Almanya'da uyarı grevleri yayılıyor

GÜNCEL
Cuma, 31 Mart 2006 (20 yıl 6 ay önce)

Almanya'da “barış süresi”nin* önceki gün gece yarısı sonra ermesinden sonra ülke genelinde başlatılan uyarı grevleri genişleyerek sürüyor. 29 Mart'ta 88 bin metal ve elektronik sanayii işçisinin uyarı grevine çıkmasından sonra dün de 199 değişik fabrika da çalışan 69 bin işçi iş bıraktı. Böylece Almanya'da iki gün içinde 157 bin işçi uyarı grevi yaparak, sokaklara çıkmış oldu.

Almanya'nın birçok eyaletinde yapılan grevlere, IG Metall sendikasının açıklamasına göre yoğunluklu katılım Kuzey Ren Vestfalya, Baden Württemberg, Bavyera, Niedersachsen ve Hamburg eyaletlerinde yaşandı. Grev, Daimler-Chrysler, BMW, Ford, Opel, Bosch gibi büyük Alman tekellerinin yanı sıra yüzlerce fabrika ve atelyede yapılıyor.

Uyarı grevinin ikinci gününde Daimler-Chrysler tekelinin Sindelfingen’deki ana fabrikasında 12 bin işçi iş bırakırken, BMW'nin Dingolfing ve Landshut fabrikalarında ise 15 bin işçi uyarı grevine çıktı.

Daimler-Chrysler işçilerinin yaptığı mitinge katılan IG Metall Baden Württemberg Eyaleti Başkanı Jörg Hofmann “işçilerin bütçesinin yüzde 5'lik zamma ihtiyacı var” dedi. İşyeri Temsilcisi Kurulu Başkanı Erich Klemm ise yaptığı açıklamada, işverenlerin öneri getirmek için barış süresinin geçmesini beklemelerini “edepsizlik” olarak niteledi. Haftalardır süren ve bu arada onlarca görüşme yapılmasına rağmen işverenlerin bugüne kadar herhangi bir öneri getirmemesi konusunda Jörg Hofmann'da “karşı tarafın koordineli bir reddetme durumu söz konusu” dedi. Alman tekeller daha önceki TİS'lerde de barış süresini bilinçli olarak sessiz geçirmiş ve son anda öneri yaparak, işçilerin örgütlü davranmasını engelleme taktiği uygulamıştı.

[foto]daim1.jpg[/foto]

Tekellerin aleni yalanı!
Metal İşverenleri Birliği Başkanı Martin Kannegiesser, işçilerin yüzde 5'lik zam taleplerini bir kez daha reddetti.

Deutschlandradio’ya bir açıklama yapan Kannegiesser, söz konusu talebin "dünya çapında sahip olduğumuz tek lokomotiv” olarak tanımladığı metal sektöründe ciddi zararlara yol açacağını iddia etti. Oysa Alman otomotiv tekelleri başta olmak üzere metal sektöründeki pek çok firma geçen yılı rekor karlarla kapatmış, bunun üzerine düzenlenen kutlama partilerinde patlatılan şampanya ve ağzı kulaklarında tekel yöneticilerinin fotoğrafları günlerce manşetlere taşınmıştı!..

Jörg Hofmann bir dahaki pazarlık raundunun yapılacağı 6 Nisan tarihinde metal patronlarının masaya yüzde 1.4 zam ve bir defaya mahsus ödeme teklifi ile oturacaklarını tahmin ettiklerini söyledi. Hofmann bu duruma yönelik “biz sadaka isteyen dilenci değiliz, sadece emeğimizin karşılığını istiyoruz” diyerek tepki gösterdi.

En büyük tehlike yine sendikal bürokratizm!
Fakat, geçtiğimiz iki yıllık zaman zarfında IG Metall yönetim şürekasının tüm direnişlerde söyledikleri ve direnişin sonuçları düşünüldüğünde tüm bu “üst telden konuşmalar” pek bir anlam ifade etmiyor. Zira, IG Metall sendikal ihaneti, söz konusu tüm direnişleri birkaç haftalık uyarı grevi ve ya grevin sonucunda satmıştı. Ancak, bugün Almanya'da işçi ve emekçilerin yaşadıkları hızlı yoksullaşma ve peş peşe yürürlüğe sokulan saldırı yasalarının oluşturduğu öfke ve tepkinin patlama dinamiklerini geliştirmesi ile Fransa'daki birleşik, kitlesel ve militan eylemlerin esinleyici etkisi, bir bütün olarak işçi ve emekçilerin mücadele etme ve hak alma istemlerini güçlendirirken, karşıt sınıfın ve sendikal ihanetin hareket alanını da daraltıyor. Fakat, Alman işçiler için bugün en büyük tehlike neoliberal saldırılar olduğu kadar, sendikal ihanetin de kendisidir.

Alman proletaryası ve emekçi halkları sendikal ihaneti aşabildikleri oranda ekonomik ve politik olarak özgürleşecek ve kazanacaklar!...



* Barış Süresi: Sendikalarla işverenler arasında varılan anlaşmaya göre, “barış süresi” olarak adlandırılan TİS'lerin geçerlilik süresinin sona ermesinden sonra başlayan dört haftalık süre içerisinde tarafların uzlaşmaya çalışması gerekiyor.