12 Mart 1995. Tüm ezilenlerin nabzı orada attı o gün. Proletaryanın kimbilir kaçıncı kez yürüdüğü o yollardan geçildi
12 Mart 1995. Tüm ezilenlerin nabzı orada attı o gün. Proletaryanın kimbilir kaçıncı kez yürüdüğü o yollardan geçildi. Lyon'un, Paris'in, Moskova ve Hamburg'un barikatları orada yine aynı savaşçı ruhla yükseldi o gün. Komün'ün yıl dönümü komünarca selamlandı. Yine çılgın ve gözüpekti savaşçıları. Gazi'ydi burası. Başı dik, gözüpek savaşçıların yarattığı Gazi...
Faşizmin 15 yıldır inim inim inlettiği, devlet terörü ile gırtlağına çöktüğü Gazi halkı, kahvelerin devlet güçlerince taranması sonucu öfkesini taşırdı sokaklara. Kan dirildi. Onlar yüzlere, yüzler binlere eklendi. Barikatlar örüldü, sanki daha önce defalarca yapılmış gibi becerikli ve işinin erbabı ellerle. Şimdi zamanı Gazi belirliyor, sürüklüyordu peşinden. Atılan taşlar saniyesi, molotoflar dakikası olmuş zamanın.
[foto]gazi2.jpg[/foto]
İçinden geçilen durgunluğun, on yıllara bedel üç günü yaşanıyor Gazi'de. Herkes tek bir yürekti o gün. Ne renk, ne ulus, ne mezhep ayrımı vardı. İlk defa birbirini görmüş savaşçılar kırk yıllık ahbap gibi bakıyordu birbirine. Böyle bir dostluğu, dayanışmayı görmemişti o güne dek. Herkes tek yumruktu o gün Gazi'de. Yılların öfkesini kuşanmış, suskunluğu yırtıyordu.
Ölüm sıradan, doğal artık gözlerde. Yaşanan üç günlük özgürlük anına adanmış gencecik bedenler. Ölenlerin ardından yas yok. Bir kişi daha öldü haberi dalga dalga yayılıyor ve kavgaya devam ediliyor. Atılan taş birken iki oluyor. Molotoflar daha da hırsla atılıyor.
Sınırsız bir özgürlük alanıydı Gazi. Kölelik prangalarının eğelendiği ve kırılmaya çalışıldığı bir dönüm noktasıydı.
[foto]gazi4.jpg[/foto]
Barikatların sınırları çizdiği o kızıl hattın ötesi, yani barikatların karşı devrim tarafı envai çeşit silahları, tankları ve namlularıyla tarıyordu devrim hattını taramasına da, ölümün üzerine yürüyen halkların korkusuzluğunu bilemekten başka bir sonuç çıkmıyordu ortaya. 20-30 komünarın koruduğu barikata yaklaşamıyordu bile. Neydi silahları? Taş, tuğla, briket, molotof... Bir de yürekler. Karşı tarafta olmayan şey yani. Özcesi savaşı kazanacak tek evrensel silah.
Gözüpek yaşandı, gözüpek bitti Gazi. Geriye, polislerin ardlarındaki öfke selinden kaçacak delik aradığı o fotoğraf karesi kaldı belleklerde. Yaşanan ve biten hoş bir anımıydı Gazi? Yeni Gaziler yaratılmadığı sürece böyle olacak. Yılların baskı ve terör politikasının birikimi, 5 Nisan ekonomik ve beraberinde getirdiği siyasal terörü döktü binleri sokağa. O bir doruktur. Ezilenlerin öfkesini ateşleyen antifaşist bir kıvılcımdır. Bugün çok daha azgın biçimler alarak sürdürülüyor saldırı. Ekmeğimize, özgürlüğümüze kan doğranıyor. Yaşamımız hücrelere hapsediliyor. Yüz kere, bin kere yeni Gazileri yaratmanın tam zamanıdır şimdi. Gazi başlangıçtı. Arkasını getirecek olan işçi sınıfı ve emekçilerdir. Artık beklemeye ne zaman ne tahammül var.