Fransa'da bugün yapılan genel greve ilişkin olarak DİSK tarafından saat 12:30'da İstiklal Caddesi'ndeki Fransız Konsolosluğu önünde bir basın açıklaması yapıldı. DİSK yöneticileri, DİSK'e bağlı sendika şubelerinin başkan ve yöneticilerinin katıldığı açıklamada işçiler yoktu.
Fransa'da kazanılmış hakların korunması için 2 ayı aşkındır, neolibelarizme karşı ve giderek sınıfa karşı sınıf çizgisine doğru ilerleyen, birleşik, militan ve kitlesel mücadele DİSK tarafından basın açıklamasında “sosyal Avrupa mücadelesi” olarak nitelendirildi.
Basın açıklamasında “Ülkemizde yıllardır biz de iş güvencesi için mücadele ediyoruz. Bu mücadelemiz sonucunda kısmi de olsa bir düzenleme yapıldı. İş yasasında bu yönde yeni hükümler yer aldı” denildi. DİSK'in güzellediği yeni iş yasasında işçiler “tiksindirici akıntı” gibi bir gerekçeyle bile işten atılabiliyor. Yani patron burnu akıyordu kovdum diyebilecek. Bu gibi bahanelerle işten atılan bir arkadaşı için iş bırakan işçiler de patronu zarara uğrattığı gerekçesiyle hapis ve para cezası alabilecek.
DİSK, “Burada olduğu gibi, Avrupa'da da sağ liberal siyasetçiler başta iş güvencesi olmak üzere bütün sosyal hakları yok etmek istiyorlar” diyor. Peki sol liberal siyasetçiler ve sendikacılar ne yapar? Bel bağladıkları ve propagandasını yaptıkları liberal ütopik AB ütopyasının bir yandan neoliberal saldırıların yoğunlaşması diğer yandan işçi sınıfı ve kitlelerin yükselen eylem dalgalarıyla iflas etmesine ağıt yakar.
Ufku sosyal liberalizmle sınırlı DİSK, “çalışanların gerekçesiz işten çıkarılmaları bir insan hakları ihlalidir” diyor. Gerçek “insan hakları ihlali” ücretli kölelik sisteminin kendisidir. Ve bunu hedefe çakmayan, buna karşı samimi bir mücadele yürütmeyen her kurumun geleceği nokta patron sevmek ve neoliberalizmin saldırılarına kenar süsü olmaktır.