanımız olsaydı hepimiz köşemize çekilip mahkemeden gelecek sonucu beklerdik. Ama burada olarak hem kamuoyu nezdinde hem de içeride olan arkadaşlarımız nezdinde burada olduğumuzu hissettirmeye çalışıyoruz. Burası bizim alanımız, burayı terketmemekde kararlıyız. Sadece amaç ek bir tazminat alıp gitmekse o yolu tercih edebilirler. Biz işimizi ger istiyoruz. İşimizi almanın yolu direnmekten geçiyor. Bir köşeye çekilerek kararı beklerken mahkeme sonucu ile işçilerin işine iade edilebileceğini zannetmiyorum.
Bu vesileyle sizinle tanıştık, bize destek olan birçok insan var. Bu iş sonuçlandığında bize insanların gösterdiği ilgiyi ben de göstericem. Biz birtakım şeyleri eksik yapmışız. Bundan sonra ben de hak arayan insanların yanında olucam.
THY’da işten atılan kızı için direnişin ilk gününden beri direnişçi işçilerin yanında olan Gülçin Devtaş ise şunları söyledi;
Alınteri: Siz de direnişçi olmuşsunuz. Nasıl değerlendiriyorsunuz direnişi?
G. Devtaş: Direnişin ilk günü kızım rahatsızdı ama ben geldim. Burada atılanlar haksız yere atıldılar. Bunun direnişini hep birlikte veriyoruz. Ben her yere gidiyorum. Zonguldak’a da gittim. AKP karşıtı her yürüyüşte varım. Türkiye genelinde çok büyük haksızlıklar yapılıyor. Hızla taşeronlaştırılıyor. Maden işçilerinde olduğu gibi. Halk olarak her yere gitmemiz, direnmemiz gerekiyor.
Alınteri: Bunu AKP karşıtlığı üzerinden mi yoksa işçi sınıfının birliği için mi yapmak gerekiyor?
G. Devtaş: Ben AKP karşıtlığı derken şunu kastediyorum; AKP ‘den sonra her şey özelleşti, taşeronlaştı. Taşeronlaştırmadan sonra işçiler daha az ücretlerle kötü şartlarda çalışmaya başladılar. Tabi ki işçi sınıfı her zaman ezilen bir sınıf, biz de her zaman ezilenin yanında olmalıyız. Herkesin duyarlı olması lazım. Bugün ben emekliyim, memurum oturayım diye bir şey olmaz. Çünkü bir gün herkese dokunacak. Bunun için herkesin birlik olması lazım.
Alınteri: Sizce bu direnişin böyle dik durmasını sağlayan ne?
G. Devtaş: Onuruyla savaş veren insanlar var burada. Bir avuç belki ama olsun. Bu insanlar herşeye rağmen direniyorlar. Çünkü haksızlığa uğradılar.
[Alınteri'nin Şubat 2013 tarihli sayısından alınmıştır]