Dilovası halkının içine atılıp öğütüldüğü yaşamdır bu. Çocuklar özürlü doğuyor, büyükler kanser oluyor.
Dilovası halkının içine atıldığı durumun en özlü ifadesidir başlığımız: Ölümle burun buruna bir yaşam. Burjuvazinin para kazanma hırsı yüzünden; bölge insanının yaşamını ve yaşam hakkını hiçe sayarak, hiçbir önlem almadan çevreye saldıkları kanserojen maddelerden ve buna bağlı olarak yaşanan çevre kirliliğinden dolayı başta kanser ve kalp yetmezliği olmak üzere, toplam 27 çeşit hastalıktan dolayı insanların yaşamını yitirdiği bir cehennemdir Dilovası.
Evet Dilovası halkı her gün ölümle burun buruna yaşamaya çalışıyor. Bir yandan sermayeye peşkeş çekilen sahil şeridi ve ormanlık alanların yok olması, bir yandan halkın üzerine bırakılan kömür tozları, bir yandan öğütülmek için Irak ve Rusya'dan getirilen radyasyonlu atık hurdalar ve bir yandan hiçbir önlem alınmadan gelişigüzel havaya bırakılan ve ölüm saçan fabrika atıkları işte Dilovası halkının yaşam alanı.
Evet, ölüyoruz ve ölmeye devam edeceğiz. Bir avuç insanı mutlu etmek için kendi yaşamlarımız hiçe sayılıyor. Önce solunum yolu rahatsızlıkları, sonra bağırsak hastalıkları, sonra kalp yetmezliği ve ardından kanser oluyoruz. Önce savaşmaya çalışıyoruz bu sorunlar karşısında ama nafile... Ve toprağa bırakıyor kendini bir bir bedenlerimiz. Tabii bununla da bitmiyor; sonra ana kucağında özürlü doğuyor çocuklarımız. Ve devam ediyor sorunlarımız. Bu sefer de işsizlik başlıyor.
Havamızı, suyumuzu, ciğerlerimizi, yaşam alanlarımızı yok eden bu fabrikalar iş söz konusu olduğunda adeta bir vebalı gibi kaçıyor bizlerden. Ya taşeronlarda geçici işçiliktir bize kalan ya da en kötü işler verilir bize. Ama doymak bilmiyor sermaye: Bu sefer de tüm bu sorunlarla savaşırken başımızı soktuğumuz derme çatma evlerimize gözlerini dikmişler. Kendilerinin yarattıkları cehennemden timsah gözyaşları dökerek bizleri tasfiye etmek istiyorlar.
Evet, burjuvazinin para kazanmak için bizden istediği yaşam bu: Her an ölümün soğuk nefesini ensemizde hissederek, sürekli bu korkuyla sermayenin boyunduruğu altında yaşamamız isteniyor. Ama buna dur demek de bizim elimizde. Bu durumu değiştirebiliriz. Eğer bizler yaşamlarımızın satılık olmadığı ve yaşam hakkımızın engellenemeyeceği noktasında birleşir, bir arada olur, yumruğumuzu masaya vurursak işte o zaman kazanabiliriz.
[foto]dilovasii.jpg[/foto]