Emeğin Korunması Yaşam Hakkının Korunmasıdır

GÜNCEL
Çarşamba, 5 Nisan 2006 (20 yıl 6 ay önce)

Denizli’nin Sarayköy İlçesi’nde 2 orman işçisi kaldıkları çadırda kullandıkları teneke sobadan sızan karbonmonoksit gazından zehirlenerek öldü.

Tahtacılar
“Tahtacı” denilen orman işçileri Orman Müdürlüğü'nün işaretlediği ağaçları kesmek için havalarının ısınmasıyla dağa çıkarlar, kışın ise köylerine dönerler. Günün ilk ışıklarıyla ağaçları kesmeye başlayan işçiler, hava kararana kadar işe devam ederler. Kesilen ağaçların dalları oduna, gövdesi tahtalara parçalanır ve müdürlüğün gelip alması için yola yakın bir yerde istiflenir. Yapılan işe göre para ödeyen devlet işçilere kalacak yer dahi ayarlamaz. Çadırlarını kendileri bulan işçiler aylar boyunca ilkel koşullar da yaşarlar. İşçiler işe ailelerini de katarlar. İşçi çocukları katırlara yüklenen tahtaları kesim bölgesinden istif alanına götürüp getirmekle sorumludur. Kesim bölgesine gitmek için katırlarla günlerce süren yolculuklar yapılır. Bazen Adana'dan tahtacılar iş için Karadeniz'e kadar giderler.

Kolektif işçi
Orman işçilerinin ürettikleri ürün hepimizin kullandığı masamızda tahta, sobamızda odun, inşatımızda kalıp, yatağımızda tahtadır. 24 saat içinde kullanıdığımız herşeyde onların alın teri vardır. Fakat onlar en ilkel koşularda her türlü güvenceden yoksun yaşar ve çalışırlar. Her yıl koşulların ilkelliğinin doğurduğu sayısız iş kazasında onlarcası ölür ya da sakat kalır. Seslerini kimse duymaz onların, varlığından çoğu kez kimsenin haberi dahi olmaz. İşte aslında bu var olmayan, umursanmayan işçilerden 2'si, Denizli Sarayköy ormanlık alanında, kaldıkları çadırda ısınmak için kullandıkları tenekeden bozma sobadan sızan gazla zehirlenerek öldüler. Tersane işçileri, maden işçileri, binlercemiz gibi....

Emeğin korunması mücadelesine
Yapacak hiç bir şey yok mu? Hep ölüm haberlerini mi okuyacağız? Okuyup “tüh be” deyip unutacak mıyız? İlerde unutulacaklar arasında bizim de, çocuklarımızın da olmayacağının garantisini hangimiz verebiliriz. Yaşam hakkını savunmak ancak emeğin korunması hakkını savunmakla birleştirildiğinde işlevli olacaktır. İnsanca yaşamak insanca çalışmakla mümkündür.

Eskişehir'de de 4 kişi öldü
Bir karbonmonoksit zehirlenmesi haberi de Eskişehir’den geldi. Eskişehir’in Sivrihisar İlçesi’nde dün gece kömür sobasından sızan gaz Bekir Kalır, Nezaket Güner, Rahmet Özil (12) ile Mikail Özil'in (8) yaşamına mal oldu.

Kapitalizmde yok ve yüküz
Yine okumadan geçtiğimiz bir 3. sayfa haberinin “talihsiz kahramanları” onlar. Zaten yoktular. Halen yaşayan, var olan ama görmediğimiz, bilmeye çalışmadığımız milyonlarca işçi ve emekçi gibi yüktüler. Belki onlarca yılllık emeklerinin, birikimlerinin ürünü bir konduda yaşamaya çalışıyorlardı. Belki kondudan hallice bir dairede... Ama ücretli kölelik düzeninin kırınıtlarıyla kurulan yaşamları yine ücretli köleliğin değişmez yasasıyla son buldu.

Kapitalizmde emeğin karşılığı yok insanca yaşam sosyalizmde
Kapitalizmde emeğin karşılığı bu ve benzer yüzlerce, binlerce olayda görüldüğü gibi “kazalarla” ölüm olarak alınıyor. İnsanca yaşam için örgütlü mücadele içine giremediğimiz sürece sıranın hangi “kazayla” ne zaman bize geleceğini bilemeyiz. Olanlardan sonra ağıt yakmak yerine, olanlar olmadan mücadele etmeliyiz.