Burada Türkiyeli devrimci işçi yoldaşlarımla olmaktan çok mutlu ve gururluyum. Sizleri MST-Topraksız Tarım İşçileri Hareketi ve Halk Dayanışması Hareketi (Consulta Popular) adına selamlamak benim için büyük mutluluk.
Yoldaşlarım, yol arkadaşlarım, kardeşlerim!
Kana susamış bir hayalet Avrupa’yı dolaşıyor, kana susamış bir hayalet dünyayı dolaşıyor. Brezilya halkı onu tanıdığı günlerde siz de onu tanıdınız. Bütün dünya halkı onu tanıdığında bizler ve sizler de onu tanıdık. Bu kana susamış hayalet neoliberalizmdir.
Neoliberalizm, bildik teknolojik gelişme ve ilerleme hikayesiyle yeni teknolojiler ve üretim araçları dayatmaktadır her alanda. Emek dünyasının eski örgütlenmelerini dağıtıyor, milyonlarca emekçiyi işsizliğe mahkum ediyor, aynı zamanda zorlu çalışmalar ve mücadelelerle dolu yüzyıllar boyunca emekçilerin kan ve alınteri dökerek elde ettiği eski ve haklı kazanımlarını yeryüzünden siliyor. Yine buna paralel olarak, -aynı hareketin bir parçası olarak- eski ulusal burjuva devlet yapılanmaları da yeni iş alanları açmakta yetersiz ve zayıf yapılanmalara ya da yalnızca uluslararası büyük sermayenin isteklerini yerine getirmek için başka yollar tanımlayan yapılanmalara dönüştüler. Ve neoliberalizm her alanda özelleştirmeyi dayattı, yalnızca ulusal ekonominin stratejik sektörlerinde değil, aynı zamanda kamu hizmetlerinin taşeronlaştırılması dayatıldı.
Tüm bunlarla birlikte büyük uluslararası burjuvazi ve onun farklı alanlarda sivil temelli işbirlikçileri kukla hükümetler yaratmayı başardılar. Çoğu zaman ilerici görünen konuşmalarla süslenen ya da aynı şekilde hafif sol sos atılan, ama hep neoliberalizmin istediği politikaları uygulayan kukla hükümetlerdir bunlar.
Ve burjuva demokrasisinin resmi yollarıyla bu tip bir hükümet kurmayı başaramadıklarında bunu askeri müdahalelerle ya da savaşlarla yapıyorlar.
Bugün ufukta işçiler ve emekçiler için hiç de iyi bir resim belirmiyor. Bu durum kabul edilemez. Aynı şekilde sağ politikaların analizleri de çok uzak olmayan bir zamanda bu uluslararası modelin krize gireceğini öngörüyor.
Hepimiz biliyoruz ki bu krizler asla ılımlı çözümlerle atlatılamaz. Her zaman radikal yollara başvurulur: Ya faşizm ya devrim.
Hazırlıklı olmalıyız.
Kendi araçlarımızı, kendi örgütlenmelerimizi, kendi hareketlerimizi yaratmalıyız. Ancak bu şekilde burjuvazinin bizi kapattığı bu cehennemden bu çıkışı garanti edebiliriz.
Burada temsil ettiğim MST ve Consulta Popular bugün burada toplanan Söz Alınterinin Kurultayı’nın neoliberalizme karşı mücadele yolunda önemli bir adım olduğuna ve bu mücadelede işçi örgütlenmelerinin yeri doldurulmaz bir önemi olduğuna inanıyorlar.
Buradan “Devrimci Proleter” yoldaşlarımı selamlıyorum. Çalışmanın yeniden düzenlenmesinin mantığını ortaya çıkarmak ve emekçi halk örgütlenmelerini yeniden yapılandırmak şüphesiz acil bir görevdir. Dostlarım, yoldaşlarım ben bunun Türkiye’de yapılmış olmasının emekçilerin bütün dünyadaki pozisyonunu anlamak için çok önemli bir katkı olduğuna inanıyorum.
Burada birlikte yaratma yeteneğinde olduğumuz mücadele yöntemlerini tüm dünya emekçilerinin kurtuluşuna giden mücadele yöntemleri olarak görüyorum. Aynı şekilde ülkem Brezilya’da konuşulmuş mücadele yöntemleri olarak kabul ediyorum. Mücadelemiz sürecek.
Yaşasın sosyalizm!
Yaşasın özgürlük!
Kazanacağız!