Mapuçeler 1 aydan bu yana açlık grevindeler.
Şili'nin ilk ve gerçek sahipleri Mapuçe kızılderililerinin 12 Temmuz'da başlattıkları açlık grevi, dün bir ayını doldurdu. Eylem Concepción, Temuco, Valdivia, Angol ve Lebu'daki 5 cezaevinde, 31 tutsak tarafından sürdürülüyor.
Tutsaklar, yalan ifadelerle tutuklanmalarını, mahkemenin yanlı tutumunu, gözaltında işkenceyi protesto ediyor, derhal serbest bırakılmayı talep ediyorlar. Tutsaklar ayrıca, faşist diktatör Pinochet zamanından kalma anti terör yasasının geri çekilmesini ve Mapuçe yerlileri üzerindeki baskılara son verilmesini istiyorlar.
Bir aydan bu yana açlık grevinde bulunan tutsakların sağlık durumları giderek kötüleşiyor. Yüksek güvenlikli cezaevinde kalan Andrés Ignacio Gutiérrez Coña'nın son bir haftadır kan dolaşımı problemi yaşadığı ve durumunun ciddi olduğu bildirildi. Diğer tutsakların da benzer sorunlar yaşadıkları, durumlarının ciddi olduğu gelen haberler arasında.
Öte yandan tutsaklarını sahiplenen Mapuçeler de dışarıda eylem yapıyorlar. Tutsakların taleplerinin kabul edilmesi ve serbest bırakılmaları için yürüyüş düzenleyen Mapuçelere polis gaz bombalarıyla saldırdı. Polisin vahşi saldırısı sonucu yüzlerce Mapuçenin yaralandığı, yüzlercesinin de gözaltına alındığı haberleri geliyor.
Acil müdahale çağrısı
Açlık grevini yakından takip eden Tehdit Altındaki Halklar Örgütü, Uluslararası Kızıl Haç Komitesi'ne acil müdahale çağrısında bulundu.
Örgüt tarafından yapılan yazılı açıklamada “Açlık grevini sürdüren tutuklularının sağlığı konusunda ciddi endişelerimiz var. Uluslararası Kızıl Haç Komitesi'nden vakit kaybetmeden tutukluları ziyaret etmelerini ve sağlık durumlarını kontrol edip açıklamalarını rica ediyoruz” denildi.
31 tutsak kendilerine ait olan toprakları savundukları ve sahiplendikleri için sudan bahaneler ve yalancı tanıklarla tutuklanmışlardı.
Mapuçeler kendilerine ait olanı istiyor
Mapuçe yerlileriyle Şili devleti arasında uzun yıllardar toprak sorunu bulunuyor. Mapuçeler yıllardır yaşadıkları topraklar üzerinde söz ve yetki hakkı istiyorlar. Ancak, Şili devleti bu isteğe kulak tıkıyor. Verdiği tek cevapsa katliam, baskı, işkence ve göçe zorlama oluyor. Zira, bu topraklar zengin maden yataklarına sahip ve ülke ormancılığının azımsanmayacak bir kısmı yine bu topraklar üzerinde yapılıyor.
Devlet sürekli olarak bu toprakları orman endüstrisine ve madenciliğe açmaya, Mapuçeler direnmeye, devlet de katletmeye devam ediyor...
3 Ocak 2009 ve 12 Ağustos 2009'da iki genç Mapuçe, topraklarının ihlal edilmesine karşı yapılan eylemlerde polis kurşunuyla katledildiler. 3 Ocak'daki eylemde katledilen 23 yaşındaki Matias Valentin Catrielo Quezada isimli öğrencinin Özel Polis Gücü mensuplarından birinin açtığı kurşunla öldüğü kanıtlandı. Polis bu katliamdan ötürü suçlu bulundu ve yılsonu itibarıyla “gereksiz yere ölüme sebebiyet verecek düzeyde şiddet uygulama” suçundan yargılanacağı sırada kefaletle serbest bırakıldı.
Şili'nin ilk ve gerçek sahipleri olan Mapuçeler üzerinde devlet sürekli ve sistematik bir baskı politikası uyguluyor. Baskı, katliam ve göç politikalarıyla ülkenin gerçek sahiplerinin nüfusu, genel nüfusun yüzde 4'üne kadar geriletilmiş durumda.
Faşist yasa yürürlükte
Şili devleti Mapuçe tutsaklarını faşist Pinochet zamanından kalma “anti terör yasası” ile yargılıyor. Yasa, haliyle tam bir faşist cendere.
Şüphelilerin iki yıla kadar gözaltında tutulmasına olanak sağlayan yasadan yargılananlar askeri mahkemelerde yargılanıyor ve en az 5 ile 10 yıl arasında cezalara çarptırılıyor. Yasa, mahkeme heyetine tanıkların yüzlerini ve kimliklerini gizleme hakkı veriyor. Başka bir deyişle olmayan tanık yaratma hakkı! Zira, şu anda açlık grevi yapan tutsaklar da olmayan tanıkların ifadeleriyle tutuklanmış durumdalar. Tanıkları gören veya isimlerini bilen kimse yok. Tanıkların duruşmalara katılma zorunluluğu da bulunmuyor. Anti terör yasası oldukça yüksek miktarda para cezası da öngörüyor.
Yasanın etki alanı ise -tüm dünyadaki anti terör yasaları gibi- alabildiğine geniş. Örneğin, kendi toprağını sahiplenen (devlete göre, işgal eden) bir Mapuçe'nin bu eylemi terörizm olarak yaftalanıyor ve anti terör yasasından yargılanıyor.