Üüüüççç

Sınıf savaşı devam ediyor... Üç milyonluk senkronize koro dün bir kez daha sokakta haykırdı: “Bu saldırı geç-me-ye-cek”

DÜNYA
Pazar, 3 Ekim 2010 (16 yıl 3 hafta önce)

Fransız işçi sınıfı ve emekçileri, emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı dün işçisi memuru, öğrencisi ev kadını, yaşlısı genci ile ülkenin bir ucundan diğerine, tam 229 ayrı noktada yaptığı eylemlerle neoliberal saldırıya geçit vermeyeceğini yine tok bir sesle haykırdı.

7 Eylül'de 2 milyon 700 bin olan sayı 23 Eylül'de 3 milyona çıkmıştı. Hükümetin düşme beklentilerine ve hafta içinde attığı binbir salvosuna emekçiler dün cevabı sokakta verdi. Toplamda 23 Eylül'deki rakam aynen korunurken, bazı şehirlerde yapılan eylemlere katılım oranı yükseldi. Hükümet daha önceki iki eylemle aldığı darbeleri yine “sayının düştüğü” yalanına başvurarak savuşturmaya kalksa da, dün 3 milyonluk emek cephesinin çenesine geçirdiği aparkatla sallanmaya başladı.

Ülke çapında yapılan yürüyüşlere Paris'te 310 bin işçi ve emekçi katılırken, Marsilya'da 150 bin, Toulouse'da 135 bin, Bordeaux'da 130 bin, Lyon ve Nancy'de 40'ar bin, Strasbourg'da 25 bin, Rennes'de 20 bin, Orleans'da 15 bin, Montpellier'de 13 bin, Mulhouse'da 10 bin, Besançon'da 10 bin, Metz'de 8 bin kişilik katılımlar sağlandı.

Paris önceki eylemi aştı


Paris dün yine tarihi günlerinden birini yaşadı. 9 gün önce 300 bin olan yürüyüşe katılım sayısı, dün 310 bine çıktı. 300 bin rakamının yakalanmış hatta aşılmış olması önemliydi. Zira, eylemlerin kalbi konumunda olan ve mücadelede tayin edici önemi bulunan başkentte katılımın düşmesi, üst üste aldığı darbelerle sendeleyen hükümetin canlanmasına, emek cephesindeyse moral bozukluğuna yol açabilirdi.

Yürüyüşün başlangıç saati olan 14.30'da République Meydanı'nda önceki eylemlerdeki kalabalığın olmaması “acaba” sorularını beraberinde getiriyordu ki, kortejler dizilip yürüyüşe başlanmasından kısa bir süre sonra ara sokaklardan, meydana açılan caddelerden işçi ve emekçi yığınının akmaya başlamasıyla şüpheler de yok oldu. Ellerinde rengarenk pankartları dillerinde bitmek bilmeyen sloganlarıyla işçiler gelirken, dört bir yandan coşkulu kortejleriyle öğrenciler, kamu emekçileri, hemşireler, ev kadınları, sanatçılar, kağıtsızlar alana aktılar.

Her zaman olduğu yine iki ayrı koldan yüründü. Bir kolda CGT tek başına yürüdü. Eylemin tartışmasız en kitlesel korteji yine CGT'nindi. Paris ve çevresinden gelen CGT üyesi işçiler her zamanki gibi yine oldukça coşkululuydular. Kocaman balonları, pankartları, bayrakları ve sloganlarıyla yürüyüş boyunca emeklilik yaşının yükseltilmesine izin vermeyeceklerini haykırdılar. Kortejin başı yürüyüşün bittiği alan olan Nation'a ulaşmışken, sonu hala başlangıç alanı République'deydi. (İki meydanın arası 3,5 km.).

Diğer kolda ise, önceki iki eylemde olduğu gibi dün de oldukça kitlesel katılım sağlayan CFDT, CFE-CGC, FO, UNSA, CFTC, FSU, Solidaires sendikaları vardı. Lise öğrencilerinin sendikaları FIDL ile UNL ve üniversite öğrenci sendikası UNEF de bu kolda yürüdü. Fransız Komünist Partisi, Sosyalist Parti, Yeni Antikapitalist Parti, Yeşiller gibi partiler ve kağıtsızlar da aynı kolda yürüdüler. Bu kolun en canlı korteji Rail SUD (güney demiryolu) işçileriydi. Demiryolu işçileri her eylemde olduğu gibi, dün de yürüyüşün başından sonuna kadar hiç susmadılar. Her yürüyüşte olduğu gibi Air France işçileri de yürüyüşteki yerlerini almışlardı.

Eyleme damgasını vuran, “hep birlikte genel greve” sloganıydı. İstisnasız her kortej aynı sloganı yürüyüş boyunca sık sık attı. Eylemlerin değişmez hedefleri olan Cumhurbaşkanı Sarkozy ve İçişleri Bakanı Hortefeux de yine öfkeli sloganlardan paylarına düşeni aldılar.

Yürüyüşün dikkat çekici yanıysa, önceki eylemlere oranla çok daha fazla sayıda kadın ve gençler ile ailelerin katılmış olmasıydı. Bunda eylemin Cumartesi günü yapılmış olmasının payı olsa da, asıl faktörün emeklilik yaşının yükseltilmesine karşı olan kitlenin her geçen gün artış kaydetmesi olduğu söylenebilir. Liberation gazetesinde yer alan kamuoyu araştırmasında Cumartesi günü yapılan yürüyüşlere sempati duyan ve işçileri destekleyenlerin oranının yüzde 71 çıkması da, bunun bir diğer göstergesi.

Sınıfın gücünü sınayanlara ders olsun!


23 Eylül'deki eylemde işçi ve emekçiler arasında moral bozukluğu yaratmaya ayarlı “düşüş var” yalanını sallayan hükümet, aynı tavrını bu defa da sürdürdü. Geçen sefer yürüyüşler başlamadan açıklama yaparak kargaları dahi güldüren İçişleri Bakanlığı, bu defa en azından akşam saatlerinde açıklama yaptı ama kargaları yine pas geçmedi! İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada “eylemlere 899 bin kişi katılmıştır. 23 Eylül'de 997 bin olan katılım gözönüne alındığında, eylemlere katılımda belirgin bir düşüş gözlemlenmektedir” derken, sendika başkanları ise yaptıkları açıklamada eylemi “başarı” olarak nitelediler, hükümete cevabı bir kez daha net olarak verdiklerini söylediler.

CFDT sendikası Genel Sekreteri François Chérèque “kazandık” diyerek başladığı açıklamasına “hükümet yanlış analiz yapmaya devam ediyor. Gücümüzü sınamaya ve bizi yormaya çalışıyor ama bu güç bugün uzun süre sokakta durabileceğini kanıtladı. Bugün neredeyse son iki eylemle aynı sayıda insan sokaklara çıktı” sözleriyle son verdi. CFDT'nin iki numarası Marcel Grignard ise yaptığı açıklamada “23 Eylül eylemiyle aynı rakamı yakaladık. Mücadele açısından bakıldığında bugünkü rakam başarılıdır. Şayet hava daha güzel olsaydı, sayı muhtemelen çok daha yüksek olurdu” dedi.

CGT Genel Sekreteri Bernard Thibault “bugün sokağa çıkan işçi sayısı 23 Eylül greviyle aynı oranda gerçekleşmiştir. Bugünkü eylemlerin dikkat çekici noktası daha önceki grevlere katılmayan çok sayıda insanın bugün yürüyüşlere katılmış olmasıdır. Bu da emeklilik reformuna karşı hoşnutsuzluğun giderek yayıldığını gösteriyor. Bu açıdan bakıldığında sonuç çok başarılı olacak” derken, Force Ouvrière Genel Sekreteri Jean-Claude Mailly ise, “emeklilik reformuna karşı açık bir seferberlik var ve bu devam ediyor. Bu eylem bunun açık göstergesidir. 23 Eylül'deki grevde sokağa çıkan sayıda insanın bugün bir kez daha sokağa çıkması, bu seferberliğin ve kararlılığın ifadesidir” açıklamasında bulundu.

Yeni Antikapitalist Parti sözcüsü Olivier Besancenot da AFP'ye yaptığı açıklamada “bu eylem emeklilik reformuna karşı oluşan seferberliğin başarıyla sürdüğünün göstergesi oldu. 12 Ekim'de yapılacak genel grev öncesinde de iyi bir prova niteliğindeydi. Sarkozy 'hareketin gerilediğini' söylüyor ama yanılıyor. Tam tersine hareket çok güçlü nefes almaya devam ediyor” dedi.

Bugünkü yürüyüşe öncekilere göre daha kitlesel katılan Yeşiller Partisi'nden Cécile Duflot eylemcilerin direnişçi yanlarına dikkat çekti ve “çok sayıda sade vatandaş çok direnişçi ve hükümetin emeklilik planına 'hayır' dediklerini açıkça ortaya koyuyorlar” dedi.


Tünelin ucu...


Fransız emekçiler tatil sonrası 7 Eylül'de mücadeleye 2 milyon 700 binlik eylemle yüksek bir giriş yapmış, 23 Eylül'de bu sayıyı 3 milyona taşıyarak çıtayı yükseltmişlerdi. Dün yapılan eylemlere aynı sayıda katılım sağlayarak moralleri diri tutmakla kalmadılar, hükümete bir darbe daha vururken 12 Ekim grevi öncesinde başarılı bir de prova yaptılar. Dünkü eylemlerde sayının düşmemesi, emeklilik yaşının yükseltilmesini zamana yayarak emekçilerin yorulmalarına ve giderek sokaklardan çekilmelerine oynayan hükümete net bir cevap oldu. Şehir bazında bakıldığında dünkü eylemlere katılım oranlarının pekçok yerde artış kaydetmiş olmasına rağmen, Paris'ten sonra en fazla kitlenin katıldığı eylemlere imza atan Marsilya'da ve diğer birkaç şehirde çok az da olsa düştüğü görülüyor. Fakat, dünkü eylemlerin grevden ziyade yürüyüş olmasının bunda etkisi büyük. 12 Ekim'in grev günü olacağı, dolayısıyla oranların düşen şehirlerde yeniden yükseleceği gözönüne alındığında, 9 gün sonraki eylemlere katılım rakamının 3 milyonu aşması yüksek bir ihtimal. Neoliberal saldırıya karşı tepki duyan kitlenin çeşitlenerek artış kaydetmesi de ihtimali güçlendiren diğer bir faktör.

Dünkü eylemlerde kitleselliğin korunması, en başta kitledeki direnme kararlılığının açık göstergesi oldu. Üstelik son eylemin üzerinden henüz 9 gün geçmişken, üstüne üstlük sadece bir ay içinde üçüncü kez aynı kitleselliği yakalamak ortalama üç milyonluk üç ayrı eyleme imza atmak, ancak kararlılık, bilinç ve inançla açıklanabilir. Fransız işçi ve emekçileri dünkü eylemle hükümetin alanını biraz daha daraltmış, kaçınılmaz sona doğru bir parça daha itmiş oldular.

Bu kararlılık ve sokakta eylemli duruş sürerse, emeklilik yaşını yükseltmek zorunluluğuyla karşı karşıya bulunmasına rağmen, yaklaşan seçimleri de düşünmek zorunda olan hükümetin dayanma gücü giderek tükenecektir. Sendikal birliği ve birleşik eylemli duruşu bugüne kadar içerden çözemeyen, üstüne bir de bir ay içerisinde suratına üç okkalı yumruk alan hükümetin hareket alanı giderek daralıyor. Bu daralmayı aşması da zor. Yapabileceği tek şey, senatoda görüşülecek tasarıyı yapabildiği kadarıyla zamana yayıp uzatarak, emekçilerin yorulmalarına ve umutsuzluğa kapılmalarına oynamak olabilir. Ancak, bu da bumerang misali dönüp yine kendisini vuracaktır. Zira, emekçilerin gerek bu kitlesel ve birleşik duruşu sürdürmekte kararlı gözükmeleri ve büyük ihtimalle de sürdürecek olmaları, gerekse eylemli duruş sürdüğü müddetçe hem sokak inisiyatifini kaptırması hem de daha geniş kitlelerin gözünde giderek teşhir olması, hükümeti hareket edemeyeceği bir mengeneye alıyor.

Diğer taraftan işçi ve emekçilerdeki kararlılık sürdüğü gibi, eylemlerin radikalleşerek süresiz genel greve dönüştürülmesi yönündeki tabandan giderek yükselen ses de burjuvazinin minderini daraltıyor. Geçtiğimiz hafta içinde CGT Genel Merkezi'nde yapılan toplantıda iki yüzün üzerindeki işyeri temsilcisinin neredeyse tamanının “süresiz genel greve çıkalım ve saldırı geri çekilinceye kadar da sürdürelim” önerisini getirmesi, dünkü eylemde yüzbinlerden yükselen “hep birlikte genel greve” sloganıyla birlikte düşünüldüğünde, kitledeki canlı ve diri ruh haline işaret etmesinin yanında, eylemi radikalleştirerek sınıf gücünün daha dolayımsız olarak kullanılması ve sonuç alma düzlemine yükseltilmesi kararlılığının ifadesi olduğu görülür. Ki, bu sadece hükümetin de değil, sendikal bürokrasinin minderinin de çekilip alınmasına kapı aralıyor.

Sendikal bürokrasinin sınırlayıcı gücü ve böyle bir mücadele perspektifinden uzak oluşu, her ne kadar burjuvaziye öldürücü darbeyi vurması açısından yaşamsal öneme sahip olsa da süresiz genel grev silahının şu aşamada kullanılmasını zorlaştırıyor. Ancak, daha önce bu türde sayısız örneğe imza atmış olan Fransız işçi sınıfı için imkansız da değil. Süresiz genel grevin öncü işçi konumundaki işyeri temsilcileri tarafından seslendiriliyor olması ve tabanda da yankı bulması, sürecin uzaması halinde bu ihtimalin çok daha güçlü şekilde ortaya çıkmasını da beraberinde getirecektir.

Fransız işçi ve emekçiler dün önemli bir eşiği daha başarıyla geçtiler ve sayıyı yükseltme hedefiyle yeni grev gününe hazırlanıyor. Sınıf savaşında sonraki tarih 12 Ekim...