Sosyal şovenizm: En bilinen örneği 2. Enternasyonal, en günceli "14 Nisan solcuları"
Krizdeki bir burjuva devletinde, kabahati başka ülkelerin “karanlık tasarımları” ve “içerdeki ajanları”nın üzerine atarak, halkı, yığınları aldatmak burjuvazinin tarihi kadar eski ve beylik bir burjuva politikasıdır.
Böylece, emekçi kitlelerin kendi gerçek sınıfsal hoşnutsuzlukları temelindeki mücadeleleri şovenizmle boğulmak ve saptırılmak istenir. Böylece emekçi sınıfların “kendi” burjuvalarına karşı mücadelesi tuzaklanıp, burjuvazinin iç ve dış çıkarlarına yedeklenmeye çalışılır.
Kriz içindeki dekadans sınıflar ve onların şu veya bu düzeydeki işçi sınıfı içindeki temsilcilerinin, bu şovenist basınçtan etkilenmeleri, çok geçmeden peşinden sürüklenmeleri, bu zehiri “sosyal” şekere bulayarak işçi sınıfına bulaştırmaya çalışmaları da, eski bir hikayedir.
İster burjuva politikalarının “halka uyarlanmış” versiyonlarının teorisi ve uygulamasını yapmayı üstlenerek, ister şovenizmin basıncına hayırhah bir tutum alıp “istemem yan cebime koy” diyerek, isterse “tarafsızlık” adı altında tavırsız kalarak olsun, bunun adı aynıdır: İşçi sınıfının bağımsız ve sosyalist politikasına yan çizmek, yerine sosyal şovenizmi geçirmek.
Bunun tarihte en iyi bilinen örneği, sarı 2. Enternasyonal'dir. Kautsky'lerin Potresov'ların, “proletarya enternasyonalizmi ile kendi ülke burjuvalarının savunmasını bağdaştırma” çabasıdır.
İşçi sınıfının en sağlam ve tutarlı sosyalist önderliğe ihtiyacı olduğu bir süreçte, işçi sınıfı saflarını terk eden, bir dönemki “işçi, sosyalist” lakaplı partilerin tutumları için, “'kendi' burjuvazilerinin ayrıcalıklarını ve onların sömürgelere sahip olma, küçük ulusları ezme vb. ayrıcalıklarını savunan ulusal liberal 'işçi' politikaları önünde boyun eğmesidir” der Lenin ve devam eder:
Hem Kautsky hem Potresov, ulusal liberal işçi siyasetini, proletaryanın gözleri önüne serecek yerde, savunmakta ve haklı göstermektedirler. Sosyal-şovenistlerin safsatalarının özü işte budur.Öyleyse bizim 14 Nisan solcularını, 2. Enternasyonal fotoğrafına katmanın zamanıdır. “Bizimkiler” de emperyalizmin “karanlık tasarımlarına” karşı çıkıyorlar tabii. Ama bağımsız sosyalist işçi sınıfı tavrı alarak değil, emperyalizmin “karanlık tasarımları”nın karşısına, işbirlikçi burjuvazi ve rejiminin “karanlık tasarımlarına” yedeklenerek, onu “sosyal” şekerlere bulayıp, kitlelere yutturmaya çalışarak.
Bay A. Potresov, "bir saldırıyla karşılaşan" ülkenin özel durumundan sözediyor. Kautsky, "halk, bir düşman istilasından korktuğu kadar hiçbir şeyden korkmaz" diyor.
Eğer bir ülkenin insanları savaşa kendi hükümetlerinin değil, ama komşu devletin karanlık tasarımlarının neden olduğunu görürlerse -ve böyle bir düşünceyi basın, vb. yoluyla halka işlemeye çalışmayacak hangi hükümet vardır!- o zaman... sınırları düşmana karşı savunma arzusu tüm halka yayılır... Öfkeye kapılan yığınlar, orduların sınırlara gönderilmesini engellemeye çalışanları öldürebilir.
Bu, bütün sosyal-şovenistlerin temel düşüncesinin sözde marksist savunusudur.