Fransa'da CPE'ye (yeni iş yasası) karşı öfke dinmiyor. Lise ve üniversite öğrencilerinin artık gelenekselleşen “Perşembe Eylemleri”nin sonuncusu dün yapıldı.
[foto]6.jpg[/foto]
Fransa'da CPE'ye (yeni iş yasası) karşı öfke dinmiyor. Lise ve üniversite öğrencilerinin artık gelenekselleşen “Perşembe Eylemleri”nin sonuncusu dün yapıldı. Fransa çapında 450 bin öğrenci, öğretmen, işçi, öğrenci ailesi sokağa çıktı. En kitlesel eylemler 50'şer binlik katılımlarla Paris ve Marsilya'da olurken, Bordeaux'da 15 bin, Pau'da 10 bin, Rennes'de 12 bin, Grenoble'da da 12 bin eylemci sokaklardaydı. Bunların yanı sıra, Fransa'nın diğer şehirlerinde de yürüyüş ve mitingler yapıldı.
“CPE geri çekilene kadar birlikte!”
Fransa'nın en büyük üniversite öğrenci sendikası UNEF, liseli öğrenci örgütlenmeleri FIDL ve UNL, işçi sendikaları CGT ve FO, SNCF(demiryolu) işçileri, PTT-Sud çalışanları, Yüzde Yüz Sol partisi ve Fransız Komünist Partisi'nin katıldığı Paris'teki eylemin temel sloganı “CPE geri çekilene kadar birlikte!” idi. İtalya meydanından başlayan yürüyüş beş saat kadar sonra Paris'in ünlü meydanı Concorde önlerinde son buldu. Yürüyüş boyunca “Villepin, okul kapılarını sen değil, biz grevle kapattık”, “Gençlere iş”, “CPE geri çekilecek”, “Hep birlikte Genel Greve” ve “Direniş” sloganları atıldı. Öğrenci sendikaları üzerlerinde “Genel uyanış” ve “CPE geri çekilsin” yazılı etiketler dağıttılar.
[foto]paris_fransa.jpg[/foto]
Katılımın ezici çoğunluğunu öğrenciler oluşturuyor, işçi sendikalarının katılımı daha çok (hafta arası olması nedeniyle de) sembolik düzeyde kalırken, öğrencilerin coşkusu oldukça yüksek düzeydeydi. Eyleme asıl damgasını vuransa “genel grev” ve “direniş” sloganları oldu. Pek çok pankartta yer alan bu iki sözcük hemen her kortej tarafından slogan olarak da haykırıldı. 18 Mart'ta bir buçuk milyon olup sokakları dolduran ve sendikal bürokrasiyi 28 Mart'ı bir günlük genel grev ilan etmeyen zorlayan işçi, emekçi ve öğrencilerin tabandan yaptıkları baskı artıyor. Yılların deneyimi, birikimi ve savunma refleksleriyle emekçiler, kazanacakları yolun, bugün Fransa çapında nesnel koşulları alabildiğine gelişkin olan süresiz genel grev ve genel direnişten geçtiğini eylem içinde öğreniyor, bilince çıkartıyorlar.
Öğrenciler, İçişleri Bakanı Sarkozy'nin toplumsal baskı yaratmak ve eylemleri halkın gözünden düşürmek için “kırıcılar, vandallar” saldırısına, taşıdıkları pankartlarla ve attıkları sloganlarla “biz kırıcı değiliz” diyerek cevap verdiler. Öğrencilerin haklı ve meşru tepkileri “kırıcılar” olarak nitelenirken, Sorbonne üniversitesi başta olmak üzere pek çok üniversite ve lise de öğrencileri cop, gaz bombalarıyla yaralayan ve bilerek okul eşyalarını kıran polisin kullandığı dizginsiz şiddet ise görmezden geliniyor. Fransız burjuva medyası, öğrencilere yüzde 70 dolayında olan halk desteğini düşürmek için eylemlerden sonra “kırıcılar ve vandallar” gibi ifadeleri özellikle manşetlerine taşıyorlar.
[foto]isgal.jpg[/foto]
Banliyölerden katılımın öncekilere göre daha yüksek gerçekleştiği eylemin sonunda çatışma çıktı. Yürüyüşün bittiği alana çıkan tüm ara sokaklara panzerlerle barikat kuran polis, eylemcilerin ünlü Concorde meydanına çıkmasını engellemek için meydanın girişine oldukça büyük bir barikat ve çok sayıda çevik kuvvet polisi yığdı. Eylem de konuşlandırılan 3 bin çevik kuvvet polisi ve jandarmanın yanı sıra pek çok da sivil polis vardı. Barikatı zorlayarak Concorde'a çıkmak isteyen öğrencilerle polis arasında çıkan çatışmada 33 eylemci ve 27'si çevik kuvvet polisi olmak üzere 60 kişi yaralandı. Polisin kafasına coplarla vurduğu 21 yaşında bir öğrenci ise ağır yaralandı. Polisin gaz bombaları ile saldırısına karşı taş ve sopalarla karşılık veren eylemciler, yollardaki arabaları ters çevirerek barikat kurdular. Kısa süren çatışmanın ardından Paris'in merkezine doğru çekilen öğrencilerin öfkesinden, tekellerin satış mağazaları da nasibini aldı.
[foto]sarbone.jpg[/foto]
Öğrenci sendikası UNEF, 23 Mart günü Fransa genelinde bulunan 84 üniversitenin 68'in de grev yapıldığını, 56 üniversitenin tamamen bloke olduğunu, geri kalan üniversitelerde ise eğitimin aksadığını açıkladı.
Paris ve Paris'in banliyöleri başta olmak üzere Fransa'nın pek çok şehrindeki liselerde tamamıyla bloke oldu.
Villepin'in çağrısı!
Fransa başbakanı Dominique de Villepin öğrenciler ülke çapında sokaklardayken, işçi sendikaları başkanlarına hitaben yazdığı özel mektupla sendikaları masaya çağırdı. Fransız emekçilerin saldırı yasasına karşı “sokağın diliyle” konuşmaya başlamasından sonra köşeye sıkıştıkça “diyalog” diye feryat eden Villepin'in çağrısına olumlu yanıt veren sendikalar, masaya oturacaklarını açıkladılar. Ancak, tabanın tepkisinden duyulan korkuyla “masaya oturuyoruz ama hükümet geri adım atmazsa çözüm olmaz” diyerek... UNEF ise tavrını sürdürerek, yasa geri çekilmediği sürece diyaloğa geçmeyeceklerini açıkladı ve daveti reddetti.
[foto]fransa6.jpg[/foto]
İnce nokta!
Fransa'da yaşanan eylemsellik süreci, yüzbinlerce katılımla neredeyse gün aşırı sokakları dolduran işçi, emekçi ve öğrencilerin politikleşme sürecini hızlandırırken, tüm dünya emekçilerine hakların sokakta alınacağını da öğretiyor, örnek oluyor. Almanya'daki kamu emekçilerinin grevlerinin giderek kitleselleşmesi, eylemlerdeki kararlı tutumlarının artış göstermesi, Alman Sendikalar Birliği'nin titreyen ağzından dökülen “umarız, burası da Fransa'ya benzemez” sözleri, Fransız emekçilerin direnişlerinin gücünü gösteriyor. Ancak, çok hızlı yol kateden direniş oldukça hassas bir noktaya da gelmiş bulunuyor.
Direniş sonucunda devlete geri adım attırılması, önümüzdeki çatışmalı sürece girişte (sadece Fransa ile de sınırlı olmayan) emekçiler açısından çok büyük bir avantaj olacak kuşkusuz. Neoliberal saldırı politikalarını peş peşe devreye sokmaya hazırlanan Fransız burjuvazisini geriletecek, yeni saldırıların devreye sokulmasını engelleyecek vb. vb. Ancak, bunca direnişten (ve 28 Mart'ta yapılacak genel grevden) sonra burjuvaziye geri adım attırılmadan eylemin sonlandırılması ise, tam tersinden kitlelerin en başka kendilerine sonra birbirlerine ve nihayetinde örgütlülüklerine olan güvenlerini sarsacak olumsuz bir etkide bulunacak. Sıçramalı gelişen kitle hareketini geriye doğru itecek, burjuvazinin dizginlerinden boşanarak CPE'den sonra yapacağı saldırıları ardı sıra devreye sokmasına neden olacak, kitle hareketini mecalsizleştirecek vb. vb.
Enternasyonalle kurtulur insanlık!
Fransız proletaryası tarihte birçok defa olduğu gibi bir kez daha sonuçları sadece kendileri ile sınırlı olmayan tarihsel bir sorumlulukla karşı karşıya bulunuyorlar. Ancak, bu sorumluluğun bütünü de sadece onların sırtında değil! Benzer saldırılarla karşı karşıya olan tüm işçi, emekçi, memur ve öğrenciler kendi bulundukları alanlarda Fransız sınıf kardeşlerine destek olmalı, direnişi beraber omuzlamalılar. Fransız emekçilerin bugün yakıcı bir şekilde ihtiyacını duydukları olgulardan biri genel grev ve genel direniş ise, diğeri de enternasyonal mücadelenin örülmesidir.
Halkların enternasyonal mücadelesinin örülmesinin nesnel koşulları bugün geçmişe oranla ne denli gelişkin ise, ihtiyacı ve zorunluluğu da o denli yakıcıdır.