Hapishaneden mektubunuz var

GÜNCEL
Salı, 4 Nisan 2006 (20 yıl 6 ay önce)

Tekirdağ 1 No'lu F Tipi'nden Hasan Rüzgar adlı tutsağın İzmir Cezaevi İnsiyatifi'ne (İCİ) gönderdiği mektubu haber niteliğinden dolayı siz okurlarımızın dikkatine sunuyoruz:


Sevgili Dostlar;

Kaldığımız mekanda bu ay yaşanan kimi hak ihlalleri için sana konukluğa gelmek istedim. Mektup yasağım devam ettiği için bunu yine Barış’ın üzerinden gönderiyorum. Özetle bunlara değinecek olursam;

*** Yusuf Kaplan adlı yeni tutuklanan arkadaşımızın bir ayağı mayın patlaması sonucu kopmuştur, bu durumda kendi ihtiyaçlarını karşılayamamaktadır. Buna rağmen Yusuf Kaplan’ı cezaevi idaresi tekli hücreye koymuş arkadaşlarımızın yanına geçmek için yaptığı girişimler gerekçe gösterilmeden reddedildi.

*** Özgür Kabadayı, Hüseyin Akın ve Umut Binbir adlı arkadaşlarımızın kaldıkları hücrede bulunan sandalyenin kırılması üzerine idareye dilekçeyle başvurmuş, dilekçeye yanıt alamayınca sayıma gelen başgardiyana durumu bildirmişlerse de başgardiyan lakayt bir şekilde “ben size günaydın demeye geldim siz benden ne istiyorsunuz” diyor ve hücreden çıktıktan sonrada hakaret ederek “babayı alırsınız” diyerek gidiyor. Ertesi günkü sayıma cezaevi müdürü geliyor durumu müdüre anlatmak isterken araya gardiyan girip “dilekçe ver, dilekçe ver” deyip kestirip atıyor. Daha sonra gelip sandalyenin değiştirilmeyeceğini, parayla kantinden alabilecekleri söyleniyor.

Sandalye, masa vb. gibi eşyalar hücrelerin demirbaşıdır.Demirbaş sayılan malzemelerin eskimesi – kırılması durumunda bizlere parayla satmaya çalışıyorlar. Bu durumla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına topluca suç duyurusunda bulunduk. Henüz bir yanıt gelmedi.

*** B-2/ 33 Nolu hücrede kalan Doğan Akçiçek adlı arkadaşımız yaklaşık 2, 3 aydır rahatsız. Rahatsızlığından dolayı hastaneye sevk edilmek istemektedir ancak bir türlü sevk gerçekleştirilmemektedir.

*** A-31 Nolu hücrede birlikte kalan Hüseyin Uzun’la, Cihan Kahraman ve F. Engin Arpaç adlı arkadaşlarımız 21 mart 2006’da saat 21:30 da hapishane genelinde siyasi tutsakların düzenlediği Newroz etkinliklerine katıldığı etkinlik esnasında gardiyanların hücre kapısına gelerek “cezaevinin fiziki yapısında değişiklik meydana getirecek ve diğer hücrelerde kalan insanları rahatsız edecek davranışlarda bulunuyorsunuz, camlara vurmayın, tv izleyemiyoruz diye şikayette bulunuldu. Aksi taktirde mektup, ziyaret cezası alırsınız , soruşturma başlatılır” denilerek tehdit ettiler. Arkadaşlarımızda programı nasıl düzenleyeceklerine kendilerinin kararı vereceklerini söylemişlerdir.

Arkadaşlarımıza 23.03.2006 tarihinde soruşturma açıldığı sözlü olarak tebliğ edilmiş 3 (üç) gün içerisinde savunma yapmaları istenmiş arkadaşlarımız tebliğin yazılı örneğini istemiş getireceklerini söylemelerine rağmen henüz yazılı bir tebliğ yapılmamıştır. Mazgalda sözlü olarak yapılan tebliğden arkadaşlarımız “ölüm orucu ve ölüm orucunda şehit düşenleri övücü slogan attıkları, camlara vurdukları, uyarılmalarına rağmen suç işlemeye devam ettikleri” anlayabilmişlerdir.

Bizce bu cezanın asıl nedeni ise A Blokta adli tutsak arkadaşların sayısının fazla olması ve kimi adli tutuklu arkadaşların siyasi tutsakların düzenledikleri etkinliklere aktif olarak katılmalarından idarenin duyduğu rahatsızlıktır. Etkinlikler esnasında alkış, slogan ve cam çerçevelerine vurmak hapishaneler yapıldığından bu yana rutin bir tavırdır. Bugüne kadar hiçbir adli tutuklu arkadaştan bundan dolayı bir şikayet olmamıştır.

“Şikayet” arkadaşlarımıza ceza vermenin bahanesi yapılmıştır. Bu özgün durumdan dolayı tüm devrimci tutsaklar olarak aynı sesleri biz de yaptık. Bizim hakkımızda da soruşturma açın temelinde dilekçe yazıp idareye verdik.

*** Hikmet Kale’ye posta yoluyla gelen yüzük üzerinde taş olduğu gerekçesi ile verilmedi. İnfaz hakimine yapılan itirazı reddedilmiş.TCK’nın 297/ 2.3 e göre cezaevine yasak madde sokmak nedeni ile suç oluşturulacağı ve sakıncalı olduğundan dolayı verilemeyeceği belirtilmiş.

*** Yine Hikmet Kale’ye APS ile gelen kitapla beraber içinde bulunan mektup verilmedi. Kitapla birlikte mektup geldiği halde “gelmedi” denildi.

*** Reşat Ceymazer tekli hücrede kalıyor. Yanında ki hücreye ağır müebbet cezası olan adli bir arkadaş getirilmiştir. Ağırlaştırılmış müebbet olan arkadaşın havalandırma hakkı bir saatle sınırlandırıldığı ve aynı havalandırma alanını kullandıklarından bu arkadaşın havalandırılmaya çıkarıldığı saatte Reşat Ceymazer’in havalandırma kapısı 1 saat kapatılıyor. Bu şekilde havalandırma hakkı gasp ediliyor, tüm görüşmelere rağmen bir çözüm üretilmemiştir.

*** Reşat Ceymazer’ in “psikoloji” üzerine çalışmasını hücrede yapılan arama sırasında alındığını geçen ayki hak gaspları listesinde belirtmiştik. Dilekçe yazıp çalışmasını istemesine rağmen “inceleniyor” denilerek çalışma kendisine verilmemiştir. Bu konuda herhangi bir imha kararı yoktur. 13.02.2006 tarihinde savcılığa gönderdiği dilekçeye de henüz yanıt alamamıştır.

*** Hasan Rüzgar’a, Yaşar Demir’den, Selahattin Gedik ve Zeynel Karabulut’tan gelen mektup ve faxların bazı yerleri karalanmıştır. Süleyman Şahin, Hikmet Konak, Coşkun Akdeniz, İsmail Yılmaz adlı arkadaşlarımızın mektup cezalarının 16.03.2006’da bitmesine rağmen, adlarına gelen mektuplar 20.03.2006’da ancak verildi.

*** Geçen ayki bilgilendirmemizde; su-sıcak su ve ısınma sorunu hakkında ayrıntılı yazıp bilgilendirmiştik. Yaşanan sorun aynı zamanda toplu olarak cumhuriyet savcılığına verdiğimiz dilekçeyle suç duyurusunda bulunduk. Yaptığımız suç duyurusuna “kavuşturmaya yer olmadığına” dair karar verildi. Hapishane açıldığından beri 6 yıl oluyor. Su-sıcak su ve ısınma sorunu devam ediyor, çeşitli zaman aralıklarıyla daha önce de suç duyurusunda bulunduk. Bu suç duyurularına gelen yanıt; ısınma için “teknik sorun olduğunu, mimari yapıdan kaynaklı ısınmadığını” su için; “bir kuyu olduğunu ve yeterli gelmediğini ikinci bir kuyunun açılma çalışmalarının başladığını ve sorunun çözüleceği” söylenmişti.

Son verdiğimiz suç duyurusuna verilen yanıtlar aynı benzerliği taşıyor. Bir farkla bu sefer cezaevi idaresi su kesintisine sebep “biz tutsakların kasıtlı olarak suyu açık bıraktığımız” için su verilmiyormuş. Aslı astarı olmayan bu iddiayı, başsavcı dikkate alarak, suç duyurusuna kovuşturmaya gerek olmadığı karar vermiştir.

Konuyla ilgili Cumhuriyet Başsavcısının, cezaevi idaresinden ayrıntılı rapor istemesine idarenin verdiği raporun suyla ilgili bölümü aynen şöyle;

“Suyun cezaevine 8 km. uzaklıkta olan sondaj kuyularından sağlandığı, depoya günlük 400 ton civarında su geldiğini, her iki cezaevi ile birlikte, özel tip cezaevi Bölük Komutanlığı ve lojmanların da bu suyu kullandığını günlük su ihtiyacının 600 ton civarında olduğunun, bu nedenle su kesintilerinin kaçınılmaz olduğunu, bazen meydana gelen arızalar nedeniyle kesintiler olduğunu bunun yanında tutuklu ve hükümlülerin kasıtlı olarak suyu açık bırakmaları nedeniyle su sıkıntısı daha da artıyor”
Soruşturma No: 2006/548- karar No: 2006/292
Tebliğ tarihi 24.02.2006

Konuyla ilgili Çorlu Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edildi. Henüz yanıt yok.

Özet olarak diyeceklerim bunlardır.
Anamız, babamız ve aile fertleri başta olmak üzere tüm sevdiklerimize kucak dolusu selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Kendinize iyi bakın. İstemeyerek te olsa sohbetimizi burada noktalamaya çalışırken bir sonraki sohbetimizde görüşmek üzere hoşçakal diyor, NeWroz kararlılığı, coşkusu, sevinci, sevgisi ve sıcaklığıyla seni sımsıkı kucaklıyor ve selamlıyorum.

SEVGİLERİMLE

HASAN RÜZGAR
TEKİRDAĞ 1 NOLU F TİPİ CEZAEVİ