Feniş’te iş akitleri feshedilen, sokağa atılan ve fabrikayı işgal ederek direnişe başlayan işçilerle konuştuk
Alınteri: Burada kaç senedir çalışıyorsunuz?
Sinem Özyaşar: 7 senedir çalışıyorum.
Alınteri: Direnişin başlama sürecini anlatır mısınız?
Sinem Özyaşar: Uzun süredir maaşlarımızı gecikmeli alıyorduk. Düşük ve devamlı ite kaka götürüyorduk aslında biz. Fabrika sahibi 6 Eylül’de kapının önüne koydu bizi. Yaklaşık 3 maaşımız içerde, işçi olarak 418 çalışan, memurları da eklersek yaklaşık 900’e yakın çalışan var! Biz 1 lira bulup evimize gidemiyoruz. Buradaki insanlar çok mağdur, insanların alana gelebilecek parası yok, yani evimize gitmek için bir liramız yok.
Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz, mücadelemizin başarılı olacağına inanıyorum. Biz devam edeceğiz, kararlıyız, sonuna kadar götüreceğiz.
Benim çok fazla alacağım yok. Ama ben emekçi kadınım, bir liram da olsa buraya bırakmayacağım, kararlıyım. 2.5 yaşında bir oğlum var, yürüyerek gidip geliyorum, her gün buradayım. Biz sadece paramızı istiyoruz, alana kadar da gitmeyeceğiz. Gerekirse yakacağız, yıkacağız ama hakkımızı yedirtmeyeceğiz. Bu benim kişisel görüşüm ama bütün arkadaşlarım da böyle düşünüyorlar. Biz sadece emeğimizin karşılığı olan haklarımızı istiyoruz. Nasıl bir adalet bu, bu adamda vicdan da yok! Gerçekten insanın bu kadar hakkı yenir mi? Bu kadar mı duyarsız, vicdansız olunur. Burada soğukta insanlar ateş yakarak ısınıyor, bir insanda sağduyu olmalı! Benim 3 kiram ödenecek, hakkımızı alana kadar devam edeceğiz, kararlıyız.
Alınteri: Sendikanın direniş içindeki tutumu nasıl?
Sinem Özyaşar: Direnişin başarılı olması için gereken neyse yapıyor; ama bazı arkadaşlarımız memnun değil. Bence gereken her yolu denediler, her yere gittiler. Direnişin olumlu sonuçlanması için gereken emeği harcıyorlar, ben böyle değerlendiriyorum.

Necmettin Demirel: Feniş Alüminyum’un baştemsilcisiyim. 6 Eylül itibariyle işyerimiz üretime ara verdi, o tarihten bu güne kadar burada direnişteyiz. 3 aylık birikmiş maaşımız var verilmeyen... iş akdimiz feshedildi, tazminatlarımız ödenmedi. Burada haklarımızı alma mücadelesine giriştik, yarın itibariyle bir ay olacak direniş başlayalı.
Buradaki arkadaşlarımızın sıkıntıları gerçekten çok büyük, işçiler 3 aydır kiralarını, elektrik, su, doğalgazını ödeyememekteler. 3 ay ücret alınamamış, düşünün... Sunun akabinde geçen 1 aylık da zaman var. Şu anda fazla bir adım atılmış değil alacaklarımızla ilgili. Biz bir an önce birilerinin devreye girmesini istiyoruz. Ya alacaklarımızı devletin üstlenmesini ya da işverene baskı yaparak alacaklarımızı ödettirmesini istiyoruz. Bu ne kadar yeterli olur, tahmin edemiyoruz. Protokol çalışmamız var.
Alınteri: Protokol çalışması dediğiniz nedir?
Necmettin Demirel: İşverenle sendikanın hukuki süreci öne çekebilmek için karşılıklı iyiniyet çerçevesinde anlaşma yapmaya çalışması. Mahkeme süreci çok ağır ilerliyor, bu nedenle bizim borçlarımızın tespiti bir yıllık bir süreyi buluyor. Ama protokol yapıldığında bu süreyi yarıya çekmiş oluyoruz. Karşılıklı centilmenlik sözleşmesi ile bütün haklarımızın sabit olduğu, burada doğacak bir olumsuzluktan hak kaybına uğramayacağımızı teyit ettirmiş olacağız. Hukuksal süreç devam edecek, burada haciz koyacağımız yerler gösterildi, ama bunun daha da genişletilmesini istiyoruz ve şimdilik protokol üzerinde müzakere yapıyoruz. Hukuksal süreci öne almak için.
Alınteri: İşçiler bu protokol müzakeresine nasıl bakıyorlar.
Necmettin Demirel: Uygun şekle getirilirse olumlu bakıyorlar, ama şu an tam işçilerin istediği seviyede değil.
***
Alınteri: Adınız ve Feniş’teki göreviniz nedir?
Hüseyin Ekinci: Feniş Alüminyum'da yüzey işlemci olarak kayıtsız çalıştım, 4 senedir kayıtlı olarak bakım işinde çalışıyorum.
Alınteri: Direnişin başlaması, patron maddi açmazları bahane ederek tek taraflı olarak işyerini kapattı, işçierin sözleşmelerini feshetti. Bunun bir gerçekliği var mı?
Hüseyin Ekinci: Ben bu bahaneye inanmıyorum. Çünkü bu olay 2001’den itibaren başlayan bir olay... Feniş tarihine baktığımızda ‘70’li yıllarda burası bir nalburdu; 2 ortakla kuruyorlar. Burası küçük bir nalburken şimdi kocaman bir holding haline gelmişse bu işçinin eseridir. Ama sermayede vefa, minnet duygusu olmadığı için bu durumdayız. 1500-1600’lerde üretim yapılırken bizim maaşlarımızı taksit taksit ödediler; bizi bu konsepte uydurdular. Biz farkında olmadan -bazılarımız farkındaydı ama herkes aynı bilinçte olmadığı için- bu oyuna getirildik. En son Eylül’ün 6’sında ödeme yapacağız dediler ve kapının önüne koydular bizi, 9’unda direnişe başladık.
Alınteri: Bugünbir toplantı yaptınız. Bu toplantıda neler konuşuldu biraz anlatır mısınız?
Hüseyin Ekinci: Şu anda yaşadıklarımız mevcut sistemin, kapitalizmin bir tezahürü. Biz kendi göbeğimizi kendimiz kesmeye çalışıyoruz. Bir cenderedeyiz ve bir çıkış yolu arıyoruz. Sonuçta seçtiğin vekil sana hizmet etmiyorsa, sermayenin vekilliğini yapıyorsa olay bitmiştir. Çıkan yasalara baktığımızda işçiler için çıkan bir yasa yok. ‘80’den bu yana işçi sınıfına karşı bir hareket var köleleştirmek için, kendi istedikleri şekilde yönlendirme çabaları… Bunun sonucunda buralara geliyorsunuz. Sermaye için sen dinci olmuşsun, sen Alevi olmuşsun ya da Sünni olmuşsun bunların hiçbir önemi yok; sermaye sadece kendi çıkarları için gereğini yapıyor, iktidar da uyguluyor. Türkiye’de acilen genel greve gidilmesi lazım. ‘86 senesinde ben sigortalıydım, o zaman devlet bana (işçilere) verdiği sözü yedi! Ben devlete güvenemeyeceksem kime güveneceğim?

Mevcut yasalara baktığın zaman işçi lehine bir tane yasa yok, bir insan 50 TL’ye dava açacakken şimdi 500-600 liraya ancak açabiliyor. Nereden verecek bu parayı; adamın 3 aylık maaşını ödememişsin!.. Bizim sorunumuz sistem, ben buna inanıyorum artık. Sorun sistemin işçi sınıfı üzerinde uyguladığı kölelik dayatmasıdır. Kim gelirse gelsin hükümete AKP, CHP, MHP ya da başka kim gelirse gelsin bizim sorunumuzu sistem içerisinde çözemez. Bugün Hükümet Hakan Fidan için yasa çıkarabiliyorsa benim için de çıkarsınlar. Ben halkım, ben asilim; benim vekilim benden çok söz sahibi, böyle bir şey olabilir mi ya? Bugün buranın asili Sedat Aloğlu, Genel Müdür Vekilidir. Genel Müdür, Sedat Aloğlu’nun istediği doğrultuda hareket etti, “işçileri kapıya koy” dedi Sedat Aloğlu; o da koydu. Ben neden vekilime ulaşamıyorum, o duvar neden var?
Alınteri: Bugünkü toplantıyla ilgili neler söyleyeceksiniz?
Hüseyin Ekinci: Mevcut sistemin hukukuna göre elimizde bir şey olsun diye, protokol yoluyla icra takibini başlatıp hukuksal süreci öne çekmeye çalışıyoruz.
Alınteri: Direnişin gidişatı size göre nasıl, her şey olması gerektiği gibi mi?
Hüseyin Ekinci: Direnişin gidişatında eksikler var, kopmalar başladı haklı olarak... Bu insanlar maaşını almamış, parası yok ve çalışmak zorunda. Sendikadan da böyle bir maddi destek verilmediği için kopmalar başladı.
Alınteri: Sendikanın üzerine düşeni yaptığına inanıyor musunuz?
Hüseyin Ekinci: Gebze Şubesi ile Genel Merkez’i ayıralım. Şube üzerine düşeni yapıyor. Genel Merkez hukuksal olarak avukatını görevlendirdi, 250’şer lira can suyu dağıtıldı. Eylem anlamında bu daha başlangıç, ilerleyen süreçlerde eylemler de sertleşecek, devam edeceğiz.
[Sürecek]