
Türkiye devrimci hareketi son dönemde kitleler içindeki maddi gücünden önce manevi otoritesini kaybetti. Kitlelerin devrimci harekete olan güveni ve ondan beklentisi azaldı. Bunda alınan fizik yenilgilerin ve çok sayıda başka faktörün yanısıra, devrimci hareketin kitlelerin büyüyen örgütlenme ve mücadele ihtiyacına yanıt verememesi belirleyici oldu. Eski, ilkel ve amatör, istikrarsız, kendiliğindenci çalışma tarzı çoktan miadını doldurduğu halde, yeni ve daha yüksek bir örgütlenme ve mücadele kanalını açma inisiyatifinin gösterilememesi belirleyici oldu.
Evet, çiğnenmemiş bir yolda yürümek zordur. İşçi sınıfının ve kitlelerin genel bir dağınıklık ve beklentisizlik içinde olduğu ve bunun siyasal-sendikal tasfiyecilik tarafından beslendiği koşullarda yeni ve daha yüksek bir mücadelenin yolunu açmak zordur. Kitlelerin çaresizliğinin kayalık dağlarını delmek, güvensizliğin sert toprağını kazmak, umutsuzluğun bataklıklarını kurutmak gerekir. Fakat bir kez -bu zorlukları bilerek, meydan okumakla kalmayıp- pratik adımları atılmaya başlanınca gidişatın ruhu da değişmeye başlar. Tabii, bir çırpıda değil. Süreci yarmaya dönük güç toplamak gerekir. Ve güç toplamak, yalnızca -devrimci hareket bir bunu bilse de- maddi güç değil aynı zamanda manevi güç toplamaktır. Hamasi söylemlerden ve kof iddialardan bıkmış, bunlara yüz vermeyen kitlelerin gözünde sınanmak; ortaya konulan hedef ve iddiaları en etkin biçimde birer birer hayata geçirmektir. Ve güç toplama, yalnızca komünistlerin güç toplaması da değildir. İşçi sınıfının mücadele istekliliği, enerjisi ve gücünün artılmasıdır. Bütün bunlar iç içedir, bir bütündür.
Kurultayımızın temel şiarı “Umutsuzluğa karşı Umut, geleceksizliğe karşı Gelecek, örgütsüzlüğe karşı Örgüt, güçsüzlüğe karşı Güç”tü. O, bu doğrultuda başarılı bir adım oldu. Yalnızca örgütlenme arayışında olan katılımcılar üzerinde değil, fazla bir beklentisi olmadan gelen katılımcıları üzerinde de güçlü bir etki yarattı. Peki “arkası gelecek mi”ydi? İşte bunu, Kurultay katılımcısı işçi, emekçi ve öğrencilerin olabildiğince çoğunu ve onların çevrelerine yayacakları etkiyi de çalışmasına katacağımız 1 Mayıs’ta göstereceğiz ilk olarak.

Devrimci 1 Mayıs çalışmamız, Kurultayımızın 700 işçi, emekçi ve öğrencide yarattığı sinerjiyi daha örgütlü hale getirmekle kalmamalı, halka halka yaygınlaştırmalı ve yükseltmeli! Devrimci sınıf çalışmasında daha gelişkin bir kavrayış, irade, süreklilik ve ısrarın ifadesi olduğunu hissettirmeli. Artık geri dönülmez ve kesintiye uğratılamaz bir yönelim olduğunu göstermeli! Bunun da ötesinde, serpilip gelişen ve yeni bir yol açmaya başlayan sınıf pratiğimizi anlatmalı! Militan mücadele ruhuyla örgütlenme, örgütleme ve organizasyon becerisindeki gelişmeyi ortaya koymalı! İşçi sınıfı ve emekçilerin öncü ve örgütlenme arayışı içindeki kesimlerine, hatta, tıpkı Kurultay’da olduğu gibi 1 Mayıs’a fazla bir beklenti taşımadan gelen daha geniş bir kesimine, “Bizi bu halimizden çekip çıkaracak, özlemlerimize yanıt olacak birileri varsa, o Alınteri’dir. Bu ufuk, bu enerji, bu beceri onlarda var” dedirtmeli!
İşçi kurultayı tarzı örgütlenmede; gelecek perspektifi, militan mücadele ruhu, katılımcılarla yaratılan sinerji, yukarıdan ve alanlardan inisiyatifin bütünleştirilmesi, enternasyonalizm, çok yönlü organizasyon becerisi gibi bir dizi temel konuda ve bütününde ileri doğru bir farklılaşma başlattık. Şimdi bu ileri farklılaşmayı, 1 Mayıs tarzı örgütlenme ve eylemde sürdürmeli ve geliştirmeliyiz.
Kurultayımıza artı bir işçi daha katabilmek için, kimi zaman aylar süren bir ikna faaliyeti yürüttük. Şimdi o işçiyi, devrimci 1 Mayıs çalışmasının bir aktivisti, 1 Mayıs Hazırlık Komitelerinin bir örgütleyicisi haline getirmeliyiz.
Kurultayımızı işçi sınıfının içinden işçilerle birlikte örgütledik. İstediğimiz düzeyde olmasa da böyle bir faaliyette ilk kez yer alan işçilerin de katıldığı Kurultay Hazırlık Komiteleri oluşturduk. Çok sayıda işçi toplantısı, etkinliği, semineri düzenledik. Alan tebliğlerini işçilerle birlikte hazırladık. Şimdi devrimci 1 Mayıs’ı da işyerlerinin, sanayi bölgelerinin, sektörlerin içinden işçilerle birlikte örgütlemeliyiz. Bölgesel, sektörel Öncü İşçi Kurullarını oluşturma ve süreklileştirme doğrultusunda bir adım olarak 1 Mayıs İşçi Hazırlık Komitelerini kurmalıyız. İşyerlerinde, alanlarda çok sayıda toplantıyla birlikte bölgelerde en geniş katılımlı 1 Mayıs hazırlık toplantıları örgütlemeliyiz. Bu toplantılarda işçilere Kurultayımızı anlatmalı, özellikle de katılan işçilerin anlatmasını sağlamalıyız. Kurultayın ufkunu, enerjisini, kararlarını taşımalı ve 1 Mayıs’a dönük bir kitle pratiği haline gelmesine çalışmalıyız. Yüzlerce işçinin emeği, katılımı ve iradesiyle çıkan Sonuç Bildirgesini okumalı, açıklamalı, tartıştırmalı ve onun manevi otoritesini pratik hedef bilinci haline getirmeliyiz. 1 Mayıs’ı Kampanya ve Kurulların örgütlenmesi, genişletilmesi ve pratikleştirilmesiyle iç içe örmeliyiz. Devrimci proleter 1 Mayıs, yalnızca kitleselliği, militan mücadele ruhu, görselliği ile değil, arka planında çok sayıda işçi toplantısı ve komitesinin olduğu iç örgüsü, alan hakimiyeti ve alanın bütünündeki çok yönlü etkisi ile ayırd edilmeli.
1 Mayıs, meydanlarda onbinlerce işçi ve emekçiyle birlikte yapılacak bir eylemli, pratik mücadele kurultayı ve iradesi olarak düşünülmelidir. Ekseni Kurultay Sonuç Bildirgesi ve onun öne çıkan güncel halkalarıdır. Sonuç Bildirgesi kitleselleşerek, maddileşerek 1 Mayıs alanlarının iradesi haline gelmelidir.
*Ufuk Çizgisi, Sayı: 34, 20 Mart 2006