Cumartesi, 21 Nisan 2007 (19 yıl 1 ay önce)
Kadın ve erkek işçiler, emekçiler, gençler!
150 yıl önce bugün iş gününün 15-16 saat olduğu, ücretlerinse karın tokluğuna bile yetmediği vahşi sömürü yasaları hüküm sürüyordu. Patronlar devasa işsiz kitlesinin varlığını da kullanarak sınıfı kendi içinde vahşi bir rekabete zorluyorlardı. Hiçbir sosyal hak olmadığı gibi, sömürü de kural da yoktu.
İşçi sınıfı bu vahşi sömürü koşullarını reddedip, sınıf olma gücü ile dikilmişti patronların karşısına.
Bugün de tüm dünya işçi sınıfını kölelik koşullarında eşitlemek istiyorlar. Bu saldırganlığın sonuçlarını Avrupa metropollerinde de görüyoruz!
Ücretler en alt sınıra çekilmeye çalışılıyor, tüm sosyal kazanımlarımız gasp ediliyor! Almanya’da çıkarılan Hartz Yasaları, Emeklilik Yasası, Eğitim Yasası, Fransa’da çıkarılmak istenip de emekçilerin mücadele duvarına çarpan CPE yasaları, tüm Avrupa iş piyasalarını sarsacak olan Bolkestein düzenlemeleri, Avrupa merkezli yeni göç yasaları, göçmen emekçilerin tehlike olarak gösterilmeleri üzerinden yapılan ve özünde tüm emekçilerin demokratik kazanımlarının gaspını hedefleyen yeni anti terör yasaları… bunlardan sadece bazılarıdır.
Tüm bu yasal düzenlemelerle yapılmak istenenleri sonuçları ile yaşamlarımızda görüyoruz!
Kadın ve erkek işçiler, emekçiler, gençler!
Sermaye dünyanın her yerini ucuz işgücü cennetine dönüştürmek için tüm yöntemleri kullanıyor! Bir taraftan teknolojik gelişmelerin sunduğu olanaklarla üretimi parçalayıp, nerede ucuz işgücü varsa oraya kaydırıyor!
Diğer taraftan dünyanın çeşitli bölgelerinde yarattığı yıkımlarla her geçen gün artarak çoğalan göç hareketlerini kendi çıkar ve ihtiyaçlarına uygun olarak yeniden düzenliyor! Amacı dünya işçi sınıfını birbiri ile onursuzca bir rekabete zorlayıp, birbirine düşmanlaştırmaktır!
Bunun Avrupa metropollerindeki çarpıcı yansımalarını göçmen emeğinin varlığı ve kullanımı üzerinden oynanan oyunlarda görüyoruz!
Kadın ve erkek işçiler, emekçiler, gençler!
21. yüzyıla işgaller ve savaşlarla girdik! Bugün dünyanın pek çok yerinde emekçiler açlıkla ve militarizmle terbiye edilmeye çalışılıyor!
Tüm dünya emekçileri neoliberal vahşet politikalarında somutlaşan köleliğe boyun eğsin isteniyor! Sermaye dünya düzleminde sınırsızca hareket etmek için önüne çıkan en küçük engele dahi tahammül etmiyor!
Bunun için işgal de dahil tüm yöntemleri kullanıyor! Irak, Afganistan ve diğerlerinde yaşananlar onun nasıl bir dünya tahayyül ettiğinin resmidir!
Kadın ve erkek işçiler, emekçiler, gençler, kardeşler!
1 Mayıs işçi sınıfının patronların köleleri değil, emeğin özgürlük dünyasının savaşçıları olduğunu ilan ettiği gündür! 21. yüzyılın 1 Mayıslarını köleleştirme saldırılarının hız kazandığı bir evrede kutluyoruz.
Fakat sadece sermayenin saldırıları değil, işçi sınıfının ve emekçilerin devasa bölüklerinin dünyanın orasından burasından ateşledikleri isyanların ayak sesleri de giderek hissediliyor! Avrupa’dan, Asya’dan, Avustralya’dan, Afrika’dan, ABD ve Latin Amerika’dan yükselen bu sesler henüz senkronize olmadı!
150 yıl önce bize bırakılan bayrakta,
”İşçilerin vatanı yoktur! Bütün ülkelerin işçi ve emekçileri birleşin!” yazıyordu! Bu bayrağı yeniden dalgalandırdığımızda bu sesler de senkronize olacak!
Bu 1 Mayıs'ta da dünya proletaryasının kolektif niteliği bir kez daha konuşacak. O gücü hissettiğimiz ve onun bir parçası olduğumuzu anladığımız ölçüde dayatılan onursuzlaşmayı reddedecek, irade olacağız!
- Dünyanın bütün işçileri birleşin!
- Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!
- Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!
- Yaşasın devrim ve sosyalizm!
- Yaşasın Marksizm-Leninizm!
- Yaşasın işçilerin mücadele birliği, halkların kardeşliği!
TÜRKİYE İHTİLALCİ KOMÜNİSTLER BİRLİĞİ
YURT DIŞI KOMİTESİ