-Geniş işçi kitleleri için “yarın, yeni bir gün” olmuyor. Fazla mesai, ev-iş. Gündelik yaşam gailesinde sürükleniş. Yarın yeni bir boğaz düğümü, belki ustabaşının fırçası, belki iş kazası, belki işsizlik. Belirsizlik, beklentisizlik. Geçmişi yad etmek bugünü değiştirmiyor. Sadece bugüne muhalefet, geleceği yeniden kurmuyor.
İşçi sınıfının saflarında heyecan ve iddia uyandıracak, uğruna dövüşeceği bir gelecek vizyonuna ve programına ihtiyacı var.
-Genişleyen işçi kitleleri bur yandan da ekmek kırıntıları gibi ufalanıyor. İş fasonlaşıyor, ekmek taşeronlaşıyor, yaşam parçalanıyor. Kaybedilmiş çiftin çubuğun borç senetleri adına bir geçici iş! Zorla göçertilmiş bir ulusa taşeron iş. Dibi delik aile bütçelerinden ince parmaklara fason iş. Kapıda “ne iş olsa…” işsizlik. Rekabet, husumet, güvensizlik. Derken, yeniden, durmaksızın, enformal bir onur örgütleniyor, ateş böcekleri gibi yanıp sönüyor, yanıp sönüyor bir orada bir burada. Mevzi direnişler küçük küçük birikimler oluştursa da, sınıfın iç dağınıklık ve rekabetinin geriye çekici baskısını aşamıyor.
İşçi isınıfının, parça parça arayış dinamikleri arasındaki etkileşim ve yakınlaşmayı artıracak, bütünden ileriye çekecek, öncü, sınıf bilinçli işçilerin güç birliğine ihtiyacı var.
-Arayış içindeki işçi kitleleri akacak devrimci sınıf sendikacılığı ve siyaseti kanallarını bulamıyor. Örgütlenme alanındaki muazzam boşluk anti-proleter organizazyonlar tarafından dolgulanıyor. Cemaatler, dinci gerici örgütlenmeler, “insan kaynakları yönetimi”, alt patronların pederşahi yönetimi, “sivil toplum organizasyonları”, gerici kitle medyası, meta-marka fetişizmi, futbol fanatizmi vb.
İşçi sınıfının profesyonel devrimci örgütçülere, sınıf bilinçli öncü çekirdeklere, yığınsallaşma dinamikleri temelinde hereket tarzı en geniş ve esnek mücadele örgütlenmelerine ihtiyacı var.
İşçi Sınıfı Kurultayı bunlar için, bu doğrultuda ön açıcı bir adım olarak tasarlandı.
-Yeni bir devrimci sınıf hareketi oluşumunun öncü dinamiği olarak; geniş ufuklu, uzun soluklu, programlı bir devrimci sınıf çalışmasında…. bir adım!
-İşçi sınıfını çok çeşitli ve karmaşık dinamikleriyle birlikte bütünden kavramak ve sınıf bilinçli, öncü işçilerin gücünü birleştirmek doğrultusunda…. bir adım!
-İstikrarlı, planlı öncelikli sektör, havza, kesim örgütçülüğünün geliştirilmesinde… bir adım!
Yani işçi sınıfının geleceğini temsil edebilmek, öne çıkan gelecek dinamikleriyle birlikte bütününü temsil edebilmek ve işçi sınıfını istikrar kazandırılmış planlı alan çalışmaları içinden temsil edebilmek…
Böyle bir Kurultay, günübirlik ve gelişigüzel çalışmayla gerçekleştirilebilir mi? Güçlerin mevcut durumu ve yalnızca daha fazla dar koşuşturmaca ile gerçekleşitirilebilir mi? Katiyen!
Oturmuş alan çalışmalarına dayanmayan günübirlik, gelişigüzel, yüzergezer, genelgeçer çalışma tarzının başarı şansı yoktur. Bildiriler dağıtılır, duyurular, çağrılar yapılır, bir daha yapılır, bazısında daha ısrarcı da olunur. Kimisi ayıp olmasın diye “gelirim” der, kimisi daha samimi olarak ilgisini çektiği için “gelirim” der. Gelirim diyenlerin yüzde 95′i gelmez! Neden gelmez? Çünkü bu durumda biz de, onları çağırdığımız şey de, işçilere dışsal ve yabancı kalır. Her günkü yaşamlarında, iç dünyalarında bir ağırlık, bir belirleyicilik, bir etki oluşturmaz. “Olmazsa olmaz” değildir. Belki o an için “olabilir” ise de, kapitalizmin çok yönlü kuşatması, gündelik yaşamın hayhuyu, o anlık etkiyi hızla siliverir. O an dile getiremedikleri korkular, kaygılar, güvensizlikler, akıllarına taklılan sorular, sis perdesi de cabası.
Örgütçülüğün temel bir yasasıdır: Bir iki bilgilendirme, konuşma, ajitasyon, o an için ilgi çekse bile, davranış değişikliğine yol açmaz. Planlı, hedefli, istikrarlı, sabırla ilerleyen alan çalışmaları şart! Bu yüzden, zaten dar olan güçleri saçıp savurmak yerine, her bölgede makul sayıdaki hedef alanda (öncelikli işyeri, sektör, havza, kesim) sabitlemek, istikrarlı alan örgütçülüğünü geliştirmek doğru tutumdur.
İki DSB aktivisti daha önce keşif turu yaptıkları bir sanayi sitesinde, kim daha çok gazete satacak diye iddialaşıyor. Biri bir koldan giriyor, sadec 2 gazete satabiliyor. Diğeri öbür kolda 14 gazete satıyor, sonra ilk aktivistin kolunu yeniden dolaşıp 11 gazete daha satıyor. İki aktivistin işçilerle ilişki kuruş tarzları arasındaki fark nerede?
İlki, öğle paydosundaki işçileri, “sizin gazeteniz, sizin sorunlarınızı yazıyor!” diye dolaşmıştı. İşçiler şöyle bir bakıp kendi sohbetlerine dönmüşlerdi. İkincisi ise, her işçi grubuna “Merhaba usta işler nasıl? Ben de sıcaktan öldüm yav! Bu sıcakta çalışmak da zor vallahi…” diye sohbeti açıyor, beş dakikaya kalmadan işçilerin çalışma ve yaşam koşullarında ilk eldeki sorunlarını, sıkıntılarını, hatta yaşam hikayelerini öğreniyor, sohbet içinde bağlantı kurduğu konular üzerinden gazeteyi satıyor, hatta bazı işçiler tarafından yine gelmesi için davet ediliyordu!
“Biz bir kurultay düzenliyoruz, sizin sorunlarınız tartışılacak, siz de gelin sorunlarınızı anlatın.” Bu yapılabilecek en acemice kurultay propagandasıdır. Önce aradaki yabancılık duvarlarını yıkmak gerekir. İşçiler sorunlarını, sıkıntılarını, isteklerini, özlemlerini, kaygılarını, korkularını, güvnesizliklerini… hiç birini boğuntuya getirmeden, dile getirmeleri için cesaretlendirilmeleli, tüm sorularına açık ve samimi yanıtlar verilmelidir. Biz işçilere bir şeyler “pazarlamak” için akıllarını çelmeye çalışmıyoruz. Eski otobüs garajlarındaki kahyalar gibi, onları istemedikeri bir yere karga tulumba götürmeye de çalışmıyoruz. İşçi sınıfı hareketinin en temel gereksinmeleri doğrultusunda bir adımı, işçelere mal etmeyi, işçilerle birlikte (işçiler için bir kurultay, değil!) işçi sınıfının öz kurultayı olarak örgütlemek istiyoruz. Amacımız, olabildiğince çok sayıda işçide kurultay hedefini bir iç gündem, bir iç motivasyon, bir iç hareket haline getirmektir. Bu kuşkusuz yeni tanışılan işçilerde bir çırpıda sağlanamaz. Çoğu zaman yalnızca ciddi olarak gelme ve orada sorunlarını anlatması için bile, bir kaç aylık bir ikna süreci, bir emek koymak gerekir. Kaldı ki, daha fazlasını istiyorsak (her şeyin kurultayla çözüleceği gibi aşırı bir beklenti de yaratmamaya dikkat ederek) sabırla ilerletmeliyiz.
İşçileri heyecanlandırabildiğimiz, ne yapılmak istendiğini ve yapıldığında kazanımlarını, yalın ve samimi olarak kafalarında canlandırabildiğimiz oranda başarılı oluruz. Kurultay çalışmasını yalnızca “işçi getirmek” olarak gören, ruhunu ve siyasal özünü kaybetmiş bir çalışma amacına ulaşamaz. Ancak bunun da kuru sıkı ajitasyonla yapılabileceği düşünülmemelidir. Kurultay’ın işçilerde gündemleşmesi, tartışılması, uyandırılan ilgi ve heyecan ancak pratikle bütünleştirildiğinde gerçek bir davranış değişikliğine dönüşmeye başlar.
Bu yüzden, işçileri Kurultay çalışmasında, küçük küçük pratik adımlardan başlayarak aktifleştirmek en önemli noktadır. İşçi gazetesine işyerindeki, çevresindeki işçi arkadaşları ile birlikte bir mektup hazırlamak, gazeteyi arkadaşlarına vermek, bölgedeki fizibilite, anket çalışmalarına yardımcı olmak, çevresinde tanıdığı farklı sorunlar yaşayan (sağlık, gecekondu yıkımı, işsizlik, iş kazası, cinsel taciz, mafya terörü, uyuşturucu vb.) işçilere veya öncü işçilere yönlendirme/birlikte gitmek, Kurultay hazırlık toplantılarına katılmak…
Kurultay Hazırlık Komiteleri bu temelde oluşturulacak ve genişleyecektir.
Kimlerden oluşur: Asgari düzeyde de olsa komite ve sınıf çalışması deneyimi olan, DSB’li işçinin öncülüğünde, aktifleşen eski ve yeni işçi ilişkilerinden oluşturulur. Her bir hazırlık komitesinin oluşumunda, katılımcıların seçiminde olabildiğince homojen olmasına dikkat edilmelidir. Bilinç, deneyim vb. düzeyleri arasında büyük farklar olmamalıdır. yoksa bir işçi, işyerindeki bir olayı kırık dökük anlatmaya çalışırken bir diğeri devrimci hareketin sorunlarını tartışmaya başlarsa, komite orada iflas eder!
KHK’lar sanırları net çizilmiş bir alan özgülünde (işyeri, sanayi bölgesi, sektör ya da kadın işçiler, Kürt işçiler gibi bir kesim) kurulur.
Komiteler gazete ve dergideki kurultay (ve diğer) yazıları birlikte değerlendirir, kendi çalışma alanlarına dönük sonuçlar çıkarır. Yine gazete ve dergi başta olmak üzere eğitim çalışmalarını yapar ve pratikle (örneğin ajitasyon propagandanın içeriklendirilmesi) bütünleştirir.
Deneyimsiz yeni işçi aktivistlerinden oluşan komitelerde son derece sabırlı olmak, eski işçilerden oluşanlarda belki daha da sabırlı olmak gerekir. Komiteler bir çırpıda komiteleşmeyecek, sayısız sorun, karışıklık vb. yaşanacaktır. Temel yönlendirmeleri yapma, alınan kararların uygulanmasında pratik deneyim aktarımı, özgüven aşılama, toplantıların gündemli yapılmasını ve asıl konuda yoğunlaşmasını sağlama, her katılımcının konu üzerine konuşmasını, soru ve önerilerini belirtmesini; katılımcıların birbirlerini dinlemesini ve dikkate almasını sağlama, söylenenleri somutlama ve somut karara bağlama, tartışma başlıklarını ve komite çalışmalarını basitten karmaşığı doğru adım adım, sindire sindire ilerletme, eğitim çalışmalarını canlı biçimde, bol örnekle yürütme, aktivistler arasında çıkacak sorunları küskünlük ve rakbet yaratamyacak, eğitici biçimde çözme, atılan her pratik adımı birlikte değerlendirme… komite yöneticisinin bazı sorumluluklarıdır.