"Bundan sonra hukuksal yolları sadece yargının iç yüzünü teşhir etmek için kullanacağız"
Gezi Parkı protestoları ile başlayan halk hareketi sürecinde gösterilere katıldıkları için 70'den fazla gösterici tutuklanırken, tüm dünyanın gözleri önünde göstericilerin üzerine ateş açarak Ethem Sarısülük'ü öldüren polis ifadesi alınıp serbest bırakıldı.
Ankara 13. Sulh Ceza Hakimi tarafından verilen kararın gerekçesinde, dosyada bulunan çok sayıda görüntü kaydı, keşif sırasında alınan tanık ifadeleri, atış mesafesine dair bilirkişi raporu, otopsi ön raporu gibi kesin maddi kanıtların hiçbiri yer almadı.
Kararın gerekçesinde sadece katil sanığının kendini savunmak için sarıldığı yalan ifadelerin yer almış olması bu kararı veren yargıcın hukukla bir ilgisinin olmadığını, Başbakan'ın “polisi yedirtmeyiz” mesajını uyguladığını göstermektedir.
Halkı birbirine karşı kışkırtan siyasal iktidar polisi suç işlemeye teşvik ederken, suç işleyen polislerin yargı tarafından da korunacakları mesajı verilmiştir.
İnsanlığa karşı suç işleyen asker, polis vb. güçlerin siyasal iktidar ve yargı tarafından korunması, teşvik edilmesi Türkiye'de yerleşmiş faşist bir devlet geleneğidir. Mahkeme yargıcı bu geleneği uygularken kamera görüntülerini, keşif raporundaki bilirkişi tespitlerini, görgü tanıklarının anlatımlarını yok sayacak kadar cüretkar bir karara imza atmıştır.
Bugüne kadar defalarca açıkladık. Bir kez daha açıklıyoruz:
* Olay yeri keşif tutanağından ve keşif sırasında hazır olan bilirkişilerin hazırladığı 13.06.2013 tarihli birlirkişi raporundan anlaşılacağı üzere katil sanığı polisin ateş ettiği nokta ile Ethem SARISÜLÜK'ün vurulduğu nokta arasındaki mesafe 4,80 m. dir.
* Rapora göre olay yerinde mermi sekme izine rastlanmamıştır. Doğrudan atış söz konusudur.
* Tanık anlatımları ile kamera görüntüleri birlikte değerlendirildiğinde olay yerinde sadece bir polis memurunun ateşli silah kullandığı, başka bir şahsın ya da polisin ateşli silah kullanmadığı anlaşılmaktadır.
* Görüntüler ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde katil zanlısı polisin önce kalkanını yere bıraktığı, tek başına ileri fırlayarak yerde yatan bir göstericiye tekme yumruk giriştiği, tabancasını çıkararak göstericilerin üzerine ve havaya ateş ederek geri kaçtığı, tam o sırada Ethem SARISÜLÜK'ün vurularak yere düştüğü anlaşılmaktadır. Bu kamera kayıtlarında taş yağmuru altında olduğuna dair hiçbir belirti ve görüntü yoktur.
* Otopsi tutanağında “..cesetten otopsi sırasında kısmen deforme görünümde gömlekli, üzerinde yiv ve set izleri belirgin, muhtemel 9 mm çapında bir adet ateşli silah mermi çekirdeği elde edilerek mühürlü koli yapılarak tahkikat savcısına iletilmek üzere... adli otopsi işlemi sonrasında ölümün ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı kafa kubbe ve kaide kemik kırıkları ile karakterli beyin doku harabiyeti ve kanaması sonucu meydana geldiği ...” tespit yapılmıştır.
* Tüm kanıtlar polisin doğrudan göstericilerin üzerine, ölüme sebep olacağını bilerek ve hedef gözeterek ateş ettiğini göstermektedir.
* Polisin işlediği suç ağır cezalık bir suçtur ve CMK'nun 100. maddesinde yer alan olaya uygun tutuklama nedenlerinin hepsi mevcuttur.
Maddi kanıtlara dayanan bu gerçeklerin hiçbirine kararının gerekçesinde yer vermeyen mahkeme yargıcı gözlerinize ve kanıtlara inanmayın katile inanın deme cüretini göstemiş, halkın vicdanına saygısızlık etmiştir.
Göstericiler hakkında tutuklama kampanyası yürütülürken, katil sanığı polis aramızda dolaşırken hiç kimse yargı kararına saygıdan bahsetmesin!
Ortada ne saygı duyulacak bir yargı ne de sığınılacak bir hukuk vardır.
Adalet beklemiyoruz!
Bundan sonra hukuksal yolları sadece yargının iç yüzünü teşhir etmek için kullanacağız.
Bu davanın jürisi de yargıcı da artık Türkiye ve dünya halklarıdır.
Katiller mahkeme salonlarında değil; halkların baskı, zulüm ve sömürüye karşı ayağa kalktıkları meydanlarda ve sokaklarda yargılanacaklardır.
25.06.2013
Av. Kazım Bayraktar