Fransa'da grev: Elde var iki

Emeklilik reformuna karşı 3 milyon işçi ve emekçi greve çıktı, burjuvaziye mesajı bir kez daha net verdi: “Saldırıya geçit vermeyeceğiz”

DÜNYA
Perşembe, 23 Eylül 2010 (16 yıl 1 ay önce)

Fransa'da bu sabaha kadar en çok tartışılan ve cevabı merak edilen soru, “bu grev 7 Eylül'dekini geçer mi”ydi. Sorunun cevabını işçi ve emekçiler sokakta verdi. Geçti! Emekçiler merak edilen bir diğer soru olan “emeklilik reformu yasalaşır mı”nın da cevabını verdi bugün: “Geçirmeyeceğiz!”

Fransız burjuvazisinin emeklilik yaşını 60'tan 62'ye, tam emeklilik yaşınıysa 65'den 67'ye çıkarma saldırısına karşı ilk işaret fişeğini 7 Eylül'de yakan işçi ve emekçiler, bugün kaldıkları yerden devam ettiler. 7 Eylül'de 2 milyon 700 bin olan katılım, bugün 3 milyona çıktı.

Katılım yükseldi


İstisnasız bütün şehirlerde yürüyüşlere katılım oranı yükseldi bugün. En kitlesel yürüyüş, her zamanki gibi yine Paris'teydi. Sendikaların verdiği rakama göre başkentte yürüyüşe katılım 300 bin oldu. 7 Eylül'de bu rakam, 270 bindi. Marsilya'da 200 bin (200 bin), Toulouse'da 120 bin (100 bin), Bordeaux'da 120 bin (110 bin), Montpellier'de 60 bin (45 bin), Lyon'da 40 bin (35 bin), Strasbourg'da 20 bin (18 bin), Orleans'da 15 bin (13 bin) ve Rennes'de 35 bin işçi ve emekçi yürüyüşlere katıldı. (Parantez içindeki rakamlar 7 Eylül grevindeki katılımlardır).

Paris'teki yürüyüş, 7 Eylül'de olduğu gibi yine iki ayrı koldan yapıldı. Bastille Meydanı'ndan başlayan eylem, Denfert Rochereau Meydanı'nda son buldu. Saat 13.00'den itibaren toplanmaya başlayan kitle, 14.00'de yürüyüşe geçti. En kitlesel kortej yine CGT sendikasınınkiydi. Rengarenk pankartları, balonları, söyledikleri marşları ve attıkları sloganlarıyla oldukça coşkulu olan CGT kortejinin deyim yerindeyse ucu bucağı gözükmüyordu.

Yürüyüşe CFDT, FSU, FO, SUD, CFE-CGC, UNSA, Solidaries sendikaları yoğun katılım sağladılar. Öğrenci sendikaları UNEF, FIDL ve UNL de 7 Eylül'deki yürüyüşe göre çok daha kitlesel olarak katıldılar. Eyleme Sosyalist Parti, Fransız Komünist Partisi, Lutte Ouvrier, Yeni Antikapitalist Parti de katıldı. PTT, hastane, France Telecom, Air France, Fransa Bankası çalışanları yürüyüşte kendi pankartlarıyla yeraldılar.

Bir kolun başında yürüyen CFDT sendikasının korteji yürüyüşün bittiği alan olan Denfert Rochereau Meydanı'na geldiğinde, hala Bastille Meydanı'nda yürümeyi bekleyen kortejler bulunuyordu. (İki meydanın arası 4,2 km.)

Ana sloganı “Emeklilik, iş sahası, ücretler. Sosyal bir sorun” olan eylemde, yine Sarkozy ve Çalışma Bakanı Eric Woerth karşıtı sloganlar yoğun olarak atıldı. En çok atılan sloganlardan biri de “hep birlikte genel greve” idi. Kitle oldukça coşkuluydu. Hemen her kortej yürüyüş boyunca hiç susmadı, sürekli slogan attı, marşlar söyledi.

Hükümetten bir demet yalan...


2006'da geçirmeye çalıştığı ama oluşan tepki karşısında CPE tasarısından geri adım atmak zorunda kalan hükümet, aynı kabusu görmeye başladı. Başına geleceği bilen hükümetin bulduğu “dahiyane” fikirse, yalan oldu. Emeklilik reformuna karşı oluşan emekçi tepkisinin paniklettiği Sarkozy ve hükümeti, sabah saatlerinde “greve katılımın 7 Eylül'e göre düşük” olduğunu açıklamaya başladı.

Çalışma Bakanı Eric Woerth “emeklilik reformuna karşı oluşan seferberlikte hiç şüphe yok ki gerileme olmuştur” derken, Sarkozy'nin konutu Elysee Sarayı'ndan da “greve katılım oranlarında önemli düşüş yaşandığı gözlemlenmektedir” açıklaması geldi.

Palavralarını gerçekçi kılmak için, grev yapılan şirketleri de yedeklemişlerdi ama yalancının mumu 2 saat kadar bile yanamadı! Mumun, sahibi Sarkozy gibi bodur olduğu için de değil üstelik, sınıf savaşını bir önceki greve göre daha da yükselten işçi ve emekçilerin kararlı, dik ve başeğmez duruşlarından dolayı!

Hükümet grev yapılan şirketleri öyle bir tembihlemişti ki, istisnasız hepsi bir önceki greve göre katılım oranlarını düşük açıkladılar. Fakat, balonları sendikaların yaptığı açıklamayla patladı. Örneğin, France Telecom'un greve katılım oranını 26,94 olarak açıklamasından (7 Eylül'de yüzde 34,04'tü) sadece birkaç saat sonra sendika gerçek rakamı açıkladı: Yüzde 40.

Aynı durum PTT'de de yaşandı. PTT, 7 Eylül'de yüzde 22,07 olan katılım oranının bugün yüzde 16,50'ye gerilediğini açıkladı. Sendika ise gerçeği söyledi: Yüzde 30'un üzerinde.

Eğitim Bakanlığı öğretmenler arasındaki oranın yüzde 25'te kaldığını söylerken, eğitim emekçileri sendikası FSU, katılım oranının yüzde 55'e yakın olarak gerçekleştiğini duyurdu.

Demiryolları'ndan yapılan açıklamada “greve yüzde 37,06 oranında katılım olmuştur” dendi. Gerçeği CGT söyledi: Yüzde 50.

Yalana karşı sert tepki verildi


Hükümetin yalanlarına sendika ve yasa karşıtı partiler tarafından sert tepki verildi. Sosyalist Parti birinci sekreteri Martine Aubry akşam saatlerinde yaptığı açıklamada “emeklilik reformuna karşı toplumsal seferberliğin güçlü bir şekilde devam etmesi memnuniyet verici. Buna karşın, Elysee Sarayı'nın acınası tepkisi devam ediyor” derken, yürüyüş sırasında açıklama yapan FO (İşçi Gücü) sendikası Genel Sekreteri Jean-Claude Mailly “bu seferberlik ve kalabalık hükümetin emeklilik reformunu askıya alması ve yeniden tartışmaya açması için yeterlidir” dedi.

CGT sendikası Başkanı Bernard Thibault ise yürüyüşten sonra yaptığı açıklamada Fransa çapında greve katılım sayısının 3 milyon olarak gerçekleştiğini söyledi ve ekledi: “Bu rakam 1995 ve 2003'te yapılan genel grevlerden yüksektir. '95'teki eylemlere 2 milyon 200 bin işçi ve emekçi katılmışken, 2003'tekinde ise katılım rakamı 2 milyon olmuştu. Şimdi yakaladığımız rakam, 2006 yılında yapılan CPE karşıtı eylemlerle aynı orandadır”.

Geçtiğimiz cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Sosyalist Parti'nin adayı olan ve ikinci turda Sarkozy'ye karşı kaybeden Segelone Royal ise yaptığı açıklamada “Elysee Sarayı manipülasyon peşinde. Daha yürüyüşler başlamadan, greve katılım oranının 7 Eylül'e göre düşük olduğunu açıkladılar. Emeklilik reformuna karşı oluşturulan seferberlik önemlidir. Tüm Fransa'da katılım oranları oldukça yüksek. Hatta 7 Eylül'e göre daha yüksek” dedi.

Bu yolun sonu...


İşçi ve emekçileri durduramayan, oluşan sendikal birliği de içerden çözemeyen hükümet, yalanla kitlelerin bilincini bulandırmaya ve moral bozukluğu yaratmaya çalışıyor. Ama nafile! Emekçiler sözlerini bugün yine sokakta net olarak söylediler. Paris'teki eyleme rengini veren -bir önceki eylemde olduğu gibi- “bu bir sınıf savaşıdır” sloganı, Sarkozy, hükümet ve kapitalizm karşıtlığı oldu. Bu bilinç açıklığı ve birleşik duruş sürdürülürse, burjuvazinin tüm çığırtkanlığına karşın, 1995, 2003 ve 2006'da olduğu gibi emek cephesi, saldırı tasarısının sadece tasarı olarak kalmasını sağlar ve tarihe gömer.

İşçi ve emekçiler 7 Eylül eylemiyle birlikte tatil sonrası mücadeleye oldukça yüksek bir start vermişler, moral depolamışlardı. Bugün yapılan grevin, öncekini aşması, aşmasa bile en azından onun kadar olması yaşamsal önemdeydi. Özellikle de 7 Eylül grevinin ardından saldırı tasarısının parlamentodan geçirilip, senatoya gönderilmesinden sonra. Emekle sermaye arasındaki çatışmada cephelerin sınanması ve ondan da önemlisi sonraki çarpışmalar için cephane biriktirilmesi anlamına gelecekti bugünkü grev. Emek cephesi bu çarpışmadan da galip ayrıldı. Emekçiler direniş duvarını daha da sağlamlaştırırken, burjuvazi cephesinde bir gedik daha açtılar. Tasarının senatoda görüşülmesinden önce bir kez daha gür bir şekilde saldırıya geçit vermeyeceklerini haykırdılar.

Bugünkü çarpışmanın sonucunu dünden gören burjuvazinin, daha yürüyüşler başlamadan katılımın bir önceki greve oranla düşük kaldığı gibi bir yalana sarılması, sadece onun doğası gereği varolan ikiyüzlülüğüne, yalan, iftira ve çarpıtma “yeteneğine” işaret etmez. Asıl olarak korktuğunun ve yenik bir ruh haliyle çarpıştığının açık ifadesidir.

Yaptığı açıklamalardan da anlaşıldığı kadarıyla hükümet, henüz geri adım atmayacak. Saldırı tasarısını yasalaştırma çalışmasına devam edecek. Ancak, emek cephesi bugün “elde var iki” dedi. Bu kararlı duruş devam ederse emek cephesi -her ne kadar rakip emperyalist cenaha göre oldukça geriden seyrediyor ve bu nedenle emeklilik saldırısını can siperhane geçirmeye çalışacak olsa da- burjuvaziye geri adım attırır.

Bu filmi çok seyrettirdi Fransız işçi sınıfı ve emekçileri. Şimdi bir kez daha seyrettirmenin peşinde koşuyorlar. Sadece kendilerinin değil, dünyanın bütün işçi ve emekçilerinin onuru, eğilmez başı, bükülmez bileği olarak. Sınıf savaşında elde var iki. Şimdi sıra üçte...