"Üniversite neyinize?"

'Özgürlük' vaadiyle işe başlayan yeni YÖK Başkanı Y. Ziya Özcan gideni aratıyor

GENÇLİK
Pazartesi, 7 Ocak 2008 (18 yıl 4 ay önce)

AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı Gül'ün YÖK başkanlığına atadığı Prof. Yusuf Ziya Özcan, yüksek öğretim sisteminde neoliberal taarruzda vites büyütme görevine hızlı başladı.

YÖK Başkanı Özcan, YÖK'ün kurduğu Ulusal Öğrenci Konseyi Genel Kurulu'nu üniversitelerin özelleştirilmesini hızlandırma platformuna dönüştürdü. Genel Kurul sonrası “öğrencilerle sohbet” mizanseninde, bir öğrenciye sordurulan “Herkes üniversite mezunu olmalı mı?” türünden çanak soruya, “Hayır, olmamalı...” yanıtı veren Özcan, şöyle devam etti:

Okullar bedava. Hiçbir yerde görülmemiştir. Şunu yapmak istiyoruz: Üniversiteleri paralı yapalım, ihtiyacı olana burs verelim. Hiç olmazsa üniversiteler ayağının üzerinde dursun. Sonra, insanlar çalışınca bu parayı geri ödesin. Aynı Kredi ve Yurtlar Kurumu'ndan alınan kredi gibi. İsteyene 8 - 10 bin YTL kredi versek, sonra bunu bize geri ödese. Neyse borcu... ABD'de olduğu gibi, mezuniyetten sonra ödesin. Bunun ideali, hiç kimseyi üniversiteye taşımamak. Sadece belli sayıda insanı taşımak. Diğerlerini, yüksek teknik okullara ve yüksek meslek yüksekokullarına yönlendirmek. Ara elemana ihtiyaç var. İstihdam sorunu çözülür.
İşte size YÖK'ün yeni “ideali”: “Hiç kimseyi üniversiteye taşımamak.” Sadece parası olan burjuva ve üst orta sınıf çocuklarını üniversite mezunu yapmak. “Hiç kimse” ya da “diğerleri” olarak geçen işçi ve emekçi çocuklarının ise “ara eleman” eğitimi neyine yetmiyor?

YÖK'ün yeni saldırı konseptine hızlı başlayan Özcan'ın söylediklerine tepkiler de gecikmedi. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşildere, “Vahşi kapitalist sistemin önerisi. ABD ve Türkiye'de kişi başına düşen pay ortada. Türkiye'de yoksulluk diz boyu. Gelir düzeyinin adaletsiz olduğu bir ülkede, üniversitelerin paralı hale getirilmesi sınıfsal ayırıma yol açar." açıklamasında bulundu. Tüm Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Alpaslan Işıklı ise, “Bu, öğrenciyi müşteri yapma yönündeki bir anlayışın belirtileridir. Sosyal devlet, okuyandan para almaz. ABD'deki sistemi taklit etmek için oranın olanaklarına sahip olmak gerek." dedi.

Sanki bir “sosyal devlet” kalmış, sanki üniversite öğrencileri arasında sınıfsal kutuplaşma iyice belirginleşmemiş gibi! YÖK'ün yeni yönetimiyle artan neoliberal saldırganlığı, bu süreci mantıki sonucuna götürmeye çalışmaktadır. Özcan, emperyalist ve işbirlikçi burjuvazinin “emekçilerin üniversite neyine” politikasının pervasızlaşan icracısıdır sadece.

Özcan'ın birkaç gün önceki “asistanlar maaş almasın, asistanlık süresi emekliliğe sayılmasın, öğretim üyelerinin emeklilik yaşı 70'e çıkartılsın” türünden açıklamaları da, öğretim üyeleri ve asistanlar derneklerinden büyük tepki almıştı.

Fakat bu pervasızlık, artık “açıklamalarla” yanıtlanacak gibi değil. Sıra şimdi, bu pervasızlığı öğrencilerin, öğretim üyelerinin, asistanların, üniversite işçi ve emekçilerinin birleşik mücadelesiyle, eylemleriyle yanıtlanmasında. Sıra Genç-Sen'in kendini eylemlerle ortaya koymasında, üniversite öğrenci, asistan, öğretim üyesi, işçi dernek ve sendikalarının birleşik eylemler örgütlemesinde. Kölece Çalışmaya, Kölece Yaşamaya, Kölece Paralı Eğitime, Diplomalı İşsizliğe Hayır sloganlarının eylemlerle yükseltilmesinde!

Kahrolsun kapitalizm, kahrolsun YÖK!
Üniversitelerde Amerikan sistemine hayır!
Herkese iş, parasız sağlık ve eğitim güvencesi!
Sağlık ve eğitimde vites büyüten saldırılara karşı sokağa, eyleme, genel greve!