İleri Adımlarla 1 Mayıs’a!

Ücretli köleliğe, emperyalist kapitalizme karşı emekçilere ve Kürt halkına özgürlük talebiyle sınıfa karşı sınıf ekseninde 1 Mayıs'a.

GÜNCEL
Salı, 4 Nisan 2006 (20 yıl 6 ay önce)

2006 1 Mayıs’ını dünyanın her yerinde işçi ve emekçiler, neoliberal sosyal yıkım saldırısına, ağır çalışma ve yaşam koşullarına, yoksulluk, işsizlik ve hiçe sayılmaya, “suç ve terörün önlenmesi” bahanesiyle özgürlüklerin gaspedilmesine karşı özlem ve taleplerini yükselterek kutlayacaklar. Bu, kendi özgüllükleriyle birlikte, ülkemizde yapılacak 1 Mayıs kutlamalarının da temel ve dünya proletaryası ile birleşme eksenini oluşturuyor.

Güç dengeleri

Nasıl ki 1 Mayıs sınıflar arasındaki güç dengelerinin göstergesi ise, 1 Mayıs’a da bu güç ilişkilerinin içerisinden giriliyor. İşçi sınıfı ve emekçilere çevrilmiş neoliberal siyasal-toplumsal saldırı silahı gitgide daha fazla etkinleştiriliyor. Buna karşılık, işçi sınıfı saflarında belirleyici olan, birleşik bir direnme ve mücadele hattının oluşturulması değil; maddi ve kültürel sefalet, insanca düşünme, davranma, sınıfsal dayanışma, güven ve özgüven yoksunluğudur. Düzen sendikaları, bırakalım bu tabloyu gidermeye yönelmeyi, işçi ve emekçilerin sosyal yıkımdan korunma çabalarının uzağında ve bunların ketleyicisi durumundadır. DİSK‘in “Kapitalizmi seviyorum” kampanyasıyla “çığır açtığı” 2005 1 Mayıs’ından bu yana, işletilen tek mekanizma, öncesinde olduğu gibi, sınıf işbirlikçiliğidir.

Son derece ağır ve sancılı olmakla birlikte, emekçiler içerisinde yanıp sönmeye başlayan, bir özsavunma dinamiğinin istikrarsız ve sistemsiz bir tarzda oluşumudur. Eylemin özgürleştirici denizinde yıkanma, kirini, pasını, korku ve güvensizliğini giderme, geniş yığınların davranış ve düşünüş biçimi haline gelmemiştir. Kitleler, öncünün çağrılarıyla harekete geçmenin uzağında duruyorlar. 1 Mayıs’ın da en büyük handikapıdır bu. Bununla birlikte, duvara dayanmış olmak -fiziksel dayanma sınırını kat kat aşan çalışma koşulları- ya da ne denli sınırlı da olsa eski konum ya da bir olanağını yitirmek -kentsel dönüşümle haritadan silinmek- veya hayata sıfırdan başlayacak olmak -yeni öğrenci kuşağının konumu- gibi nedenlerin yanı sıra, önceki ileri mücadele deneyimlerinin varlığı da bu özsavunma özlem ve çabalarına hayatiyet kazandırıyor.

Geçen 1 Mayıs’a, Newroz sonrası düğmesine basılan şovenist histeri atmosferinde girilmişti. Kürt halkının haklı ve meşru taleplerine karşı, orta sınıflar, Kemalistler dahil toplumsal gericilik birikimi harekete geçirilmişti. Şoven kampanya, 1 Mayıs öncesi yeniden düğmeye basılmasıyla inişe geçmekle birlikte, yerel ölçeklerde canlı tutulmaya devam edildi. Bu yıl ise, 1 Mayıs’a, rejimin Kürt sorunundaki sıkışmasının derinleşmesi, Şemdinli provokasyonun açığa çıkarılması ve Şemdinli iddianamesine karşı yine Genelkurmay gürlemesi ortamında giriliyor. Düğmeye yeniden basıldı! Aynı zamanda ABD’nin İran operasyonlarına altlık olmayı planlayan karşıdevrim, devrimci demokratik muhalefeti sindirmeyi de önüne koyarak Kürt emekçilerin yanı sıra, üniversite gençliğine de saldırıya geçti. Devrimci gençliğin gençlik kitleleri içerisinde politik, örgütsel ve manevi otoritesi cılız, kitlesel örgütlülüğü zayıftır. Buna rağmen, başta DPG olmak üzere devrimci gençliğin, emekçi halk gençliğinin devrimci demokratik geleneklerini de arkasına alarak sosyal yıkıma karşı talepleri temelinde harekete geçirilmesi çaba ve yönelimi sürüyor.

Güç kaynağı!

Özetle, 1 Mayıs, işçi sınıfı ve emekçilerden gelen bir kitlesel eylem dalgası üzerinde yükselmiyor. Biz işçi sınıfı devrimcileri için ise, tam aksi! Biz, 1 Mayıs’a öncü kurultayı örgütlemiş olmanın ve kurultay derslerini özümlemenin birikimi ile giriyoruz. Bunun sağladığı muazzam olanaklar, öncü sorumluluğu, bilinci ve organizasyonel becerisi ile 1 Mayıs’ın güç kaynağı haline getirilmeli; geniş kitle çalışması denizine gerçek anlamda açılmaya başladığımız şu evrede 1 Mayıs hazırlık çalışmaları bu kavrayışla yürütülmelidir.

Bulunduğumuz bölge ve illerin hoşnutsuzluk birikimi, 1 Mayıs alanında başta sendikalı işçiler olmak üzere, çalışma ve yaşam koşullarının ağırlığı, Genel Sağlık Sigortası, kentsel dönüşüm, emekçilerin ve Kürt halkının özgürlük yoksunluğu, F tipi cezaevleri, faşist saldırılar, emperyalist işgal, paralı eğitim gibi gündemlerle yer alacak. Bu taleplerin yükseltilişi ise işçi ve emekçilerin pek çok bölüğü açısından parçalı, en iyi haliyle aritmetik bir toplamdan öteye gitmeyen bir içeriğe sahip olacaktır. Cılız sendika ve işçi kortejlerine GSS gibi talepler, devrimci demokratik güçlerinkine ise politik gündemler rengini verecektir. Öte yandan, 1 Mayıs’a komünist öncünün iç örgüsü daha güçlenmiş, politika ve taktikleri daha derinleşmiş ve kitlelerle ilişkisi yeni bir düzleme taşınmaya başlandığı bir kesitte giriliyor. Emekçi sınıfların ve gençlik kitlelerinin içerisinde bulunduğu parçalılığın giderilmesi, 1 Mayıs’ta neoliberal sosyal yıkım saldırısına karşı duyarlılık ve tepkinin ücretli köleliğe, emperyalist kapitalizme karşı devrim ve sosyalizm, net sınıfa karşı sınıf ekseninde, emeğin korunması ve emekçilere özgürlük çerçevesinde ortaya koyulması hedefimizdir. 1 Mayıs’taki varoluşumuz, “kendinde” ve “kendisine dönük” değil, doğrudan doğruya işçi sınıfının bulanık ve ancak tepki ve özlem düzeyinde dile getirdiği sorunlarına doğru bir talep ekseni kazandırma perspektifiyle olacaktır. Bunun temel unsuru ise, öncü kurultayımızın düşünsel ve pratik içeriği, “Kölece Çalışmaya ve Kölece Yaşamaya Hayır!” ve “Paralı eğitime hayır ve diplomalı işsiz olmayacağız!” kampanyalarıdır.

Neoliberalizmin sosyal yıkım politikaları, sadece kapitalizmin yıkıcılığını değil, sosyalizmin tarihsel zorunluluğunu da gösteriyor. Kitlelerin ihtiyaç ve özlemlerinin çözümünün sosyalizmde olduğunun gösterilmesi, bilinç ve eylemlerinin bu yönde geliştirilmesi için kapitalizme karşı sosyalizm sloganlarını yükseltmeliyiz.

Kurultay 1 Mayıs’ta!

1 Mayıs’ı, sınırlarımızı yararak gerçekleştirdiğimiz öncü kurultayımızın yeniden sahne alması olarak düşünmeliyiz! Bu, yalnızca kurultayın propagandasının alana taşınmasından ibaret değildir. 1 Mayıs’ın somut anlamı, salt kurultaya katılan güçlerimizle biraraya gelmek değil, çeşitli nedenlerle katılamayanları harekete geçirmek, kurultay öncesindeki çalışmalarımızı en uçtaki noktasından sürdürmenin sonuçlarını almaktır. 1 Mayıs çalışmaları, salt kendi güçlerimizle değil, öncü işçi kurulları ekseninden, geniş kitle çalışması zeminine uygun olarak yürütülmeli, alanda, “Kölece Çalışmaya, Kölece Yaşamaya Hayır!” ve paralı eğitim ve diplomalı işsizliğe karşı kampanyanın hedef kitlesini içeren bir bileşimle yer almalıyız.

1 Mayıs hazırlıkları, emeğin korunması içerikli “Kölece Çalışmaya, Kölece Yaşamaya Hayir!” kampanyasının da startıdır. Meydanın kendisi de bir faaliyet alanı olarak düşünülmeli, ajitasyon/propaganda çalışmaları buna uygun örgütlenmeli, çalışmayı yürütecek özel gruplar belirlenmelidir. Emeğin korunması talepleri, kampanya alana taşınmalıdır. Alanda da genişçe yürütülecek olan imza kampanyası, kitlelerle geniş ölçekte ve birebir ilişki kurma araçlarından biridir. Bugüne dek kurultay ve gençlik kampanyası çerçevesinde yapılan tüm kitle çalışmalarının, son boykot çağrısı ve diğer seferberliklerin karşılığının 1 Mayıs’a taşınması hedeflenmelidir.

Öncü işçi kurulları ve 1 Mayıs

1 Mayıs hazırlıkları, kurultayımızda kendisini ortaya koyarak Öncü İşçi Kurulları‘nı oluşturma sözü veren öncü işçiler için özel bir anlam taşıyor. Kurultayımız, devrimci sınıf çalışmasını içerden yürütmemizin mevzileri olarak Öncü İşçi Kurulları’nın bulundukları tüm alanlarda işçi sınıfının iradesini temsil etme, sınıf bilinç ve kültürünü, örgütlenme, dayanışma ve mücadelesini geliştirme misyonunu onayladı.

1 Mayıs çalışmaları ve gerçekleştirilecek eylemler, Öncü İşçi Kurulları’nın kurultay sonrası ilk sınavı olacaktır. Kurullarda yer alan öncü işçiler, bu bilinç ve sorumlulukla hareket etmelidirler. Geniş işçi kitlelerinin 1 Mayıs konusunda aydınlatılması ve 1 Mayıs alanına taşınmasının yanı sıra, kurullar, fabrika ve işyerlerinden ayrılamayan, işsizlik korkusu gibi geriye çekici nedenlerle 1 Mayıs alanına gelemeyen işçilerin bulundukları işyeri, havza ve bölgelerde 1 Mayıs’ı kutlamaları için de seferber olmalıdırlar. Fabrika, işyeri ve bölgelerindeki sorun ve taleplerin dile getirilmesiyle sınıfın genel ve ortak taleplerinin dile getirilmesi birleştirilmelidir. Yerel, bölgesel iş bırakmalar, havzalarda toplanarak yürünmesi, 1 Mayıs konuşmalarının yapılması, 1 Mayıs sloganlarının atılması, alana gidecek olanların kitlesel olarak desteklenmesi, yemek boykotu vd biçimlerle, öncü işçi kurulları, işçilerin 1 Mayıs’ı sınıfsal gelişimleri için adım atarak kutlamalarına önderlik etmelidirler. Bu eylem ve faaliyetlerin başarıyla gerçekleştirilmesi, öncü işçi kurullarının bulundukları fabrika, işyeri ve bölgelerdeki etkinlerini güçlendirip öncülük konumlarını geliştirecektir.

Sınıfın tüm bileşenleri ile 1 Mayıs’ta

Öncü kurultayımızda, işçi sınıfının değişen ve genişleyen yapısına ilişkin perspektiflerimize uygun bir bileşimi hedefledik. Bu yönden birçoğu başlangıç niteliğinde anlamlı adımlar attık. 1 Mayıs’ın başarı göstergelerinden biri de, bu bileşimin alanda ve bir bütün olarak 1 Mayıs faaliyetlerimizde yer almasıyla ilgilidir. Bir başka ifadeyle, kortejimiz ayakkabı ve konfeksiyon işçilerinden CAD-CAM’cilere, mühendislerden dersane öğretmenlerine, genci yaşlısı, kadını, çocuğu, erkeği ile işçi sınıfının tüm bileşenlerini kapsamalıdır. Elbette ki bu, her bir kesim açısından çorbadaki tuz gibi değil, her çalışma alanının kendi kapsayıcılık ve gelişkinliğini nicelik ve nitelik olarak büyüterek gerçekleştirilmelidir.

Öncünün sınıf disiplini ile 1 Mayıs’a

Geçen yıl, 1 Mayıs alanında iç örgümüz ve örgütlü sınıf disiplinimizle yer aldık. Duruşumuza verdiğimiz önem, salt kendi gelişim sürecimizle sınırlı değildi. Bir yandan nicelik, en uçtaki çevre güçlerimize ulaşmak ve yeniden örgütlü hale getirmek açısından önem taşırken, bir yandan da tasfiyeciliğe karşı örgütlü duruşu somutlayan nitelik ölçütünü koyduk. Bugün her iki ölçütün de taşıdığı anlam, kat be kat büyümüştür.

Alandaki duruşumuzla, kurultayımızın sağladığı nicel ve nitel gelişimi kalıcılaştırmalı ve ileriye taşımalıyız. Kendi içinde farklılaşan, daha örgün hale gelen yapımızın bu gelişimine uygun, etkin, sağlam ve disiplini yüksek bir duruş gösterilmelidir. Ulaştığımız politik taktik netlik, politikalarımızın işçi sınıfıni, emekçi kitleleri ve gençliği kapsayıcı ve harekete geçirici gücü 1 Mayıs alanlarına taşınmalıdır. 1 Mayıs alanları, daha geniş bir öncü kitle temeli yaratmak için hedeflenen kitleye ulaştığımız, kampanyalarımızın faaliyet alanları haline getirilmelidir.

İç örgütlülüğü zayıf, dar ve sınırlı, az sayıda çevrenin ötesine taşmayan, güven ve özgüvenin zayıfladığı parçalı bir faaliyetten daha sağlam ve örgün, ne yaptığını, ne yapacağını bilen bir iç yapıya ve süreklileşen ve genişleyen bir faaliyet düzeyine geçtik, ilerliyoruz. Gelişkin bir parti dilinin konuşturulduğu kurultay, gençliğin Fransa öğrenci ve işçilerinin genel grev ve direnişini enternasyonalist bir duyarlılık ve inisiyatifle karşılayan eylemleri, girdiğimiz düzlemi gösteriyor. 1 Mayıs, bu adımlarımızı sağlamlaştırmanın ve yeni bir ivme kazandırmanın günü olmalıdır!

Ufuk Çizgisi, Sayı: 35, 1 Nisan 2006