AB ve Uluslararası Para Fonu yüksek borçlu Yunanistan'a sözde "kurtarma paketi" uyguladılar.
AB ve Uluslararası Para Fonu yüksek borçlu Yunanistan'a sözde "kurtarma paketi" uyguladılar. Sanki ülkeyi bu hale getiren emperyalist-kapitalizmin kendisi ve krizi değilmiş gibi, şimdi o sistemin kurumları bataklığa sürükledikleri ülkeyi “kurtarmak” için çözüm önerileri sıralıyorlar!
Çözümü öneren kapitalizm olunca, haliyle sonu da işçi ve emekçilerin yıkımı ile kapitalist karın maksimizasyonuna çıkıyor. Sözde “kurtarma paketi” Yunanistan'da sosyal ve kamusal alanda 4 milyar 800 milyon euroluk tasarruf yapılmasını öngörüyor.
Tasarruf dedikleri şeyin; emeklilik yaşının yükseltilip emekçilerin mezarda emekli edilmesinden, KDV oranlarının arttırılıp sırtlarına daha büyük vergi yükü bindirilmesinden, kalan tüm sosyal haklarının da gaspedilmesinden, sağlık ve eğitim bütçelerinin tırpanlanmasından başka bir anlamı yok tabii! Başka bir deyişle işçi sınıfı emekçilerin bugüne kadar olduğundan daha üst düzey ve düzlemde sömürülmesinden...
Yunanistan'ı tüm bu uygulamaları yapmaya zorlayan bağımlı olduğu emperyalistlerden Fransa ve Almanya'nın silah tekelleri ise aynı Yunanistan'a silah satıyor. Yapılan açıklamalara göre, önümüzdeki kısa dönem içerisinde Yunanistan 2 milyar 800 milyon euroluk denizaltı ve çeşitli askeri teçhizat alımı gerçekleştirecek. Yani “Ülke batıyor acil tasarruf yapılmalı” deyip, emekçilerin kemikleriniu un ufak ederek sağlayacakları 4 milyar 800 milyon euronun 2 milyar 800 milyonunu doğrudan cebe indirecekler!
Her şey doğasına ve o doğanın hükmettiği yasalara göre işlemeye devam ediyor. Nam-ı diğer kapitalizm, her zaman olduğu gibi emekçilerin azami sömürüsü üzerinden karını maksimize ediyor. AB bir taraftan yapılması gereken tasarrufları işaret edip Yunan emekçileri kemer sıkmaya ve krizin faturasını ödemeye zorlarken, diğer taraftan silah satıp karına kar katıyor.
Fakat doğasına uygun hareket eden sadece kapitalizm değil, sınıf mücadelesi de kendi doğasına uygun yürüyor. Altı ayda altı genel grev yapıp yedincisine hazırlanan, hemen her gün toplumun bir katmanının sokakları zaptettiği, krizin faturasını ödemeyi reddeden, kıran kırana bir sınıf mücadelesi yürüten Yunanlı emekçilerin yürüdüğü yol gibi...