Pazar, 29 Nisan 2007 (19 yıl 3 ay önce)
Sally Kohn, 25 Nisan 2007 - CommonDreams.org / Alınteri.Net Çeviri Grubu
Şüpheye düştüğünüzde, bir duvar örün!

Şu anda muğlak bir plan olarak ortaya çıkmış olsa da, ben
Bush yönetiminin
Bağdat’daki
Şiiler ile Sünniler arasına duvar inşa etmek planını öğrenince şaşırmadım. Sonuçta
‘duvar’ bu hükümetin en gözde olan ve her amaçta kullanılan sorun giderme aracıdır.
Washington’da yer alan güvenliği arttırılmış Başkanlık Köşkü’nden,
anti-göçmenlik politikalarıyla elektriklenmiş
Meksika sınırına kadar olan her yerde, bu başkan kendisini bir duvar inşacısı ve bir bölücü olarak göstermiştir. Başkan
bilgi ve enformasyon alanında da duvarlar örmüştür. Sır saklama merkezlerini ve sıradışı hüküm vermeleri,
VATANSEVERLİK Yasası’nı (the PATRIOT Act) ve gizli mahkemeleri, sürekli zorluk çıkararak muhalefet eden Cheney ve Rove’un kendi eylemlerini tarif edilebilecek eylemlere dönüştürmek için, hükümet dosyalarıyla oluşan tepeyi yeniden gruplandırmak, ve yaptıkları her şeyi birer sır olarak yapmaya devam ettiklerini bir düşünün.
Başkan Bush ne zaman ki bir sorun tespit etsin, o sorunu kordon altına alıyor. Bana göre bu görev, Cho Sueng-Hui gibi sorunlu bireylere ne yapılabilir sorusu araştırıldığında da aynı sonucu çiziyor. Irak’ta da söyleyebileceğimiz gibi,
biz aslında şiddeti önlemek için bir şey yapmıyoruz. Onu sadece önlüyoruz. Bir duvarla. Belki ilerde ona da bir kurum diyeceğiz.

Şu an yanılıyor olabilirim ama bence eskiden toplum duvarları yıkmak yolunda ilerliyordu, onları inşa etmek yönünde değil. Kültürler arası bölünme. Irklar arasındaki eşitsizlikler. Uluslararası çizgiler. Bana öyle geliyor ki, internetten Avrupa Birliği'ne, kolej kampüslerindeki biseksüelliğe kadar her yerde duvarlar sökülüyor.
Herhalde Bush’un siyasal tuğlaları ve harçları tehlikeli arayışın, gerici bir nostaljinin işaretleri. Ah,
Berlin Duvarı’nın olduğu eski güzel günler… Düşmanın apaçık belli olduğu, ve savunma bütçesinin belirleyiciliğinin daha etkin olduğu eski günler... Bugün Bush Kongre’den savaşının desteğini almakta sorunlar yaşıyor. Ronnie’nin ise bu tür sorunları yok.
En nihayetinde
Çin Seddi 16. yüzyılda tamamlandığında -ki inşasının 3 binden fazla hayata mal olduğu söyleniyor- Ming Hanedanlığı’nı daha sonradan devirecek olan Mançuryalılardan koruma görevine çok az katkıda bulunabilmişti. Berlin Duvarı da çok faydalı değildi.
Soğuk Savaş’ın bunalımlarının ve gerilimlerinin içinde fiziksel olarak gömülmelerinin dışında, bu duvar önceden birleşmiş olan insanları birbirinden ayırarak o kadar büyük çatlaklar yarattı ki,
2004 yılında Batı Almanların
yüzde 25’i ve Doğu Almanların
yüzde 12’si hala duvarın varolmasını diliyorlar. Sorunlarımıza duvar örmenin iyi bir yanını bulabildik mi?
Peki onun yerinde... bilemiyorum... belki de sorunlarımızı çözmek ilk sırada geliyordur desek? Akıl hastasını kitlemeyi değil ama düşünce üretmeyi, toplumsal bir bağ sağlamayı deneyerek.
İran’ı
tecrit edip tehdit ederek değil de diplomasi ve karşılıklı yardımlaşmayla.
Göçmenleri yağmalayarak ve sınırdışı ederek değil de herkesin çalışabileceği bir ekonomi yaratarak.
Biz ve onlar gibi hak ve ayrıcalıkların hiyerarşilerini yaratarak değil de herkese adalet ve eşitlik arayarak, ve böylece sınır ve duvarları kalbimizden, düşüncelerimizden, ve siyasatlerimizden çıkararak.
Benden daha genç olup da Berlin Duvarı’nın çöktüğü zamanı hatırlamayanlar bu duyguları umutsuzca romantik bulabilirler. Ama duvarın düştüğü gün, güneş korkunun felaket varlığına ve duvarın barınaklık ettiği dargınlığa son vererek, bağlılık ve toplum çağının üzerinde parlamaya başladı. Her yerde bağlayıcı olarak görülen duvar, bir uydurma oldu. Bölünenlerin arasında, ve bütün dünyayı birbirine bağlama imkanı ortaya çıktı. Bugün görüyoruz ki, bağlanırlık gelişiyor. Bunu YouTube’dan Bagladeş üzerine olan filmleri ve Singapur’daki çevreci yenilikleri izleyerek de görebiliyoruz.
İyi parmaklıklar, tıpkı iyi komşuluk edemedikleri gibi, hiçbir zaman iyi politikalar da getirmediler. Bush’un duvar inşasını ve gizliliği kucaklaması bana feodal lordların totaliterliğini anımsatıyor. Ama feodalizm de çöktü değil mi? Şimdi
Nuri el-Maliki Bush’un Bağdat duvarı planında bir çukur yarattı, onun yerine bir köprü inşa edemez miyiz?
*Sally Kohn, New York merkezli halk tabanlı kuruluşlarla bütün Amerika’da aile, toplum ve insanlık değerleri ile ilgili olarak çalışan Hareket Vizyon Projesi’nin (Movement Vision Project) yönetmenliğini yapmaktadır. Kendisi ülkedeki ilerici liderlerle gelecek hakkındaki görüşleri ile ilgili röportajlar yapmıştır.