Emperyalist ülkelerde, “Teröre karşı savaş” adı altında güvenlik politikaları güncellenip duruyor.
Bu alandaki uygulamalar ve oluşturulan toplumsal atmosferle insanlar birbirilerini düşman görür hale geldi.
AB, yeni güvenlik teknolojileri geliştirilmesi için araştırma inceleme kapsamında, 2013′e kadar insanlardan hortumlanan paralardan bu alana 1 milyar 400 milyon euro ayırdığını deklare etti. Yanlış anlamadınız “güvenlik“ için ayrılan bütçenin dışında bu para yalnızca “araştırma fonu” oluşturmak maksadını taşıyor.
Berlin’de bir araya getirilen 1000 kadar “uzman” ile bunların tartışıldığı bir “Uluslararası Güvenlik Toplantısı“ yapıldı.
Burada konuşan AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Franco Frattini; “Giderek çeşitlilik kazanan modern yaşam tarzı, teröristlere yeni saldırı imkanları sunuyor. Bu yüzden insanların temel haklarından biri olan güvenli yaşama hakkının korunması gerekir” dedi.
“Güvenli Yaşam Hakkı”
Bu “Güvenli yaşama hakkı” için nelerden vazgeçilmesi gerektiği ise açık.
Devletin sosyal yükümlülüklerden soyundurularak tamamen çıplak bir zor aygıtı haline getirilmesi…
Örgütlenme, eylem alanlarındaki özgürlüklerin kısıtlanması…
Eğitim, sağlık gibi yaşam alanlarında var olan sosyal hakların sökülüp atılması…
Yoksullaşmanın artması…
Yapay ayrımlarla (yerli-yabancı, uyumlu-uyumsuz) emekçilerin birbirlerine düşmanlaştırılması…
“Güvenli yaşam hakkı” için bunların her birinde giderek bir derinleşmenin sağlanması gerekiyor.
Onların güvenliği; işçi ve emekçilerin güvencesizliği, yoksullaşma ve özgürlük yoksunluğunun tırmandırılması anlamına gelir. İktidar oldukları sistemin geleceği, sermaye birikimini elinde bulunduran güçlerin ihtiyaç ve taleplerinin karşılanması buradan geçiyor.
İşçi ve emekçilerin, göçmenlerin, kısaca bizlerin güvenli yaşam hakkı için; ekonomik ve siyasal özgürlüklerin korunup geliştirilmesi mücadelesine daha fazla omuz vermemiz, içerisinde yer almamız gerekiyor.
Hava alanlarında kullanılan bazı teknolojiler gece kulüplerinde polis operasyonlarının bir parçası olarak hâlihazırda uyuşturucu ve silah aramada kullanıldı. Bunlar ve diğerleri halka açık mekanlarda kullanılmak üzere çok daha fazla geliştirilebilir. Caddeler, örneğin, olası silah bulunması gibi durumları göstermek üzere keşif cihazları barındırabilir.Bu “güvenlik planı”, hava alanlarında bagajlarda ve insanların üzerlerinde patlayıcı ve silahları tespit etmekte kullanılan yüz tanıma sistemleri, parmak izi tarayıcılar, milimetre dalga görüntüleme ve THz görüntüleme gibi bir takım teknolojik önlemlerin de benimsenmesini içeriyor. Bu kontrollerle elde edilen veri daha sonra dev bir veri tabanında dosyalanacak.