Eylemlere katılım oranlarında yaşanan düşüşe rağmen iki milyondan fazla işçi, emekçi ve öğrencinin sokağa çıkması, direniş dalgasının nasıl güçlü bir taban dinamiğine dayandığını gösteriyor
Fransa'da 28 Ekim Perşembe günü (dün) yedincisi gerçekleştirilen genel grev ve sokak gösterilerine iki milyondan fazla insan katıldı. CGT'nin dışındaki konfederasyonlardan CFDT ve FO'nun katılımında önemli oranda düşme gözlendi. Özellikle CFDT gösterilere cılız bir temsiliyetle, kerhen katıldı. CGT'yse örgütlü olduğu alanlarda bu işin daha bitmediğini gösteren bir kitlesellik ve katılım sağladı. CGT kortejlerindeki canlılık ve dinamizm kendisini koruyor. Paris'teki gösteride hemen her sektör ve bölgeden CGT kortejinden farklı dillerden yükselen Enternasyonal buna işaretti.
CGT Genel Sekreteri Bernard Thibault, bugünkü eylemlere dair yaptığı açıklamada, “Önceki eylemlere göre düşüş var ama direniş hala çok büyük” dedi ve yasanın geçmiş olmasına karşın eylemlerin devam edeceği garantisi verdi. Thibault, Sarkozy'ye de çağrıda bulunarak yasayı onaylamamasını istedi.
CFDT ve FO'nun dışındaki sendikaların hemen tümü genel direnişin devam etmesi çağrısı yaptı. Bunlardan FSU Sendikası Genel Sekreteri Bernadette Groison, tüm sendikalara direnişe devam etme çağrısı yaparak yasanın düzeltilmesini istedi. CFE-CGC Sendikası'ndan Bernard Van Crayenest de yasanın parlamentoda kabul edilmesinin direnişi bitiremeyeceğini vurgulayarak “Önemli olan tek şey mücadelenin devam ediyor oluşudur” dedi.
Paris'teki gösteride en kitlesel kortej yine CGT'nindi. 170 binlik katılımın 100-120 binini CGT oluşturuyordu. France Air, Peugeot-Citroen işçileri ve banka çalışanları her zamanki gibi yine kendi pankartlarıyla örgütlü oldukları CGT kortejinde yürüdüler. Tiyatro oyuncuları başta olmak üzere, sanatçılar da CGT kortejindeydiler. Kortej her zamanki gibi oldukça coşkuluydu. Sık sık Enternasyonal çalındı. En çok atılan sloganlar “Direniş!..”, “Yorulmadık!..” ve “Hep birlikte genel greve!” oldu.
Yürüyüşün en coşkulu kortejleriyse şüphesiz demiryolu işçileri ve öğrencilerdi. Öğrenciler önceki eylemlere göre az olmalarına karşın hiç durmadan attıkları sloganlarla yürüyüşe gençliğin dinamizmini taşıdılar. Bugüne kadar yapılan eylemlerin en coşkulu kortejlerinden olan demiryolu işçileri, bugün de ne kitleselliklerinden ne de coşkularından hiçbir şey kaybetmemişlerdi. Pankartları, bayrakları ve hiç susmayan sloganlarıyla canlılığı hep yüksek tuttular.
Öğretmen ve öğrencilerin katılımında belirgin bir düşüş vardı. Bunun asıl nedeni şüphesiz okulların tatilde olması. Fakat, ülkede genel olarak direnişin havasının düşmüş olmasının payı da yadsınamaz. Öğrenciler “Tatilde de sokakta olacağız!” sözlerini tuttular, söyledikleri gibi sokaktaydılar. Ama önceki eylemlerle kıyaslanamayacak kadar azdılar. Direniş devam ettiği taktirde öğrenciler tatilden sonra tekrar kitlesel olarak sokaklara döneceklerdir. Nitekim UNEF'in bugün yaptığı açıklamaya göre 8 üniversitede blokaj sürüyor.
Republique'de başlayan yürüyüşün bitiş noktası olan Saint Lazarre'de polisle öğrenciler arasında çatışma çıktı. Kortejler valilik binasının önünden geçerken polisin öğrencilere saldırması üzerine çıkan çatışmada çok sayıda gözaltı olduğu bildiriliyor. Polis gaz sıktığı öğrencileri coplayarak gözaltına aldı.
Direnişi açıkça satan CFDT, kortejlerin en ruhsuzu ve az olanıydı. CFDT eylemi alenen sattı. Bugüne kadarki eylemlere 70-80 binlik katılım sağlayan sendikanın kortejinde bugün taş çatlasa 5-6 bin emekçi vardı. CFDT, işçi-emekçilerin olağanüstü bir çaba ve emekle bugüne getirdikleri inatçı mücadeleyi satmakla kalmadı, alnına da yıllar boyu silinmeyecek onursuzluğu kazıdı.
Direniş kırıcılardan diğeri olan FO ise CFDT'ye göre daha kitlesel ve coşkuluydu. Geçtiğimiz hafta içi Marsilya'daki belediye işçilerinin grevini el altından kırmasına rağmen, ertesi gün gerçekleşen akaryakıt deposu blokajına FO'da örgütlü işçilerin yoğun katılım sağlamaları, tabanla sendika arasındaki görüş ve duruş farkına işaret ediyor. Söz konusu fark, bugünkü yürüyüşe sağlanan kitlesel katılımın da ana nedenidir.
Eylemlere açık destek verenlerin oranının bugün yüzde 65'e gerilemesinin -geçen eylem günü yapılan kamuoyu yoklamasında bu oran yüzde 71'di- nedeni, insanların direnişe duydukları sempatinin gerilemesi değil, bu tarz eylemle sonuç alınamayacağını düşünmeleridir. Gerek '68 gerekse '95 genel grevleri gibi eylemlere duyulan özlem ve talep gözönüne alındığında bu daha anlaşılır.
Kısa sürede birleşik ve eşgüdümlü 6 büyük eylem gerçekleştirilmesi sınıf hareketi açısından bir ileri çıkış olsa da bunun süresiz genel grev, genel direnişle buluşturulamaması bu kapsamlı neoliberal saldırganlık karşısında eylem sürecinin zayıf karnı olarak öne çıktı. Bugün emeklilik yaşının en düşük olduğu ülkelerden birisidir Fransa. Bu, sermayenin çok yönlü emek sömürüsü önünde bir engel olarak görülüyor. Sermaye bu engelin geriletilmesini stratejik bir hamle olarak görürken, ufku sosyalizm olan politik bir önderlikten yoksun sendikalar ileri bir hamle yapmalarına rağmen bu kapsamı karşılayan bir düzleme sıçrayamadılar.
Ülke genelinde eylemlere katılım oranlarında yaşanan neredeyse yarı yarıya düşüşe rağmen, iki milyondan fazla işçi, emekçi ve öğrencinin hala sokağa çıkması, son direniş dalgasının nasıl güçlü bir taban dinamiği üzerinde yükseldiğini sergilemenin yanı sıra büyük bir kesimin neoliberal saldırıya karşı direnişte hala nasıl ısrarlı olduğunun göstergesidir. Sayının yarı yarıya düşmesinin asıl nedeni CFDT ve FO'nun direnişi el altından kırmaları, rafineri ve Marsilya'daki belediye işçilerinin tekrar işbaşı yapmalarının kitlede çözücü bir ruh hali oluşturması ve ezici çoğunluğun -reformist-bürokratik sendika yönetimlerinin zihinlere kazıdığı- “Bundan fazla bir şey yapılamaz” şeklindeki direnişi sadece yürüyüşe indirgeyen edilgen görüşün oluşturduğu geri çekici atmosferdir.
Ayrıca, okulların tatil olmasının rolü de pas geçilemez. Öğrenci ve öğretmenlerin yanı sıra, okul tatilleri programını çok önceden yapan ve tatile çıkan azımsanmayacak bir kesim de var. Bu geri çekici atmosfer kırılmadığı sürece, genel grevin önünün açılması mümkün değil. Bunun kırılmasının olanaklarıysa fazlasıyla mevcut aslında. Her şeyden önce tarihsel olarak mevcut. Ve bu işçi sınıfı ve emekçilerde azımsanmayacak bir özgüven yaratıyor. Diğerleri de bir tarafa, henüz 4 yıl önce CPE Yasası'nın geri çektirilmiş olmasının yarattığı özgüven bile azımsanmayacak oranda varlığını koruyor.
Tam da burada devreye öncü bir çıkış ihtiyacı giriyor. Şu anki duruma rağmen, kilit sektörlerden birinde süresiz genel grev başlar ve birkaç hafta ısrarla devam ederse, gerek buna hazır olan işçi ve emekçilerin, gerekse de destek veren ve sempatiyle bakan halkın kısa zamanda katılımını sağlama ve atmosferi tersine çevirme olanağı fazlasıyla var.
Fransız İşçi sınıfı ve emekçileri, neoliberal saldırı yasasının parlamentodan geçmesine rağmen defterin henüz kapanmadığını, bu pilavın daha çok su götüreceğini gösterdiler.