Hekimlere hapis!

Devletin sağlık çalışanlarına yönelttiği bu saldırı, aslında toplumun tüm kesimlerine de bir gözdağı...

GÜNCEL
Cumartesi, 30 Kasım 2013 (12 yıl 10 ay önce)

Gezi’nin hükümette yarattığı öfke ve korku, ortaya çıkan yeni yasalar, tutuklamalar, işten atmalar, gözaltılar vb uygulamalarla kendini göstermeye devam ediyor. Bir yandan Gezi’nin yarattığı intikam duygusu, diğer yandan sistemin yeniden şekillenişi içerisinde ayakbağı teşkil edebilecek unsurların önünü kesme ve yeniden ortaya çıkabilecek isyanlara karşı bir önlem olarak -Gezi’den de çıkarılan dersle- onu besleyen damarları önceden kesme isteği devleti birtakım önlemler almaya itiyor. Bu kendini polis şiddetinin dizginsizce kullanımı olarak ortaya koyduğu gibi, yasalardaki düzenlemelerle de gösteriyor.

Şu ana kadar onlarca gözaltı ve tutuklama, işten atılma, soruşturmaya uğrama vb. baskılar da bunu gösteriyor. Bu kaygıların ve öfkenin son olarak hedefi ise sağlık çalışanları oldu.

Haziran İsyanı sırasında hekimler ve sağlık çalışanları kurdukları revirlerde, polis şiddeti yüzünden yaralanan yüzlerce insana ön müdahalede bulundular. Yaptıkları her şeyden önce meslek onurlarına sahip çıkmanın ve insan olmanın bir gereğiydi. Ancak gaza maruz kalmış, gaz fişeği kafasına ya da gözüne saplanmış, polis tarafından darp edilmiş, plastik mermilerle vurulmuş, gazlı sularla vücutları tahriş edilmiş yüzlerce insana yapılan ve birçoğu hayat kurtarıcı olan bu müdahaleler devleti olabildiğince rahatsız ediyordu uzun zamandır. Bununla ilgili birtakım girişimlerde de bulunulmuştu. Gezi’de görev yapan hekimlerin isimlerini öğrenmeye çalışma, soruşturma açma vb. uygulamalarla gözdağı vermeye çalışmıştı.



Bu saldırıların bir devamı şimdi mecliste yasalaşmayı bekliyor. Sağlık Torba Yasa Tasarısıyla eylemcilere yardım eden sağlık çalışanlarına hapis cezası ve para cezası getiriliyor. Bu yasanın 33. Maddesi “Sağlık hizmeti sunumuyla ilgili tüm iş ve işlemler Sağlık Bakanlığı'nca denetlenir. Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana kadar verilecek olan sağlık hizmeti hariç, ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunan veya yetkisiz kişilerce sağlık hizmeti verdirenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde düzenlenmiş. Böylece sağlık çalışanlarının mesleklerini bağımsız yapabilmeleri önünde büyük bir baskı oluşturulacak ve sağlık kendi istekleri dorğultusunda sıkı bir denetime tabi tutulacak. Öyle ki, bir eylemde yaralıya müdahale eden sağlık çalışanı tutuklanarak, para cezasına çarptırılacak. Böylece hem Gezi’nin hesabı sorulmuş olacak hem de çalışanlar üzerinde dizginsiz denetim hakkıyla, insanlığından soyutlanmış, meslek onurunu yitirmiş ve böylece toplumdan kopmuş, para hırsıyla hareket eden hekimler yaratılacak... Böylece sağlığa hem kendi istediği biçimi vermiş olacak hem de korkularının önünü bir nebze almış olacak...

Sadece insani açıdan bakıldığında bile, bir yaralıya müdahale etme, onu hayatta tutma, toplumsal olaylarda ya da örneğin deprem ve sel gibi doğal afetlerde sürekli bir sağlık hizmeti sunma gibi bir şeyin, faşizmin gözünde ne kadar tehlikeli ve yok edilmesi gereken bir şey olduğunu görebiliyoruz. O, insana dair ne varsa her şeyin düşmanı. Bunu da bu doğası gereği, kendi varlığını sürdürmek için yapıyor elbette.

Devletin sağlık çalışanlarına yönelttiği bu saldırı, aslında toplumun tüm kesimlerine de bir gözdağı... Sarsılmaz görünen otoritelerini yeniden (gerekiyorsa kafamıza vura vura) kabul ettirme ve kendilerine karşı duran herkesi sindirme isteğinin bir sonucu... Onlarca tutuklama, gözaltılardan sonra aydınlara, sanatçılara açılan soruşturmalar, sonrasında Gezi’ye destek veren hekimlerin cezalandırılması, devletin hem yaşadığı korkuların boyutunu gösteriyor hem de daha da artacak saldırganlığının habercisi...

Bu saldırıları göğüsleyebilmek için ise omuz omuza karşı bir duruş sergilemek ve için için yanmakta olan Gezi ateşini yeniden harlamak gerekiyor.