Pazar, 30 Temmuz 2006 (20 yıl 2 ay önce)
13 Afrikalı göçmen Avrupa yolunda açlık ve susuzluktan öldü.
Sicilya'nın 200 kilometre güneyinde bulunan Lampedusa Adası'nın 130 kilometre açığında küçük bir teknede 14 göçmen yakalandı. Yedisinin sağlık durumu ağırdı. Bunlardan ikisi şu anda komada. Fakat aslında onlar “şanslı olanlar.”
Çünkü 20 gündür denizde olan göçmenler yolculuğa 27 kişi başlamışlardı. 20 günde Libya kıyılarından kuzeye doğru 170 kilometre ilerleyebildiler. Geride 13 ölü bıraktılar. Yakıcı Akdeniz güneşi altında, açlık ve susuzlukla delilerek ölen 13 insan.
Ölüme yenik düşenler daha ölmemişler tarafından usulca Akdeniz'in tuzlu sularına bırakıldılar. Belki cesetleri varır diye Avrupa kıyılarına...

BÜYÜK GÖÇ
Avrupalı emperyalistler, Kuzey Afrika devletlerini mülteci göçünü önlemeleri için silah ve maddi yardımla destekliyor. AB'den 120 milyon dolarlık dış yardım alan
Fas devleti sınırlarını aydınlatıp, sınır güvenlik güçlerinin sayısını 7 binden 11 bine çıkartarak adeta insan avına çıktı.
Ekim 2005'te bir grup
Mali ve
Senegalli mülteci, kaçak yollardan
İspanya’ya geçmeye çalışırken, Fas jandarması tarafından yakalandı. Zorla
Cevta-Mellila çöl bölgesine sürülmek istendiler. Karşı çıktıklarında 8'i hemen oracıkta katledildi. Geri kalan altısı ise terk edildikleri çölde açlık ve susuzluktan öldü.
2003 yılında Fas jandarması tarafından zorla Cezayir çölüne sürülen
binlerce Nijeryalı'dan kaç yüzünün açlık ve susuzluktan öldüğü hala bilinmiyor.
Aralık 2005'te
Mısır polisi BM bürosu önünde mültecilik başvurularının kabul edilmesi için 90 gündür oturma eylemi yapan
3 bin Sudanlı'ya saldırıp 20'sini katletti. Zorla otobüslere bindirilen Sudanlı'ların akibeti hakkında bir bilgi yok.
Mülteciler geçiş bölgesi devletlerini atlatsalar dahi geçmişin köle tüccarlarından hiçbir farkı olmayan
insan tacirleri tarafından katlediliyorlar. Tacirler çoğu zaman paraları aldıktan sonra veya yakalanma olasılığı doğduğunda ya tekneleri deniz ortasında bırakıp kaçıyorlar ya da tekneyi kendileri batırıyorlar. Daha
Haziran ayında
Kuşadası sahillerine vurmuştu mülteci cesetleri.
Esir kamplarına benzer yerlerde aylarca süren yolculuklarda ölenlerin sayısı da muamma. Mayıs ayında kaza yapan bir kamyonun kapalı arka kapısından fotoğrafta da görüldüğü üzere tam
41 göçmenin cesedi yayılmıştı otoyola.
Açlığın, kuraklığın ve bitmeyen iç savaşın etkisiyle ülkelerini terk eden; işsizliğe ve geleceksizliğe karşı sadece karın doyurmayı umarak başlayan büyük göç dalgası büyük trajedilerle noktalanıyor.
Tıpkı yumurtalarından çıkıp suya ulaşmaya çalışırken yüzde 80'i alıcı kuşlara, suya ulaşanların da yüzde 70'inin balıklara yem olduğu su kaplumbağaları gibi, insanlara reva görülen de “doğal ayıklama” değil, kapitalist ayıklama... Bu kapitalist ayıklanmadan sağ çıkanları ise ulaştıkları ülkelerde uzun çalışma saatleri, sefalet ücretleri, baskı, dayak, aşağılama vb. ile yavaş bir ölüm bekliyor.