İstanbul Üniversitesi'nde birkaç gündür süren gerginlik bugün okula çevik kuvvetin girmesiyle devam etti.
Sabah saat 10:00 sularında Hukuk Fakültesi'ne gelen sivil polisler, öğrencilerden duvarlardaki afişleri sökmelerini istedi. Öğrencilerin afişleri sökmemesi üzerine kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Buradan Edebiyat Fakültesi'ne giden 30 sivil polis buradaki öğrencilerden de duvardaki afişleri sökmelerini istedi. İçeride bulunan devrimci öğrenciler afişleri sökmeyeceklerini, afişlerin fikirlerini ve etkinliklerini yansıttıklarını söylediler. Bunun üzerine iki koridordan da 100'er kişilik çevik kuvvet polisleri öğrencilere saldırmaya başladı. Okul içinde sayısız gaz bombası atarak öğrencileri kantine doğru sürmeye başladı. Burada öğrenciler sloganlar atıp, polisle çatışmaya devam ettiler. Gözü dönmüş bir şekilde öğrencilere saldıran polisler birçok öğrenciyi yaraladı ve bir öğrenciyi camdan aşağı atmaya çalıştı. Polisler daha sonra duvardaki afişleri sökerek okuldan ayrıldılar.
Bu olaylar yaşanırken rektör Mesut Parlak'ın çay içerek olayları izlediği gözlendi. Olaydan sonra özel güvenlikler, “Bize bir şey demeyin okula polisin girmesini rektör istedi” diyerek onları okula almamak gibi bir lükslerinin olamayacağını söylediler.
Çapa Tıp Fakültesi öğrencileri Beyazıt'a gelerek yaralanan öğrencilere müdahalede bulundular. Durumu ağır olanlar çevredeki hastanelere götürüldü. Sonrasında toparlanan öğrenciler sökülen afişlerin yerine yenilerini asarak okul içinde beklemeye başladılar. Bu sırada kapıda bekleyen basına kısa bir açıklama yapılarak; “Üniversitemizi savunduk ve savunmaya devam edeceğiz nasıl olur da bir rektör faşistlerle işbirliği yapar, üniversiteye bilimin yerine polisleri sokar ve üniversitenin gerçek sahipleri olan öğrencilere saldırtır ve bunu izlemekten zevk alır” dediler.
Parlak ve YÖK'ün bunun hesabını vermesi gerektiğini de söylediler. Bu saldırılarda MHP'li Türkçe Yaşam Topluluğu'nun okulda düzenlediği 18 Mart etkinliğinin etkisi olduğunu söyleyen öğrenciler, daha önce ÖKM'ye bağlı hiçbir topluluğa verilmeyen salonun nasıl oluyor da böyle bir topluluğa rahatça verildiğini sorarak Rektör Mesut Parlak'ın MHP ve polisle işbirliği içinde olmasını teşhir ettiler.
Buradan suç duyurusunda bulunmak üzere, "Beyazıt Faşizme Mezar Olacak", "Yaşasın Devrimci Dayanışma", "Katil Polis, İşbirlikçi Rektör", "YÖK Kalkacak, Polis Gidecek, Üniversiteler Bizimle Özgürleşecek", "YÖK, Polis, Medya, Bu Abluka Dağıtılacak" sloganlarıyla ve Beyazıt Marşı söylenerek Sultan Ahmet Adliyesi'ne yürüyen devrimciler girişte çevik kuvvetin engellemesiyle karşılaştılar. Devrimci öğrenciler burada da bir basın açıklaması yaptı. Yapılan basın açıklamasında;
“İstanbul Üniversitesi rektörü Mesut Parlak üniversitemizi sermayeye peşkeş çekmeye çalışıyor. Üniversitenin toplum karşısındaki sorumluluğu ve bilimsel üretimi Mesut Parlak'ın umurunda değil. O üniversitemizi birilerine nasıl pazarlarım diye düşünüyor. Geçen sene hayata geçirmeye çalıştığı 'paralı yaz okulu' uygulaması üniversitemiz öğrencileri ve akademisyenlerinin mücedelesi sonucu geri çekilmişti. Şimdi de her gün binlerce üniversitelinin yemek yediği yemekhanemizi patronların kar kapısı haline getirmeye çalışıyor. Ve bunu yaparken biliyor İstanbul Üniversitesi'nin değerlerini yıkmak o kadar kolay değil. Bir süredir İstanbul Üniversitesi bizzat rektörlük ve polis işbirliğiyle bir provakasyon ortamına sokuluyor. Faşistler okulda öğrencilere saldırıyor. Okul yönetimi görmüyor, duymuyor. Ve bugün merkez kampüs ve Edebiyat Fakültesi'ne rektörlüğün emri ile okula giren çevik kuvvet polisleri öğrencilere saldırıyor. Geriye onlarca yaralı öğrenci ve artık üniversite denilmeyecek boş bir bina kalıyor. Bugün bu olaylar bir ihanettir. İhanet rektörlük eliyle gerçekleşmiştir. İLAN EDIYORUZ KI İstanbul Üniversitesi bu ihanetlere daha önce de yanıt verdi, yine verecek. Üniversitemizi bilim yuvasından başka her şeye benzeten rektör gidecek! İstanbul Üniversitesi bugün yapılan saldırıları, rektöre, faşizme ve polise karşı bilim için mücadeleye davet olarak görüyor. Davetleri Kabulümüzdür.”
dendi. Daha sonra avukatlar ve öğrencilerden oluşturulan bir heyet yaralı öğrencilerle birlikte suç duyurusunda bulunmak üzere adliyeye girdi. Suç duyurusundan sonra dağılındı.
Kaynak: KOMÜNARCA