Kağıt Sektörü ve Çorlu

GÜNCEL
Perşembe, 2 Kasım 2006 (19 yıl 11 ay önce)

Ds Smhith Trakya Oluklu Kutu Sanayi Fabrikası'nda çalışan işçilerin DİSK’e bağlı Tümka-İş sendikasına üye olmaları ve ardından yaşanan süreç bize Trakya’daki kağıt sektörü hakkında geniş bir değerlendirme yapmaya olanak vermektedir. Trakya’da ve özelde kağıt sektörünün toplandığı Çorlu bölgesindeki kağıt ve kağıt ambalaj işletmeleri sayısal olarak azlıklarına ve çalışan işçi sayılarındaki azınlığına karşın bölgede var oluşlarından bu güne kadar sürekli olarak sendikalaşma mücadelelerinin içinde olmaları ve her dönemde mutlaka bir veya birkaç fabrikada ortaya çıkan işçi hareketleriyle incelenmeye değer bir sektör olarak görülmelidir.

Kağıt ve ambalaj sektörü hakkında ön bilgiler…

Trakya bölgesinde 80’li yıllarla birlikte gelişmeye başlayan çeşitli sektörlerden fabrikaların her düzeydeki ihtiyaçlarına bağlı olarak ana sektörleri beslemeye yönelik ambalaj üretimi de ortaya çıktı. Bugün bölgede bulunan irili ufaklı fabrikaların ve bazıları daha büyük uluslararası şirketlerin fabrikalarının ambalaj ihtiyaçları Çorlu’da bulunan fabrikalardan karşılanmaktadır. Bunun dışında ülkenin çeşitli sanayi bölgelerine de yüksek miktarda üretim yapılmaktadır.

Bölgeye ilk yatırımı yapan grup Eren Holding’dir. 1981 yılında Modern Karton işletmesini Çorlu’ya kuran holding süreç içinde yerel bir işletme olmaktan çıkarak bugün ambalaj sanayisinin ana girdisi olan kağıt çeşitlerini üreten en büyük firmalar sıralamasında yer almayı başarmıştır. Ülkede üretilen oluklu ambalaj kağıdı üretimin yüzde 40’ını tek başına yapabilecek bir kapasiteye sahiptir. Bugün 300 bin ton olan yıllık üretim kapasitesini 700 bin ton/yıllık haline getirmek için geçtiğimiz yıl içinde 365 milyon dolar dış kredi alarak sektörde ne kadar büyük bir yeri olduğunu göstermiştir. 365 işçi ve beyaz yakalının çalıştığı fabrika gün geçtikçe büyümeye devam etmektedir.

Eren Holding kağıt sektöründe büyümeye 1997 yılında Çorlu’da kurduğu ve karton ambalaj üretimi yapan Modkar Ambalaj fabrikasıyla devam etmiştir. Bugün 100 bin ton/yıllık kapasiteye sahip olan ambalaj fabrikasında 274 işçi ve beyaz yakalı çalışmaktadır.

Eren grubu dışında Soyak grubu da 1994 yılında İstanbul’dan Çorlu’ya taşınan Olkusan Oluklu fabrikasını 1997 yılında satın alarak ambalaj sektörüne girmiştir. Grubun Çorlu fabrikası dışında da kağıt sektöründe fabrikaları bulunmaktadır. Olkusan Oluklu 48 bin ton/yıllık kapasitede ve 120 işçi ve beyaz yakalı çalıştırmaktadır.

Denizli kökenli olan Cafer Sadık Abalıoğlu Holding'e bağlı olan Dentaş Ambalaj Kağıt işletmesi de 2002 yılında Çorlu’da kurduğu fabrikada üretime başlamıştır. Bu kurulan kağıt fabrikaları arasında en yenisidir. Yıllık 80 bin ton/yıllık üretim kapasitesine sahip fabrikada 200 işçi ve beyaz yakalı çalışmaktadır.

Bu günlerde sendikalaşma süreci yaşanan Ds Smhith ise İngiliz kökenli bir uluslararası şirketin yatırımıdır. Çorum’da bulunan Çopikas ve Ds Smhith dışında da bu sektörde fabrikaları vardır. Şu an 90 işçi ve beyaz yakalı çalıştırmaktadır.

Bu fabrikalar dışında bölgede küçük çaplı ve daha sınırlı ürünler üreten atölyeler, taşeron işletmeler ve kağıt dönüştürme tesisleri de mevcuttur.

Yukarıda adını saydığımız bu fabrikaların tümünde taşeron örgütlemesi ve gündelik çalıştırma yöntemleri yaygın olarak uygulanmaktadır. Ana üretim alanları dışında; dikiş, hızar, ayıklama, paletleme, sevkiyat gibi bölümler fabrikada bulunan taşeron şirketler eliyle taşeronda çalışan işçilere ve gerekli görüldüğü zamanlarda da gündelikçi olarak tutulan işçilere yaptırılmaktadır. Bunun dışında ana üretim alanlarında da aynı işi yapan işçilerin farklı şirketlere bağlı olarak çalıştırılma uygulaması görülmektedir. Olkusan ve Dentaş fabrikalarında ana üretim alanlarında da taşeron işçilik uygulanmaktadır. Taşeron işçilerle ana işletmenin işçileri arasında sosyal haklar ve ücret konusunda ayrımlar ve eşitsizlikler yaygındır. Bazı durumlarda işe ilk giriş sürecinde taşeronda çalıştırılan işçi bir süre sonra ana işletme işçisi haline getirilmektedir. Fakat fabrikalarda sürekli olarak taşeron çalışan işçiler de yaygındır.

Bu işletmelerde ücretler ve diğer sosyal haklar ile çalışma koşulları arasında büyük farklar bulunmamaktadır. Modern karton işletmesi bu fabrikalar içinde en eskisi olması ve doğrudan kağıt üretiminde çalışacak uzman işçilik ihtiyacına bağlı olarak görece ücret ve diğer sosyal haklar konusunda daha ileri durumdadır. Karton kutu üretimi yapan fabrikalar da ise uzmanlık isteyen makine oporetörlüğü ve benzeri alanlarda çalışan usta işçiler dışında ücret düzeyleri asgari ücret ve yakını düzeydedir. Uzmanlık gerektiren işler dışında ve özellikle makine besleme ve toplama işlemlerinde çalışan işçiler arasında işten sürekli çalışma eğilimi zayıf ve başka sektörler arasında geçişkendir. Örneğin tekstil de çalışan bir işçi bir süre boyunca kağıt sektörüne gelmekte, iş yoğunluğunun yıldırıcılığı ve düşük ücretler yüzünden kısa zamanda ayrılabilmektedir. Fakat sektörde uzun yıllardır çalışan hatta başka illerde de kağıt sektöründe çalışmış olan uzman işçi sayısı da azımsanmayacak kadar çoktur. Hatta bu işçiler arasında bir fabrikadan başka bir fabrikaya çağrı usulüyle gidişler görülmektedir ve bu durum özellikle oporetör işçilere görece bir serbestlik tanımaktadır. Aynı zamanda da çalıştıkları fabrikalarda işçiler içinde ağırlığı olan ve yönetimle işçiler arasındaki günlük sorun ve istekleri çözmeye yönelik bir fonksiyonda icra etmektedirler. Bu işçiler arasında geçmiş yıllarda daha yüksek ücretlerle çalışmanın getirdiği görece iyi yaşam koşullarına kavuşma; ev, araba mülkiyeti gibi durumlar daha sık görülmekte, bazıları da bu durumu kendini işçilerden kopartan bir ayrıcalık olarak görebilmektedir. Fakat son yıllarda ücret seviyelerindeki düşüş ve çalışma koşullarında yaşanan geriye gidiş bu kesimi de etkilemektedir. Yine de bu sektördeki çekirdek işçileri bu kesim (makinacılar, kalıpçılar, ustalar, vb..) oluşturmaktadır. Bu güne kadar bu fabrikalarda yaşanan sendikalaşma süreçlerinde bu işçilerin başını çekmediği hiçbir hareket olmamıştır, olanlar da ise bu işçilerin tutumuna bağlı olarak erken bir dağılma veya kitlesel bir sendikalaşma durumu ortaya çıkmıştır. Patronlar da bu gerçeği bildiklerinden dolayı bu tür işçilerle daha farklı ilişkiler kurmaya, ücret politikasıyla ayrımlar yaratmaya özen göstermiştir. Bunun yeterli olmadığı süreçlerde ise başka işçileri oporatör yapma vaadiyle yanına çekmeyi denemiştir.

Sendikalaşma hareketleri….

İlk sendikalaşma hareketi 1980’li yılların sonunda Modern Karton’da başlamıştır. Fakat başarıya ulaşamadan dağılmıştır. O dönemi yaşayan işçilerin anlattıklarına göre sendikanın yüzüstü bıraktığı mücadele yenilgiye uğramıştır. Bu fabrikada bundan başka da bir sendikalaşma hareketi ortaya çıkamamıştır. Fakat iki yıl önce bireysel iş sözleşmesi dayatmasına karşı gelişen tepkiler sonucu sözleşmeler geri çekilmek zorunda kalmıştır. Bugün de deneyimli işçi sayısı ve sayısal büyüklüğü en iyi durumdaki fabrika da sendikalaşma potansiyeli sürmektedir.

2002 yılında Modkar Ambalaj işçileri Türk-İş’e bağlı Selüloz-İş sendikasında örgütlenme çalışması başlatmıştır. Bunun karşısında patron 80 işçiyi işten atma yoluna gitmiştir. Sendikalaşmaya öncülük eden işçilerin deneyimsizliği ve sendikanın ihaneti karşısında bir ay kadar süren süreçte çeşitli kereler gözaltılar meydana gelmiş, sendikalaşma direnci kırılmıştır. Atılan işçiler diğer kağıt fabrikalarına dağılmıştır.

2003 yılında ise Olkusan Oluklu'da DİSK’e bağlı Tümka-İş sendikasında örgütlenmeye çalışan işçiler kısa zamanda dağılmaya uğramışlardır. Çünkü çekirdek işçilerle diğer işçiler arasında yaşanan çelişki bunda etkili olmuştur. Sendikalaşma hareketi büyük ölçüde işten ayrılmaya dönüşmüş, bir kısım işçide sendikadan istifa ederek işyerinde kalmaya devam etmiştir.

En son 2006 yılında Ds Smith Ambalaj fabrikasında da işçiler DİSK/ Tümka-İş fabrikasında örgütlenme çalışmalarına başladılar. Birkaç ay süren örgütlenme çalışması patron tarafından fark edildikten sonra önce işçiler vazgeçirilmeye çalışılmış, ardından da aynı patronun Çorum fabrikasında bulunan Selüloz-İş sendikası devreye sokularak bu sendikaya üye olmaya zorlanmışlardır. Selüloz-İş sendikası adı geçen fabrikada da kağıt üzerinde yetkili bir haldedir. Bu fabrikada da patronun bir uzantısı olarak işçiler arasında bölünme ve istifaları gerçekleştirmeye çalışmıştır. Bir ay öncede başlayan işten atmalarla sendikalaşmaya öncülük eden işçiler işten atılmaya başlanmıştır. İşten atmalarla birlikte içerideki örgütlülük büyük ölçüde dağılmış, atılan işçiler sendikalarının süreci savsaklaması ve yayması sonucu istedikleri halde bir direniş çadırı dahi kurumamışlardır. Son olarak yapılan bir basın açıklaması eylemi ile yeniden toparlanmaya çalışılmaktadır.

Dentaş Ambalaj'da ise bu güne kadar sendikalaşma yönünde bir çaba ortaya şimdilik çıkmamıştır. Bunda fabrikanın görece yeni kuruluyor olmasının, taşeron örgütlenmesinin yaygınlığı, genç ve deneyimsiz işçilerin çokluğu gibi etkenler öne çıkmaktadır. Fakat bu fabrikada da diğer fabrikalardan gelen ve sendikalaşma süreci yaşayan işçilerin varlığı da önümüzdeki dönem için olumlu bir işaret sayılabilir. Fakat bu güne kadar yürütülen sendikalaşma süreçlerinin başarısızlıkla sonuçlanması da geciktirici bir etkendir.

Sendikalaşma deneyimlerinin gösterdikleri

Bölgede kurulu olan beş fabrika ve çeşitli küçük işletmelerle kağıt sektörü işçileri kendi içinde ortak davranış ve kültürel özellikleri olan ve bu yönde daha güçlü bir eğilim gösteren bir sınıf bölüğüdür. Sendikalaşma süreçleri birbirinden bağımsız ve farklı zamanlarda gelişse de; çalışma ilişkileri, koşulları ve sektörel özellikler açısından birbirine yakınlıkları artmakta, bunu besleyen bir olgu olarak da fabrikalar arasında işçi sirkülasyonu da önemsenmelidir. Sektörde çalışma süresi gün geçtikçe uzamakta ve yaygınlaşmaktadır.

Son sendikalaşma süreci ve önceki deneyimlerin gösterdiği sonuçları ortaya koymak gerekir. Öncelikle tüm dağınıklığına ve zayıflığına karşın sektörde sendikalaşma yönünde bir eğilim açıkça görülmekte ve bu eğilim kendini daha eylemci ve pratik olarak dışarı vurmaktadır. İşçiler arasında mücadele deneyimi birikimi sözel olmaktan çıkarak pratik sonuçlara doğru evrilmekte ve gelişmektedir. Öncelikle çekirdek işçilerle diğer işçiler arasındaki var olan ve sürdürülmeye çalışılan ayrımlar gün geçtikçe azalmakta ve daha bütüncül bir işçi kimliğine doğru gidilmektedir. Sektördeki çalışma hayatı işçiler aleyhine olmak üzere (genel koşullara da bağlı olarak) gün geçtikçe bozulmakta ve bu da yeni patlama dinamikleri oluşturmaktadır. Taşeron işçilerle kadrolu işçiler arasında görece var olan ücret farklılıkları erimekte, bu güne kadar yabancı bir unsur gibi görülen ve bu amaçla oluşturulan taşeron işçiler de mücadelenin bir parçası olma haline gelebilecek zemine doğru gitmektedir.

Bunların dışında öncü unsurlar haline gelebilecek işçiler arasında geçmiş yıllarda konuşulan fabrikalar arasında ortak çalışma yürütme ve bu temelde bir araya gelme fikri daha somut bir hale bürünme olanağına sahiptir.

Fakat yaşanan sürecin yenilgilerle ilerlediği göz önüne alındığında ortaya çıkan olguların tamamımın iyi sonuçlar doğurmayacağı açıktır. Öncelikle fabrikalarda şu veya bu düzeyde biriken arayışlar ve sendikalaşma isteği bu yenilgilerle geriye düşmekte; uzun aralıklar oluşturacak sessizlik süreçleri yaratmaktadır. Dahası işçilerin yaşadığı dağınıklık ve mücadeleden kopuş haline de zemin olmaktadır. Önümüzdeki süreç kağıt sektörü işçileri ve özelde de Çorlu’da bulunan fabrikaların işçileri için sıkıntılı ve uzun bir sessizlik halinde geçebilir. Bunda yaşanan deneyimlerin sonuçları kadar sektördeki sendikaların tutumu da büyük ölçüde belirleyici olacaktır.

Sendikalar hakkında…

Sektörde iki sendika bulunmaktadır. Bunlardan birincisi Türk-İş’e bağlı Selüloz-İş sendikasıdır. Bölgede iki fabrikada örgütlenme çalışmasında adı geçen ve her defasında işçileri yüz üstü bırakıp giden bu sendika, örgütlenmesinin ana gövdesi olan SEKA’yı da kaybettikten sonra büyük ölçüde varlık yokluk durumuna sürüklenmeye başlamıştır. Özel sektördeki örgütlülüğü sınırlıdır. Ve bu örgütlülüğü büyük ölçüde uzlaşmacı ve işbirlikçi özelliklerle sürdürmeye çalışmaktadır. Son olarak patronun çağrılısı olarak Ds Smith fabrikasında yürüttüğü ihanet operasyonu sendikanın yönünü bize daha net biçimde göstermektedir.

Sektörde örgütlenmeye çalışan diğer sendika DİSK/ Tümka-İş’tir. DİSK’in küçük ölçekli sendikalarından birisi olan ve aslında sınırlı bir faaliyet gücü ve olanağına sahip Tümka-İş, işçiler için DİSK üzerinden bilinmekte ve bulunmaktadır. Bölgede şu an yürüyenle birlikte iki defa örgütlenme çalışması yürütmüş olmasına karşın, oldukça sınırlı bir yönelime ve çabaya sahiptir. Son örgütlenme çalışmasında dahi işten atılan işçilerin en büyük şikayeti olan konu da budur. İşçiler bir aylarını fabrikadan uzak geçirmek zorunda kalmış, tüm ısrarlarına rağmen sendika yönetimi işçilerin eylem ve mücadele araçlarını kullanma isteğini zamana yaymıştır. İşçileri yasal süreçler beklentisiyle bekletmekte fakat bu süreçte fabrika içinde yaşanan istifa ve ihanete karşı somut adımlar atılmasını sağlayamamıştır.

Kısaca, sektördeki iki sendika da ülkedeki sendikal hareketin küçük birer kopyasını oluşturmaktadır. Bir yanda faşizan ve işbirlikçi örgütlenme bir yanda da geçmişin şanlı günleri ile sınıf içinde meşruluk arayan ama bugün bunun gereklerini yerine getirmeyen yasalcı çizginin örgütlenmesi.

Son olarak, öneriler…

Sektörde çalışan ve çoğunluğu aynı yaşam alanlarında yaşayan işçiler için önümüzdeki dönemde önlerine koymaları gereken öncelikli hedef fabrikalar arası ortak örgütlenmenin zeminini oluşturacak bir dernekleşme veya kağıt işçileri komitesi gibi daha gevşek bir yapının örgütlenmesi olacaktır. Bu sektörde bir dinamiğin olduğu aşikardır. Bunu değerlendirmek sorumluluğu da öncelikli olarak buralarda çalışan öncü unsurların ve sektörün çekirdeğini oluşturan uzmanlaşmış işgücünündür.