Salı, 12 Eylül 2006 (20 yıl 1 ay önce)
Tekirdağ 1 No'lu F Tipi Cezaevi'nde disiplin cezaları otomatiğe bağlandı. Verilen disiplin cezalarını protesto eden tutsaklara bir de protesto eyleminden dolayı yine disiplin cezası veriliyor. Gelinen aşamada tutsaklar her gün günde iki kez slogan atıp kapıları dövüyorlar.
Hapishanede Ağustos ayı içinde tutsakların maruz kaldıkları keyfi uygulamaları Hasan Rüzgar'ın, İzmir Cezaevi İnsiyatifi'ne gönderdiği mektuptan aktarıyoruz:
Sevgili Dost Merhaba;
Bu ayda yaşanan hak gasplarını sizlerle paylaşıyorum:
[foto]images.jpg[/foto]
15 Ağustos 2006’da PKK’nin silahlı mücadeleye başlamasının yıl dönümü dolayısıyla PKK’li tutsakların slogan atmasını gerekçe gösteren hapishane idaresi o gün slogan atan tutsaklar hakkında "disiplin soruşturması" açmış ve açılan soruşturmaların neticesinde haberleşmeden (mektup vb.) ve 1 ayda ziyaretten men "cezası" vermiştir.
Yine aynı akşam her ay düzenli yapılan Devrim Şehitlerini Anma Etkinliğinden hareketle hapishane idaresi, bu ay kimi arkadaşlarımız hakkında da aynı şekilde "disiplin soruşturması" açmıştır. Üç gün içerisinde soruşturma açılanlardan sözlü ya da yazılı savunma istenmiştir. Her seferinde olduğu gibi bu defada sözlü savunma yapacağını belirten arkadaşlarımıza "dilekçe yazın" diye dayatmada bulunmuşlardır. Bu dayatmayı kabul etmeyen arkadaşlarımız gün boyu zile basıp sözlü savunma talebini mesai bitimine kadar devam etmişlerdir. Talepleri kabul edilmeyen, savunmaları bir fiil engellenen arkadaşlarımızın haksız ve keyfi bir biçimde aldıkları bu ‘ceza’ yı ve savunma haklarının gasp edilmesini protesto etmek için
21.08.2006 tarihinde hapishanede bulunan tüm komünist ve devrimci tutsaklar olarak saat 15:00, 16:00 ve 17:00’de olmak üzere üç kez
"Savunma Hakkımız Engellenemez!", "Baskılar-Cezalar Bizleri Yıldıramaz" sloganlarını atıp kapılara vurduk.
Bu eylemimizden dolayı hepimize
üç aylık kapalı ziyaretten men ‘cezası’ verildi.
15 Ağustos 06’da slogan atanlar ve anma etkinliğini yapmaları nedeniyle hapishane idaresince haklarında ‘disiplin’ soruşturması açılan bazı arkadaşlarımız şunlardır:
Fevzi Oğuz Arslan, Veli Özdemir,
Caner Uluç, Resul Kocatürk,
Cemal Aydın, Muzaffer Servet,
Turhan Gününa, Yusuf Kaplan,
Mehmet Oğur, Cüneyt Polat,
Aydın Yalvaç, Hakan Seviptekin,
Metin Yamalak, Hamza Akkaş,
Abdullah Günay, Engin Atabay,
Habib Çiftçi, Ekrem Boran,
Diyadin Akdemir, Fesih Ergin,
Ö. Baran Ölmez, Tekin Beyhan,
Lütfü Yoldaş, Fikret Akar,
Sinan Ünlü, Rıza Yıldırım,
Bayram Saz, Muhittin Eser,
Doğan Kartaştan, İlyas Argun,
Tayfun Sertbaş, H.Tahsin Akgün.
Kapı dövmekten dolayı soruşturma açılan ‘disiplin’ soruşturması neticesinde 3 ay kapalı ziyaret yasağı alan arkadaşlarımızın bazıları şunlardır:
Mehmet Sürür, Erkan Altun,
Ulvi Yalçın, Özgür Ertürk,
Bayram Kama, Yaşar Eriş,
Muhammet Akyol, İsmail Yılmaz,
Coşkun Akdeniz, Nihat Konak,
Hasan Rüzgar, Ayhan Güngör,
Barış Akkuş, Erdal Süsem,
Aydın Burgucu, Murat Karayel,
Cihat Özdemir, S.Yılmaz Bulduruç,
Hikmet Kale, Ramazan Aydın,
Muzaffer Öztürk, Hasan Şahingöz,
Ahmet Doğan, Ali Rıza Kaplan,
Aligül Akaya, Hasan Polat,
Hasan Özcan, Sinan Gülüm,
Gökhan Oruç, Cihan Kahraman,
Hüseyin Uzundağ, F.Ergin Arpaç,
Erol Volkan İldem, Turgut Kaya,
Hüseyin Akın, Umut Binbir,
Erdener Demirel, Murat Özçelik,
Fehmi Kahraman, Haydar Bayar,
Menderes Leyla, Cemil Erdem,
Nurettin Temel, S. Serbülent Sürücü’dür. Ayrıca yukarıdaki paragrafta ismini belirttiğim arkadaşlara da aynı ‘ceza’ verilmiştir.
[foto]images.jpg[/foto]
14 Temmuz 06’da kimi arkadaşlarımıza verilen ‘disiplin cezaları’ nı protesto etmek (bir önceki bilgilendirmemizde bu arkadaşlarımızın ismini yazmıştık) maksadıyla bütün devrimci tutsaklar olarak slogan atıp kapıları dövdüğümüz için hepimize
1 ay mektup ve 1 ayda kapalı görüş yasağı verilmiştir. Her iki paragrafta ismini belirttiğim arkadaşlara…
[foto]images.jpg[/foto]
Filistin ve
Lübnan’da İsrail siyonizminin yapmış olduğu işgal ve katliamı protesto etmek amacıyla girdiğimiz üç günlük açlık grevini gerekçe gösteren idare, açlık grevine giren bütün arkadaşlarımız hakkında "disiplin soruşturması" açmış ve ardından da hepimize 2 aylık "
sosyal etkinliklere katılmama cezası" vermiştir. Yalnız bahsedilen bu sosyal etkinliklerin hiçbirine biz katılmıyoruz. Bunları sadece PKK’li arkadaşlar kullanıyorlar.
Asıl olan ‘disiplin soruşturması’ özgülünde savunma yapmamız bir fiil engellendiği yani gasp edildiği için bütün devrimci ve komünist tutsaklar olarak belli saatlerde slogan atıp kapıları dövdük. Bunun üzerine hapishane idaresi, hepimiz hakkında ‘disiplin soruşturması’ açmıştır.
"Disiplin soruşturmaları" otomatiğe bağlandığı için bizde bundan böyle her gün günde iki kez slogan atıp kapıları dövüyoruz. Yani anlayacağınız artık yıllarla ifade edilen ‘disiplin cezaları’nı verecekleri kesin. Sorun özgülünde idare geri adım atana kadar her gün slogana tıp kapıları dövmeye devam edeceğiz.
[foto]images.jpg[/foto]
Toplatması olmadığı halde idarece
‘sakıncalı’ görülüp verilmeyen gazete ve dergiler şunlardır:
Halk için Devrimci Demokrasi gazetesinin 1-16 Haziran 06 tarihli ve 91. sayısı Hasan Rüzgar, Resul Kocatürk ve Erdener Demirel’e verilmedi.
Yine Halk için Devrimci Demokrasi Gazetesi’nin Haziran ayından bugüne kadar çıkan tüm sayıları Hasan Rüzgar’a verilmemiştir. Niçin verilmediğine dair kendisine ne sözlü ne de yazılı bildirimde bulunulmadı. hem de defalarca hapishane idaresine sorulmasına rağmen böyle yapıldı. Görüleceği üzere bu da adıma gelen yayınları engellemenin bir biçimi olarak karşımıza çıkıyor ve çıkmaktadır. Benzer şey
Yürüyüş dergisi içinde yapılıyor.Yürüyüş dergisi
‘yasaklandı’ denip verilmiyor.
Atılım gazetesinin 22 Temmuz 06 tarihli ve 116. ve 117. sayısı
"ÖO ve SAG’da şehit düşenleri ‘övücü ve yükseltici’ ifadelerin bulunması ve bunlara teşvik edici ibarelerin bulunması nedeniyle sakıncalı görüldü" denilerek Hasan Polat, Hasan Özcan, Ahmet Doğan, Ali Rıza Kaplan, Erdener Demirel ve Metin Yamalak’a verilmedi.
İşçi Köylü gazetesinin 14-27 Temmuz 06 tarihli ve 2006-15 (52.) sayısı hiçbir toplatma kararı olmamasına rağmen Caner Uluç, Sinan Gülüm, Bayram Kama’ya verilmedi. Yeni Demokrat Gençlik dergisinin Temmuz 06 tarihli ve 2006-07(112.) sayısı Veli Özdemir, Nihat Konak ve Özgür Ertürk’e verilmedi.
[foto]images.jpg[/foto]
8 Ağustos 06 tarihinde Ulvi Yalçın adına yatırılan
"Felsefe Sır Değildir" ve
"Dağlarda Yaşamın dili" adlı kitaplar ‘toplatma kararı var’ denerek verilmedi. Yine aynı tarihte bir başka kararda Özgür Ertürk adına yatırılan
"Vietnam Halk Savaşı ve Amerika" ve
"Marksizm’de Gerilla Savaşı" adlı kitapları aynı gerekçeyle kendisine verilmemiştir. Toplatma kararı 20-30 yıl önce verilmiş ve bu karar kaldırılmıştır. Ama hala idare bunu kendisine dayanak yapıyor.
[foto]images.jpg[/foto]
03.08.06 tarihli günlük
Özgür Gündem gazetesi verilmedi.
[foto]images.jpg[/foto] Arkadaşımız Erdal Süsem 21.07.06’da fotokopisi çekilmesi için hapishane idaresine hücrede yazdığı bir romanı vermiştir. Fakat 03.08.06’da bu el yazması taslakları geri getiren gardiyan
‘Bunun fotokopisi çekilmeyecek’ diye kendisine iade etmiştir. Nedeni sorulduğunda ise
‘uygun değil’ diye yanıt verilmiştir. Bunun üzerine arkadaşımız C.Başsavcılığı’na ve İnfaz Hakimliği’ne dilekçeyle başvurarak hapishane idaresinin bu keyfiyetçiliğini aktarmış.
Dahası hapishane idaresi keyfi bir biçimde haklarımızı çiğnediğini, görev ve yetkilerinin kapsamına girmediği konularda karar verdiğini belirterek hem usulsüzlüğün mahkum edilmesini hem de talebinin yerine getirilmesini belirtmiştir.
Arkadaşımızın bu başvurusundan sonra hapishane müdürü herhangi bir talep olmadan arkadaşımızın hücresinin kapısına gelerek;
‘Niye uygun bulmadığımızı açıklamak zorunda değiliz, Bakanlık bize görev vermiş…’ Sen bu romanla yandaşlarına talimat gönderiyorsun…’ vb. ithamlarda bulunmuş. Hapishane idaresi bu ve benzeri iddialarla biz tutsakların her türlü üretimlerini, paylaşımlarını yasadışı ilan ederek önünü kesmeye çalışmaktadır. Bunu yaparken hiçbir hukuki ahlaki kriter tanımamaktadır. Daha öncede bu arkadaşımız başka bir hücrede kalan arkadaşımıza
muhabbet kuşunu vermek istemiş fakat idare, bu isteği, talebe redderek
‘muhabbet kuşunun örgüt kuryesi olarak kullanılabileceğini’ iddiasında bulunmuştu. Buradaki mantıkta aynı derecede abestir.
Bir süre sonra İnfaz Hakimliği, arkadaşımızın yapmış olduğu başvurusuna red kararı verildiğine dair kendisine tebliğ edilmiştir. Yapılan tebliğde sözde bir inceleme yapıldığı ve
‘içeriğinde çok fazla Kürtçe kelime’ bulunduğu mensubu olduğu örgüte ait kişilerin ölüm ve eylemlerini kahramanlık hikayesi gibi anlattığı, cezaevi adli personeli hakkında yalan yanlış beyanlarda bulunduğu’ diye gerekçelendirilmiştir.
İnfaz Hakimliği pek yaman!! Devlet hukukuna göre ‘suçlu’ veya ‘örgüt üyesi’ olduğuna karar verecek olan kurum yargı organıdır. Yargı mahkemeleridir. Bizim özgülümüzde ‘ACM’ dir. Arkadaşımız hala yargılanıyor. Yedi yıldır hala örgüt üyesi olduğu tespit edilemedi. Ama İnfaz Hakimliği üstüne vazife olmayan şeylere el atarak ve ‘zekiliğini göstererek’ şipşak örgüt üyesi olduğunu anlamıştır arkadaşımızın. Kaldı ki çalışma gerçekçi bir dille kaleme alınmıştır. Hiçbir örgütün ismi zikredilmediği gibi ortada zaman ve mekanın belli olmadığı yerde Tekirdağ hapishane personelinin nasıl bahsedildiğini anlamak güç.
Ama esas mesele; Kürt sorununa değinmesidir. Çalışmada Kürtçe mesele var deniliyor. Sınırlı ‘demokratik haklar’ kağıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Pratikte MGK genelgeleri seçilip uygulanıyor. Kürtçenin yazılmasında hani ‘yasal engel yoktu’ Ayrıca 145 sayfalık çalışmada topla 150 küsür Kürtçe kelime var.
[foto]images.jpg[/foto] Hasan Rüzgar’a gelen
‘Sömürgeleşme’ adlı kitap ‘Yasak’ denilerek verilmedi. El konulan kitap 20 yıl önce toplatması varmış ama daha sonra toplatılması kalkmasına rağmen hapishane idaresi buna dayanak göstererek kitaba el koymuştur.
[foto]images.jpg[/foto] Erkan Altun’un
21.08.06 tarihinde Gebze M Tipi Hapishanesi'nde kalmakta olan Aysel Güldoğan’a gönderdiği bir adet taahhütlü mektubu
‘Mektup Okuma Komisyonunca’ altı sayfalık mektubun iki sayfasına
‘içeriğinde örgütsel propaganda yapılması, eylemlerin ve protestonun nasıl yapılması gerektiğini, örgütsel yöntem ve eylemleri anlatan ifadelerin yer alması nedeniyle iki sayfasının sakıncalı görülerek el konuldu’ denilmekte.
[foto]images.jpg[/foto] Sincan F Tipi'nden Hasan Rüzgar ve Barış Akkuş adına gelen mektuplar ulaşmadı. Nedeni de belirtilmedi. Keza gönderilen faksta ulaşmamıştır. Mektupları ve faksları gönderenler Zeynel Karabulut ve Serkan Kaya’dır.
[foto]images.jpg[/foto] Yine Hasan Rüzgar ve Barış Akkuş’un Sincan 1 No’lu F Tipi’nden Zeynel Karabulut ve Serkan Kaya’ya gönderdikleri mektuplar ve faks yerine ulaşmamıştır. Bunun da nedeni belirtilmiş değil. Hem de defalarca sorulmasına rağmen..
[foto]images.jpg[/foto] Sincan F Tipi’nden ve Malatya E Tipi’nden Hasan Rüzgar’a gelen mektupların bazı yerleri karalı gelmiştir. El koymadıklarının üzerini sansürleyip veriyorlar.
[foto]images.jpg[/foto] İsmail Yılmaz’ın A.Özdemir’e gönderdiği mektup ‘mektup okuma komisyonu’ tarafından ‘örgütsel propaganda’ yapığı grekçesiyle gönderilmeyerek el konulmuştur. Yine İsmail Yılmaz’ın fotokopisi çekilsin diye idareye verdiği yazı ‘uygun’ değil denilerek geri verildi.
[foto]images.jpg[/foto] Veli Özdemir’in Bolu F Tipi Hapishanesinden Hüseyin Çevik’e gönderdiği bir adet taahütlü mektubun 6 sayfasına ‘örgütsel propaganda, örgütsel iletişim ve etkileşime yönelik yazılar olduğu gerekçesiyle el konulmuştur.
[foto]images.jpg[/foto] Hüseyin Uzundağ’ın
21.08.2006 tarihinde babası Bertal Uzundağ’a gönderdiği bir adet mektuba ‘F Tipi hapishaneleri ve uygulamaları hakkında yalan yanlış beyanlarda bulunduğu gerekçesiyle el konuldu. Karar tarihi 23.08.2006.
[foto]images.jpg[/foto]
11.08.2006 tarihinde yapılan olağan genel aramada Mehmet Sarar ve Erkan Altun’un kaldıkları hücrede spor yapmak için bir buçuk litrelik su petlerine kantinden aldıkları tuzla doldurup ağırlık yapmışlardır. Tuzdan yapılan bu ağırlıklar, yaklaşık 6 yıldır hücrede bulunuyordu ve herhangi bir ‘sakınca’ görülmüyordu. Nedense 11.08.2006 tarihinde yapılan aramada
‘nicelik ve niteliğine’ bakılmak üzere el konuldu. ‘Ne olduğuna bakın ve ne olduğunu öğrendikten sonra ona göre geri verin’ dendi. El konulan tuzlar hakkında şu ana kadar bir bilgi verilmedi. Hem de dilekçe yazılıp gerekli bilginin istenmesine rağmen hala yanıt verilmiş değil. Anlaşılan o ki tuzun hala niceliğini ve niteliğini tespit edemediler herhalde.
[foto]images.jpg[/foto] Mehmet Sarar ve Erkan Altun’un bellerindeki rahatsızlıktan kaynaklı dilekçe yazarak görüş kabinleri ve hücrelerindeki sandalyelerin değiştirilmesini talep ettiler. Görüş kabini ve hücredeki sandalyelerin işlevli olmadıkları için böyle bir talepte bulunmuşlar. Verilen dilekçeye hapishane müdürünün hücre kapısına gelerek verdiği yanıt şöyle: ‘Sandalyeleri kantinden almanız gerekir. Şeklini şemasını çizip belirtin o da kantine gelirse ancak kendi paranızla alabilirsiniz’ demiştir.
[foto]images.jpg[/foto] Erdal Süsem ve Aydın Burgucu’nun kantinden satın aldığı voleybol topunun sibobu bozuk çıkmıştır. Topa vurdukça hava kaçırıyormuş. Bunun üzerine idareye ‘ya bunu şişirin ya da değiştirin’ demişler ancak bu istemde kabul edilmemiştir.
[foto]images.jpg[/foto] Su sorunumuz hala devam ediyor. Herhangi bir düzelme yok. Kısıtlı verilen su kimi zaman gün boyu verilmiyor. En son 21.08.2006’da gün boyu soğuk su verilmedi.
Selamlar,
Hasan Rüzgar
1 Nolu F tipi cezaevi
Tekirdağ