Ağır çalışma koşulları altında sağlığını kaybedince hakaretlerle işten atılan işçinin yaşadıkları:
Merhaba
Ben 14 Kasım 2004 tarihinden bu yana İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Radiodiagnostik Anabilimdalı'nda çalışmaktaydım. 01 Mart 2010 tarihinde işten atıldım.
Bu zamana kadar hiçbir yüz kızartıcı suç ya da usulsüzlüğüm olmamıştır. Çalıştığım bölüm oldukça yoğun stresli, radyasyon içeren, çoğu insanın mutsuz olduğu bir yerdir. Son zamanlarda oldukça yorgun bitkin ve rahatsızdım; şeflerime rahatsızlıklarımdan söz etmiş olup yıllık iznimden 1 hafta almak istediğimi, dinlenmek zorunda olduğumu, son zamanlarda verimli olamadığımı hissettiğimi söyledim. Bunun üzerine şefim “Tamam olur. Bilgi İşlem Müdürü Kamil beye söyleyelim” dedi.
Radiodiagnostikte kayıt elemanı olarak çalıştığım için aynı zamanda bilgi işleme bağlı çalışanlarız biz. Kamil beye maruzatımı bildirdim, kendisi “Yok size yıllık izin” falan dedi, çünkü bizler taşeron firmaya bağlı çalışan, yılda bir, 6 ayda bir ya da duruma göre 3 ayda bir sözleşmesi yenilenen girdi çıktı yapılan sözleşmeli işçilerdik. Bana “Ben sana 2 gün mazeret izni vereyim, sonra gel tekrar konuşalım” dedi. Bu arada rapor ayarlarsam da olur, dedi. 22 ve 23 Şubat için bana izin verdi. Fakat 23 Şubat Salı günü rahatsızlandım; Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ne çok yakın oturduğum için oraya gittim. Genel durumum iyi değildi; hem ruhen hem bedenen. Orada muayenemi oldum; salı gününden itibaren perşembeye kadar bana 3 günlük bir rapor yazdılar.
Tekrar evime döndüm; şefimi aradım, raporumdan bahsettim “tamam” dedi “Gel bağlı olduğun taşeron firmaya raporunu bırak” dedi. Tamam dedim ve çarşamba günü raporumu firmaya bıraktım. Orada hiçbir sorun yaşamadım ve evime dönmek üzere yola çıktım. Yağmurlu bir gündü ve oldukça rahatsızdım; orada telim çaldı, arayan şefimdi. Bana geri dönüp raporumu alıp Bilgi İşlem Müdürü Kamil beye götür, dedi. Bunun üzerine tekrar geri dönüp raporumu alıp Kamil beyin yanına gittim. Gider gitmez bana “Sakın karşıma raporla gelme” dedi. Ben de rapor aldığımı kendimi hiç iyi hissetmediğimi izah etmeye çalıştım. Beni dinlemedi bile, hatta raporu sağlıklı olduğum halde aldığımı ima ederek “Al bu raporu bağlı olduğun taşeron firmasına bırak. Maaşından kesilecek” dedi. Ben de “Peki teşekkür ederim Kamil bey. Bu zamana kadar size bir saygısızlığım olmadı” diyerek söze başlamıştım ki kendisi agresif bir şekilde “Olamaz zaten” deyip kestirip attı.
Tekrar raporumu alıp çıktım. Taşeron firmaya doğru gittim. Kamil bey çoktan firmayı aramış, sekreter hanıma bir takım şeyler söylüyordu. Telde ne konuştuklarını anlayamadım. Hanımefendi görüşmesini bitirdikten sonra bana dönüp “Bu raporu Prof. Dr. Mustafa Erelel'e onaylatman gerekir” dedi. Ben de “Daha önceden rapor alan arkadaşlarım oldu şimdiye kadar böyle bir prosedür, böyle bir kural yoktu, bana gelince mi çıktı” dedim ve raporu götürmedim, orada bıraktım. Sekreter hanıma da “Al bu raporu ister işleme alın, ister almayın, eve gitmem gerek” dedim ve çıktım.
23 Şubat'tan 25 Şubat'a kadar evimde dinlenmeye çalıştım. 26 Şubat cuma günü işime başladım. Yaklaşık yarım saat sonra bir telefon geldi ve Kamil beyin beni yanına çağırdığını söyledi. Gittim yanına; kendisi beni elleri arkasında son derece agresif olarak koridorda karşıladı, çok sinirliydi. Günaydın diledim kendisine. Bana sen şimdi iyileştin mi diye sordu. Ben de iyi olmaya çalıştığımı belirttim. Bunun üzerine bana yalancı olduğumu, terbiyesiz olduğumu, raporu hatıra binaen aldığımı söyledi. Bunun üzerine “Kamil bey sizin benimle kişisel bir sorununuz mu var” dedim ve kendisi patlatı, sağ kolumdan sıkarak çık dışarı diye. Beni odasından itekleyerek çıkardı, koridora doğru itekledi. Bana “senin çeneni kırarım. Senin çeneni sıkmasını iyi bilirim” dedi. Ben de “Sen kimsin ki benim kolumu sıkıyorsun, çenemi kıracaksın” dedim. O arada şefim ve sekreter hanım geldi içeriye. Şiddete maruz kaldığımı, hakarete uğradığımı onlara da söyledim. Ben öyle söyleyince Kamil “Alın götürün bunu karşımdan” diye bağırmaya başladı. Kendini çok zor tutuyordu. Beni görmek istemiyordu çünkü o an içinden beni dövmek geliyordu. Beni işten atacağını söyledi. Ben de “Elinden geleni ardına koyma, ben de koymayacağım. Sen bana bu şekilde davranamazsın” dedim. “Sen göreceksin gününü” diyerek tehdit etti. O sırada şefim beni çıkarmaya çalışıyordu. Geri dönüp “Kamil bey senden korkmuyorum” dedim.
Daha sonra sanki bir suçluymuşum gibi beni Mustafa hocanın karşısına çıkardılar. Orada ağlama krizine girdim, lakin maruz kaldığım olayları anlatamadım, çünkü şoktaydım. Mustafa hoca da aynı şekilde raporu hatıra binaen aldığımı, hasta olmadığımı, çok kişinin rapor aldığını ama nedense rapor meselesi ilk sana patladı, üniversite ve meslekdaşım zarar görsün istemiyorum, dedi. “Soruşturma başlatmayacağım” dedi ve yerime dönmem gerektiğini söyledi. Yerime döndüm ve o psikoloji ile çalışmaya çalıştım. Gün öylece bitti.
Ertesi cumartesi günü telime mesaj geldi, Cerrahpaşa Hastane Müdürlüğü'nün 3. katında taşeron firmanın müdürünün benimle görüşmek istediğini belirten bir mesajdı. Hemen oraya gittim. Müdürümüz çok açık ve net bir şekilde Kamil beyden özür dilersem işime sahip olabileceğimi, dilememem durumunda ise istemeden de olsa beni işten çıkaracağını söyledi. Ben de dilemeyeceğimi söyledim, çünkü özür dilenmesi gereken biri varsa oda bendim. Fiziksel ve sözlü şiddete maruz kaldığım halde bir de özür mü dileyecektim. Orada da şoka girdim. Tam bir komedyaydı içinde bulunduğum durum, hatta trajikomikti.
Oradan çıktım ve durumu aileme bildirdim. Pazartesi oldu, işime, rutin işime döndüm. Bir süre çalışıp firmaya geçtim. “Evet ne düşünüyorsun” diye sordular. Fikrimi bildirdim, haklıyken özür dilemeyeceğimi söyledim Bunun üzerine “Yapacak bir şey yok” deyip çıkışımı aynen şu şekilde verdiler: “01/01/2010 tarihinde işe başladınız. 2 aylık deneme sürecinde iş akdiniz fesh edilmiştir” yazıyordu Yaşadıklarıma inanamadım. Tekrar yerime döndüm çalışmak için ama şifremi çoktan kapatmışlardı, çalışamazdım. Halbuki 19/10/2004'den beri buraya emek vermiştim. Tazminat konusunda da benden 5 kuruş para alamazsın hakkını helal et denildi.
Hala içinde bulunduğum duruma inanamıyorum ve boşluktayım. Günlerdir hastayım, günlerdir yemek yemekte zorlanıyorum. Tabi ki bu arada hukuki süreç başladı. Ne olacağı hakkında şu anda bir fikrim yok. İşsiz hasta ve mağdur şekilde beklemekteyim....
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Radiodiagnostik Anabilimdalı'nda işten atılan bir kadın işçi