Üniversiteye hazırlanmak mümkün mü?

Ülke gençliği ile yapboz oynayanlar, üstelik çoktan seçmeli de olmayan bir sınavla yüz yüze gelecekler

GENÇLİK
Çarşamba, 10 Şubat 2010 (16 yıl 3 ay önce)

Filler tepişirken olan çimenlere oluyor...


Geçtiğimiz yıl bir Temmuz sabahı yaklaşık bir milyon öğrenci TV başına kilitlenip geleceklerini belirleyecek ya da karartacak çoktan seçmeli bir sınavla ilgili YÖK’ün yaptığı değişiklikleri dinlediler dikkatle.

KATSAYILAR KALDIRILDI


Meslek Liseliler, İmam Hatipliler sevindi: “Artık meslek lisesine gittiğimiz için cezalandırılmayacağız, düz liselilerden daha fazla soru çözmemiz gerekmeyecek” dediler.

Düz liseliler bozuldu, Fen liseliler belki(!) küplere bindi: “Bizim canımız çıktı bu liselere girmek için, böyle olacağını bilseydik biz de meslek lisesine giderdik” dediler.

Bu arada yıllardır bütçede eğitime ayrılan payı iyice alt sıralara indirerek neredeyse ülkenin tüm kaynaklarını “ülkenin bölünmez bütünlüğü” uğruna verilen savaşa akıtırken ölüme yolladığı gençleri mezun oldukları liselere bakmaksızın belki ilk kez eşitleyenler 17-18 yaşlarındaki bu gençleri bir çırpıda bölüp sınav kapısında birbirlerine düşman etmeyi başarmıştı.

Devam edelim.

Türkçe-Matematik öğrencileri kızdı: "Fenciler mühendis olmalı, doktor olmalı, bizim gireceğimiz işletme, hukuk gibi bölümlere girememeli, bilseydik biz de fen alanını seçerdik iki yıl önce...” dediler.

Sosyalciler daha çok kızdı: “Biz bu saatten sonra fizik kimya öğrenemeyiz ama diğer alanlardakiler tarih coğrafya öğrenebilir, bize yer kalmayacak...” dediler.

Fenciler sevindi: “Biz çok çalışıyoruz. Ailemiz fen alanını seçmemize karar verdiğinde biz 14 yaşındaydık. Şimdi başka şeyler istiyoruz. Soruların hepsini çözebilirsek, niye istediğimiz fakülteye giremeyelim” dediler.

ORTAÖĞRENİM PUANININ AĞIRLIĞI AZALTILDI


Kimi adaylar sevindi: “Lisede aldığım notlar parlak değildi, iyi oldu” dedi.

Kimileri öfkelendi: “Ben boşuna mı asıldım okula notlarım yüksek olsun diye, bilseydim böyle olacağını okulu bırakır, dershaneye asılırdım" dedi.

Sonra okullar açıldı, dershanelere gidebilen çocuklar için dershaneler yeni programlar hazırladılar, rehberlik birimleri öğrencilere, velilere yeni sistemi anlattı.

Böylece 2009 Aralık ayına geldik.

Yine bir milyon öğrenci TV karşısına geçti. Danıştay YÖK’ün katsayıyı iptal eden uygulamasını iptal etmişti. Temmuz'da sevinenler üzüldü, üzülenler sevindi ama hepsi birden şaşırdı.

Bir süre sonra YÖK Danıştay'a; “...farklı katsayı mı istiyorsun, al sana farklı kat sayı, 0,15'in 0,13'ten farklı olduğunu kim yadsıyabilir?” dedi.

Tamam” dedi öğrenciler, öğretmenler, “demek ki artık böyle olacak”. Kılavuzlar hazırlandı, başvurular yapılmaya başlandı. Yarıyıl tatiline girerken öğretmenler adayları uyardı: “Bakın bu yıl sınav Nisan’da. Vaktiniz azaldı. Bu tatil sizler için değil, çalışmaya devam edin!”

ÖSSVe tarihler 8 Şubat 2010'u gösterdiğinde bir milyon öğrenci yine haberlere kilitlendi. Danıştay yeni katsayıları reddetmişti.

Öğrencilerin artık sevinecek ya da üzülecek halleri kalmadı. Onlar YÖK’le Danıştay arasındaki bu sidik yarışının, 'bu yarış sonunda küme düşecek ya da çıkacak' seyircileri.

Evet, artık öğrenciler, borsada hisse senedi fiyatlarını ya da banka döviz kurlarını izleyenler gibi her sabah uyandıklarında günlük sınav katsayılarını takip edecekler.

Sınav mutlaka olacak. Sınav tarihi geldiğinde geçerli bir kur -pardon bir katsayı da-, mutlaka olacak. Ve veliler o sınav günü artık Nisan’da mı olur, Haziran’da mı, Ağustos’ta mı bilinmez, ama o sınav günü geldiğinde çocuklarını ellerinden tutup kesimhaneye götürülen kurbanlık kuzular gibi sınav merkezlerine götürecekler. 4-5 yıl sonraki “üniversite diplomalı işsiz ordusu”na yazılmak için binlerce çocuk ter dökecek.

Anadilinde eğitim görme hakkı olmayan ve diyelim doktor olmak isteyen bir genç, tıp fakültesine girmek için sayfa boyu uzunluğundaki Türkçe paragraflarda anlatım bozukluklarını bulmaya çalışacak, hukuk okumak isteyenler geometri sorularıyla boğuşacak, Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu'nun (AYÖP) beş yıl sonraki üyeleri, eğitim fakültelerine girip mezun olduktan sonra atama beklemek için birbirleriyle yarışacaklar.

Liste uzatılabilir,.. bu da gelir bu da geçer; bir katsayı bulunur, bir tarih belirlenir, kimileri kazanır, kimileri kapıda kalır.

İyisi mi öğrenciler YÖK ve Danıştay üyelerine ve milli eğitim camiasının konuyla ilgili bilumum ileri gelenlerine birer yap boz hediye etsinler. Öğrencilerle değil oyuncaklarıyla oynasınlar, bozsunlar yapsınlar, yapsınlar bozsunlar...

Bu zulüm de sonsuza kadar sürmez ama!.. Ülke gençliği ile yapboz oynayanlar bir gün -geçemeyecekleri- üstelik çoktan seçmeli de olmayan bir sınavla yüz yüze gelecekler. Bunu da bilsinler…

Çocuğu üniversiteye hazırlanan bir veli