Çarşamba, 5 Nisan 2006 (20 yıl 6 ay önce)
“Her pratiği üç sabitli bir sacayağı üzerinde yükselen bir zemin gibi düşünmek ve değerlendirmek gerekir. Birincisi, gerçekleşen pratikle amaçlanan arasındaki uygunluk. İkincisi, pratiğin gerçekleştirildiği dönemin nesnel dezajantajlarını aşabilme. Yani yakın-uzak gelecekle bağındaki sağlamlık veya bu bağın nesnelliğinin güçlülüğü. Üçüncüsü ise, çok daha somut bir planda, pratiğin yürütücüleri ile kurulan ilişkinin her iki ucu arasında dinamik bir süreklilik yaratılıp yaratılamadığıdır. Belki tüm bunların bir toplam sonucu da içe dönük bir düzlemin tüm alansal/sektörel bileşenleri arasında ve herbirinin kendi içinde üst düzeyde kolektivizmin yaratılıp yaratılamadığıdır.
Buradan baktığımızda, her üç hareket noktasıyla bağın sağlamca kurulmakla kalmayıp, yaratılan düzlem üzerinde dördüncü boyutla ilişkinin gerçek’lenmiş olduğunu görürüz. Dar bir muhalefet pratiği değil, henüz çok küçük de olsa, karşıt ve alternatif bir dünya kurma pratiği olarak partili-komünist faaliyete doğru gerçekleştirilen sıçrama. Oluşla değil de, sadece olanla düşünen, dolayısıyla başlangıç noktasının niteliksel düzey ve sorunlarıyla belirlenen sınırlılıklarını dikkate almayan bakış için abartılı gelebilecek bu tanımlama, aslında son derece olağandır. Elbette küçük ve tekil örneklerine hemen tüm katılımcıların şahit olması muhtemel eksiklik, sorun ve alansal sürtüşme gibi böylesi çok boyut ve bileşenli somut hedef ve kısa vadeli açık kitle faaliyetlerinde bir nevi kaçınılmaz olan olumsuzluklar yaşandı/yaşanmıştır. Ama önemli olan bunların yaşanması değil, ne kadar hızlı olarak görüldüğü ve çözülerek hedefe yüründüğüdür. Sonuç üzerinde ne ölçüde belirleyici olduğudur.
Kendi açımızdan birçok ilki barındıran bu pratik, gerçekleşen sonuçla birlikte, yine bir ilk olarak ileriye doğru sınıf temelli güçlü bir çıkışın itilimini oluşturmakla kalmayıp, bunun zemini de yaratmıştır. Burada vurgulamaya çalıştığım moral motivasyon değil, sınıf içi güçlerin etkinliğiyle böyle bir pratiğin gerçekleştirilmiş olmasıdır.
Kurultayda, geleceğe dönük yüzümüz vardır. Ve o, her katılımcının yüzünden yansıyan mutlulukla gerçekleşmişti.”
“Kurultayımızın başlıca kazanımları bence şunlardır: 1. Hedef koymak ve yapmak. Gerçek bir kolektif olmak, yalnızca birlikte iş yapmak anlamında değil, bunu yaparken bir sinerjiyi ortaya çıkarmak. 2. Sınıf çalışmasına bir gelecek perspektifi koymak ve onun güçlerini oluşturmaya başlamış olmak. 3. Herkesi, en ücradaki ilişkiye varana dek çalışmaya katacak yeni mekanizmalar geliştirmek. Sınıf çalışmasında ve kadro politikasında yeni ve daha yüksek adımlar atmaya başlamak, ama tabii bu yeni düzleme geçiş bir kurultayla olacak bir şey değil. Hepsinin özeti sınıf çalışmasında, örgütlenmede ve zihniyette geleceğe dönük bir perspektifin konulması ve bunun güçlerinin, dönüşümünün, araçlarının yaratılmaya başlanmış olmasıdır.”(Kurultay değerlendirmelerinden.)
Kurultay Değerlendirmeleri Üzerine
Kurultay çalışması ve organizasyonuna dair örgütlenmesinde yer alan çok sayıda faaliyet kolu, alan, birim, ekip ve yoldaşlardan, yanısıra katılımcılardan değerlendirmeler gelmeye devam ediyor. Katılımcılarla, aktivistlerle, kurultay organizasyonu için oluşturulan birim ve ekiplerle değerlendirme toplantıları yapılıyor ve olabildiğince tüm değerlendirmeler kayıt altına alınıyor. Değerlendirmeler toplam olarak, tabloyu kazanımları ve kimi eksikleriyle, çok çeşitli faaliyet ve organizasyon kolları açısından ve bütünden daha iyi görme olanağı sağlıyor.
Kurultay, örgütleyici ve katılımcılarının tamamına yakınından geçer not almış durumda. Coşku ve övgüyle karşılanıyor. Bugüne kadar en zor beğenenler ve genel gelişme doğrultusundan ziyade onun tek yanlı olarak sorunlarına takılıp kalanlar ve bunları kafasında büyütenlerin çoğunluğu açısından bile tazelenmiş bir ruh ve güçle selamlanıyor. Değerlendirmelerin önemli bölümü, kurultayın devrimci motivasyonunun ötesine geçen çok yönlü kazanım dinamiklerinin altını çizmekle kalmıyor, bu süreçte yaşanan çeşitli sorun ve aksaklıkları, zayıf kalan yanları da dolaysız bir dille saptıyor. Çeşitli eksikliklerin, yetmezliklerin, acemiliklerin saptanmasında ise ağır basan eğilim, bunların kişiselleştirilmesi ve dışsallaştırılması değil, bunların da giderilmesine kafa yormak ve
kendini daha ilerden ortaya koyma istenci. Dikkatler genellikle, şimdi ihtiyaç ve görevlerin büyüyen kapsamıyla birlikte “arkasını getirmek”te toplanıyor. Diğer taraftan daha az sayıda olmakla birlikte, kurultay günleri ve öncesindeki kimi sorun ve hatalara takılıp kalanlar, bunları “her şey” haline getirenler de yok değil.
Ancak değerlendirmeler, toplamda, çok daha önemli bir şeyi göstermektedir: Kurultay çalışmasının, özellikle son aylardaki yoğunlaşmış yürütülüşü, organizasyonu ve gerçekleştirilmesi,
ileri doğru oldukça güçlü bir sarsıntı yaratmıştır. Adeta tüm “taşları” yerinden oynatan bir sarsıntı…Kurultayın tüm örgütleyicileri ve katılımcıları -
aslında görmesini bilen için ayak sesleri, ağır aksak da olsa, çok önceden duyulabilecek olan- kurultayın ikinci günü doruğa çıkan ve halen ardçı sarsıntıları süren bu “depremi” hissetmişlerdir. Tüm değerlendirmelere de yansıyan budur. Orada patlayan devrimci coşku ve motivasyonun da ötesinde, -
çoğu bunu henüz tam tanımlayamakla, adını koymakta zorlanmakla birlikte- “farklı bir şeylerin”, “bir farklılaşmanın”, “bir dönemecin” yaşandığı sezgisi…Bu tür tüm zorlu ve sarsıntılı geçiş süreçlerinin dönemeç noktalarında olduğu gibi, bir nevi “hiç kimse ve hiç bir şey artık eskisi gibi olamaz ve olmayacak, işler artık eskisi gibi yürütülemez ve yürütülmüyor” duygusu ve düşüncesi…
Geçiş sürecinin diyalektiği
Kurultay kuşkusuz, kendi başına büyük bir nitel sıçrama değil henüz. Fakat bunun da bazı belirim ve dinamiklerinin gözle görünür hale gelmeye başladığı sarsıcı bir dönemeç noktası olmuştur. Son 1,5-2 yıllık süreçten bakacak olursak: Dibe vurmuş bir pratikten yoğunlaştırılmış ve giderek
kendisini genişletmeye başlayan bir pratiğe, gevşek ve dağınık bir çalışma tarzından
iç örgütlülüğü ve
iç sistemliliği giderek artan bir çalışma tarzına, genel geçerlikten belli bir
gelecek perspektifi ve taktik plan içerisinden yürütülen çalışmaya, dar bir çeper içerisinde dönenmekten
sınıf ve kitlelerle etkin bağ kuruşa, bir kaç nokta ve kanal üzerinden iş yapmaktan
çok yönlü faaliyete, ilkel ve amatör çalışma tarzından daha
gelişkin ve profesyonel çalışma tarzına, nitel ve nicel olarak son derece zayıflamış bir kadrosal düzlemden yeni ve
daha gelişkin kadrosal normlara… geçişin kendi içinde sıçramalı bir uğrağıdır. Bu uğrak, birbiriyle keskin bir çelişki içinde olan bir durumdan başka bir duruma, iyice gerilemiş bir düzlemden yeni ve daha yüksek bir (perspektifsel, kavrayışsal, örgütsel, kadrosal, sınıfsal, pratik. vd.) düzleme doğru farklılaşmanın bir uğrağıdır. Bu geçiş süreci tamamlanmış olmaktan henüz uzaktır. Fakat kurultay dönemeci hem yeni ve daha yüksek düzleme doğru bir iç farklılaşmanın bazı belirimlerini, hem de eski düzlemden tam kopamamış olmanın sorun ve çelişkilerini taşıyan, son derece zengin ve eğitici bir deneyim olarak okunmalıdır.
Bu yüzden kurultay çalışması ve organizasyonu, kendi başına bir şey olarak, düz ve olgucu bir bakışla ele alınamaz. Böylesine dar bir yaklaşım, onun şu veya bu parçasına takılarak abartma ya da sıradanlaştırma tehlikesini doğurmakla kalmaz, asıl önemlisi, “iç bağıntısı ve zenginliği”nin görülmesini de engeller. Kurultayın doğru değerlendirmesi, ancak
daha geniş bir perspektiften, tarihsel ve diyalektik süreç kavrayışıyla, onu bu geçiş sürecinin içerisine yerleştirerek, iç bağıntılarını bilince çıkararak yapılabilir. Bu geçiş sürecinden, hele ki çok geri bir durumdan ileri bir duruma doğru iç farklılaşma süreci açısından bakıldığında, bu dönüşümün düz-evrimci, mekanik bir tarzda, çalkantı ve sıçramalar olmadan yapılamayacağı açıklık kazanır. Kurultayın çoğu örgütleyicisi ve katılımcısında yarattığı sarsıntı da ancak bu temelde gerçek anlamını kazanır. Bu sarsıntı, coşku ve iç motivasyonun ötesinde, ileri doğru nitel bir farklılaşmanın şimdi gerçekten belirmeye başladığını görmekten veya sezmekten, bunun ortaya çıkardığı yeni bir heyecandan ve tabii ki yeni kaygılardan kaynaklanmaktadır.
Zemin farklılaşmaktadır. Uzun süredir, bir kısmı da yakın dönemde ortaya konulan perspektif ve kavramların bazı unsurları, daha geniş bir arka plana ve nicel birikime dayanmakla birlikte, kurultay çalışması ve organizasyonunda somut-pratik açıdan da belirginleşmeye başlamıştır.
Yaşanan devrimci heyecanın asıl dinamiği budur. Diğer taraftan kurultayın oldukça başarılı biçimde yapılmış olmasıyla ortadan kalkmayan kaygılar ve iç gerilim de kendi içinde ileri ve geri dinamikler taşımaktadır. Zemindeki farklılaşmayla birlikte ihtiyaç ve görevlerin de büyüdüğünün görülmesi, yeni’nin bütünsel ve net bir tablosunun henüz kafalarda tam canlandırılamaması, aynı zamanda da, eski tarz ve anlayışla kendini var etmeye alışmış olanlar açısından da bunun alanının giderek daraldığını ve zemininin kaydığını hissetmekten ileri gelen (ki bu sonuncusunu bir tür “yükseklik korkusu” olarak tanımlayabiliriz) karmaşık duygu ve düşünceler…
İleriye Doğru Farklılaşma
Kurultayın yapılmasıyla biraz da bunun doğurduğu devrimci gerilimin ortadan kalkmamış olması, çok önemlidir. Tersi, bir kurultayı başarmakla yetinecek olsaydık, “felaketimiz olurdu”. Ancak şimdi, onu yalnızca şu ileri ya da bu geri görünümleriyle değil, bütünden ve iç bağıntılarıyla bilince çıkarmalıyız. Kazanımlarını, tek tek kişisel ve alansal performansların ötesinde, neyi, nasıl - eskisinden farklı- yaparak başardık? Zayıflıkları, tek tek kişisel ve alansal yetersizlik ve hataların ötesinde neyin sonucudur? Bunları, birincisi,
arka planı ile birlikte, ikincisi,
gelecek açısından -
yeni ve daha yüksek düzlemin ihtiyaç ve normları- ele almazsak, ne kazanımları korumak ve geliştirmek ne de -geride kalmaya başlayan düzlemin engelleyici etkisinden başka bir şey olmayan- zayıflıkların zeminini kurutmak mümkün olur.
Şunu ne kadar tekrarlarsak azdır: Kurultay “durgun gökte çakan bir şimşek” değildi. O, nereden gelip nereye gittiğimizin, içsel farklılaşma sürecinin bir dönemeç noktası olarak anılacaktır. Eski ve yeni düzlemlerin her ikisinin de dinamiklerini içinde taşımaktadır. Fakat bu kez, daha ziyade düşünsel bir yönelim olarak değil somut-pratik olarak da kendisini hissettiren, ağır basan ikincisi olmuştur.
Geleceğe uzanıp dokunma hissini yaratan, yeni ve daha yüksek bir mücadele düzlemine çıkmanın zorululuğu kadar mümkün olduğunu da gösteren, kurultaya gerçek bir dönemeç noktası karakteri kazandıran budur. Kurultay örgütçülerinin önemli bir bölümü, kurultayla birlikte kendilerini, birbirlerini, kattıkları işçileri ileri doğru örgütlemekte azımsanmayacak bir yol kattettiler. Zaten kurultay böyle, ileri doğru bir farklılaşma dinamiği ve sinerjisi üzerinde yükselmeseydi, kurultay olmazdı. Ne var ki, eski düzlemin geriye çekici etkilerinden tümüyle sıyrılınmış değil. Gelişkin bir parti tarzı ve düzlemine belli yönleriyle epeyce yaklaşan en ileri dinamiklerde bile, eskiden tam kopamamaktan ve yeniyi tam bilince çıkaramamaktan gelen sorunlar da var. Yeni ve daha yüksek bir kadro düzlemine tam geçildiği kuşkusuz söylenemez. Ancak ilk konulduğunda “ayakları yere basmıyor” gibi algılanan yeni ve ileri kadro normları, belli yönleriyle pratikle teğellenmeye başlamıştır. Şimdi yapılması gereken, kafalarda daha somutlanabilir hale gelen
yeni normları dönüp yeniden özümsemek ve artık yapılıp edilen her şeyde ekseni ve ölçütleri buradan koymaktır.
DERSLER:
1-Sıçramalı Gelişme
Geçiş sarsıntıları ve sorunları daha bir döneme yayılacak olmakla birlikte, çıkartılması gereken birinci ders şudur: Yeni ve daha yüksek bir düzleme çıkmanın “yumuşak geçişli”, düz-evrimci bir yolu yoktur. Ancak bir çok ilki ve yeniyi içinde barındıran yönleri ve bütününde, iç sınırları zorlayan bu tür sıçratıcı adımlar atarak, dönüşüm süreci ilerletilebilir, yeni bir düzleme çıkılabilir. Bunu yabancı dil konusunda, bir yandan tek tek kelimleri diğer yandan grammer kurallarını belletmeye dayalı eski yöntem yerine, pratik cümle kuruluşundan, hatta karmaşık cümle kuruluşundan başlayan yeni öğrenme tekniklerine benzetebiliriz. Burada önemli olan, çok sayıda kelime ve kural biliyor olmaktan ziyade,
işin bütünden mantığının kavranması ve pratik becerisinin geliştirilmesidir: Teorik-siyasal perspektif ve kavrayışın güçlendirilmesi… güçlerin mevcut durumuyla çelişse de, onlarda da bir dönüşümle birlikte pratiğinin örgütlenmesine odaklanma…Bunda başarılı olunduğu ölçüde sıçramalı gelişme sağlanır. Bakış açısı ve iradi bir kilitlenme ve dönüşümü de gerektiren pratik örgütlenişi düzlemi bütünden ileri çektiği ölçüde, eksik kalan halkalar da bu farklılaşan düzlemden daha kolay tamamlanır.
2-Belli Yönelim İçerisinden Israrlı Yürüyüş
İkincisi, süreklileşmiş ısrarlı çaba ile belirginleşen yön duygusunun birliğidir. Son dönemlerde yalnızca kurultay ve kampanya çalışmalarını değil, farklı mekanizmaların ve araçların da devreye sokulduğu, bir dizi faaliyet biçimi, organizasyon, etkinlik vd. gerçekleştirdik. Bunların bir kısmı daha etkili, bir kısmı ise daha sorunlu ve kırılgan oldu. Fakat en kötüsü bile, bütününün toplam etkisi düşünüldüğünde, sürecin örülmesinde katkı sağladı. Çünkü burada belirleyici olan, tek tek halkaların, giderek çeşitlenen yöntem ve araçların her birinin, kendi başına başarılı ve başarısız olmasından ziyade hepsinin
belli bir yöne doğru akmasıdır. Hepsi, belki başlarda tahammül edilmez ölçüde ağır aksak, belki aksak topal, ama hep belli bir hat üzerinden, hep belli bir yönelim içerisinden ısrarlı yürüyüşün halkaları olarak, sürekliliği, dahası ısrarlı bir yön duygusunu ve kavrayışını geliştirmeye başladı. Kurultay, gerek bu akış yönünün sağladığı birikim, gerekse toplamı katacak mekanizmalar ve çok yönlü, yoğunlaşmış organizasyonuyla gerçek bir sinerji doğurdu. Kurultay öncesinde dağınıklığı toplaya toplaya gelen bu akış yönü ve iradesi olmasaydı, bir çoğu yeni hatta ilk olan çok sayıdaki faaliyet kolu, biçimi ve ekibinden bir sinerji yaratılamazdı.
3-Daha Gelişkin Bir Kolektivizme Doğru
Üçüncüsü kollektivizmdir. Kolektivizmin artan sosyal-psikolojik ihtiyaçların etkisiyle de olsa, basitçe “paylaşım” olarak algılanması yüzeyselliğinden sıyrılınıyor. Kapitalist neoliberalizmin ortaya çıkardığı sosyal yıkım, tecrit ve yabancılaşma sendromuna, genişleyen bir perspektiften, kolektif işçi bilinci ve devrimci sosyalizm ekseninden verilen yanıt kurultayda nüve biçimiyle de olsa pratiğe taşınıyor. Kurultay çalışması ve organizasyonunda, her biri kendi işlerine az çok bir hakimiyet geliştirmeye başlayan, ya da bu doğrultuda adımlar atan
çok sayıda faaliyet kolu, emek türü, alanın, yanısıra özel birim ve ekiplerin etkinleşmesi, ortak amaç doğrultusunda daha organize ve senkronize çalışmasıyla daha gelişkin bir kolektivizm de somutluk kazanmaya başlıyor. Teknik görünen işlerin bir çoğunda devrimci ruh ve organizasyon becerisinde sağlanan ilerleme, kurultaydaki yükselişe daha sağlam bir temel yaratmakla kalmadı, içeriğin de daha güçlü verilmesini sağladı. Bu konuda alınan yola karşın yaşanan kimi sorunlar ise, süreçteki kimi yetmezlikler, acemilikler, hatalarla birleşik olarak, eski geri düzlemin kişiye dayalı dar yöneticilik, dar alancılık, çevre tarzı gibi alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Şimdi geride kalanı ve onu yeniden üreteni de bu yeni düzleme çekmek için daha bilinçli ve dönüştürücü bir savaşım kaçınılmaz.
4-Kavramların Yaşamla Dolmaya Başlaması
Dördüncüsü, “ tüm çalışmaların belli perspektifler içinden yürütülmesi, taktik plan, güçlerin dönüştürülmesi, süreç denetimi, kriz yönetimi, etkin güç toplama…” gibi sık telaffuz ettiğimiz bir dizi önemli kavram ete kemiğe bürünmeye başladı. Kurultay hedefi genişleyen bir
perspektif içerisinden yeniden ele alındı. Bu daha sonra, eğitim çalışmalarından örgütlenme biçimine, ajitasyon propagandadan kampanyaya, faaliyetin tüm temel halkalarını saptayıp somutluk kazandıran bir
taktik plan haline getirildi. Sürece tüm yönleriyle hakim olabilecek ve önünden yürüyecek, tıkanma noktalarını hızla saptayıp gerekli müdahaleleri yapacak,
inisiyatifi sürekli ve dinamik bir tarzda elinde tutan yönetim ve denetim mekanizmaları geliştirildi. Faaliyet boyunca bir çok noktada ve kademede ortaya çıkan sorun ve tıkanmalara, bazıları son anlara kadar süren yığınaktaki zayıflıklara karşın, yeni inisiyatifleri de açığa çıkaran ve katan bir anlayışla bunların çoğunun dinamik bir tarzda aşılması sağlandı. Önceden saptanan tüm temel halkaların kazanılmasında ısrarlı çaba gösterildi, bununla aşılamayan tıkanma noktalarında yaklaşım tarzını değiştirip farklı bir yoldan hızla sonuca giden pratik çözümler geliştirildi, bazen “yıldırım tugayları” benzeri hızlı sonuç almaya dönük özel ekipler oluşturan, bazen örgütlenme ve organizyon biçimini adeta baştan aşağıya değiştirerek tıkanmaları aşan dinamik bir yönetim sergilendi. Son ana kadar belirsiz kaldığı için önceden alanlara taşınamayan büyük kurultay hedefi, daha çok sayıda ve işlevli khk’ların oluşturulması gibi bazı konularda ciddi eksiklikler yaşanmakla birlikte, yukarıdan inisiyatif ile aşağıdan inisiyatifi, yukarıdan hakimiyet ve denetim ile alanlar-faaliyet kolları arası yer yer geçişliliği de içeren eşgüdümün hem her birini geliştiren hem de bütünleştiren yeni ve daha dinamik bir çalışma ve örgütlenme tarzının ipuçları yakalandı.
5-Sınıf Çalışmasında Yeni Bir Eşik
Beşincisi, sınıf ve kitle çalışmasında da bir dönüşümün dinamikleri belirginleşmeye başladı. Uzun yıllardan sonra ilk kez kolektifimiz bütün gövdesiyle yüzünü sınıf çalışmasına dönmüştür. Bir başka ifadeyle, sınıf çalışması ve yönelimi, belirli birim ya da güçlerin daha çok da sınıfın kendiliğinden hareketlendiği tekil grev ve direnişlere müdahil olma çabası gibi her iki yönden de ’sınırlı’ bir faaliyet olmaktan çıkıp ilk kez bütün gövdemizle yüklendiğimiz ortak bir amaç ve pratik faaliyet özelliğini kazanmıştır. Bu sayede uzun zamandan sonra ilk kez sınıfın “derinliklerine” dalındı ve onun geniş kitleleriyle yüz yüze gelindi. Sınıfı “kitaplardan” çıkarak hayatın içinde de tanıdık; bu arada kendi güçlü ve zayıf yanlarımızı da yine bu aynada gördük. Bu deneyim ve kazanımlar bundan sonraki çalışmamız açısından paha biçilmez bir ders özelliğindedir. Gerçek anlamda bir “kampanya” faaliyetinin içermesi gereken yoğunlukta bu “yüklenme” bizi de sınıfın yeni ve geniş bölüklerine “tanıştırmakla” kalmamış, sistemli bir biçimde arkasını getirdiğimiz taktirde 3-5 yıl sonra artık bizimle birlikte anılıp bizden sorulur hale gelebilecek alan ve havzalardaki ilk köprü başlarının kurulmasını sağlamıştır.
Sınıf çalışmasına yeni bir perspektif kazandırmanın yanısıra alan dinamiklerinin ortaya çıkmaya başlaması, ve her bir alana dönük içeriklendirmeye yönelimle,
daha örgün bir sınıf çalışmasının olanakları da gelişiyor. Sınıf çalışmasında ve var olan güçlerin sınıfın içine taşınmasında ısrarın yanısıra artık
sınıf içinden kazanılan güçlerle de bu çalışmanın genişletilmeye başlamış olması en önemli kazanımlardan biridir. Sınıfla daha örgün ve etkin ilişkilerin kurulmasında, yalnızca tek yanlı varsayımlarla hareket etmeden, yapıp edeceğimiz bir çok şeyi kitle dinamikleriyle birlikte düşünerek ve yürüterek, bundan doğacak sorun ve gerilimleri de ileriye doğru çözerek ilerleyeceğiz.
6-Proletarya Enternasyonalizmi ve Kafadaki Sınırların Nasıl Yıkılacağı
Altıncısı, kurultaya enternasyonalist bir heyetin taşınmasında gösterilen organizasyon becerisi kurultayı yukarı doğru çekmekle kalmadı, parti ve sınıf çalışmasında yeni bir alan ve ufuk açtı. Bir ilke daha imza atıldı ve sınıf çalışmasında ileri doğru farklılaşmanın bir dinamiği daha pratikten ortaya kondu. Dev bir iddiayı, proletarya enternasyonalizmini pratiğe taşımanın ilk adımını atarak ve dünyadan öne çıkan işçi hareketlerini kendi gerçeklikleri içinde görülmesini sağlayarak güncelleştirdi. Sığ sularda “çimen” değil, derin denizlere cesaretle kulaç atan bir ufuk genişliği, atılganlık ve açılımdır burada da varolan. Ve bizi geliştirecek, yükseltecek olan bu türden işler, yeni açılımlardır. Bu uygulamalı açılım örneğinden yalnızca proletarya enternasyonalizmi yöneliminin pratikleşmeye başlamasını değil, aynı zamanda bir çok konuda farkında bile olunmayan yerleşik darlıkların,
kafadaki sınırların nasıl açığa çıkarılıp yıkılabileceğine dair bir esin de almak gerekir.
“Asıl bundan sonrası gelmeli, gelecek mi, nasıl gelecek…” gibi soru ve kaygılara gelince…Bunların her düzeydeki (teorik, siyasal, sınıfsal, örgütsel, kadrosal, pratik, psikolojik…) ihtiyaç ve görevlerin kapsamlılaşmasından, eski geri düzeyden çıkıyor ama tam kopamamış (bundan kaynaklanan sorun ve eksikliklerin tam çözülememiş); yeninin bazı belirimlerine karşın bütünsel şekillenişine tam geçememiş olma durumundan kaynaklandığını görmek gerekir. Ancak kurultay çalışması ve organizasyonuyla da birlikte, yön duygusunun, ve onun güçlerinin belirginleşmeye başlaması, kolektifin ve ruhsal durumun güçlenmesiyle daha
ileri bir düzeye geçişin dayanakları ve dinamikleri de gelişmiştir. Şimdi kurultayın rüzgarını da arkamıza alarak, devrimci iç gerilimi tümüyle yeni ve daha yüksek düzleme çıkma ekseninden kurmak, sorunları bu temelde yeniden tanımlamak, ileri normları daha bütünsel biçimde çalışma ve yaşamımızda
kristalize etmek zamanı…
Ufuk Çizgisi, Sayı: 35, 1 Nisan 2006