Bu tırmanış Kürtlere ve devrimcilere gözdağı hedefiyle MHP'nin dişlerini göstermesi anlamına geliyor
Ülkenin gündemiyle birlikte nabızların yüksek attığı üniversitelerde çıkan olaylar ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Saldırıların devlet eliyle yasallaştığı bir süreçten geçiyoruz… Uzun bir dönemden bu yana polis işbirliğinde gerçekleşen faşist saldırılar, kontrollü bir tırmanma sürecine girdi.
Özellikle Kürdistanlı öğrencilerin eğitim gördüğü Batı illerinde faşist öğrenciler, polis abilerinin desteğine duydukları güvenle Kürt öğrencilerin evlerine geceyarıları baskın yapabiliyorlar artık. Daha önceleri de alışkın olduğumuz öğrenci kavgaları, -daha doğru bir tabirle- faşist saldırılar yarala(n)ma ile sonuçlanırdı çoğu kez…Şimdi hem öldürme amaçlı olarak hem de belli bir plan dahilinde yayılıp geliştirilerek uygulanıyor. Kürt sorununda “açılım” görünümü altında yeni bir tasfiye hamlesinin gündemde olduğu bir kesitte bu tırmanış Kürtlere ve devrimcilere gözdağı vermeyi hedefleyerek MHP'nin dişlerini göstermesi anlamına geliyor.
Bu faşist kudurganlık Şerzan Kurt’a geçirdi dişlerini Muğla’da bir süre önce. Üniversitelerde yuvalanan ve devlet eliyle güvence altına alınan faşist beslemeler birçok ilde Kürt öğrencilere karşı linç girişimlerini başlattılar. Olayların birbirini tetiklemesiyle birçok ilde ardı ardına hareketlenen bu güruhlar, artık daha organize bir biçimde saldırıya geçmiş durumdalar. Polis ve faşist öğrencilerin çeteleştiği üniversitelerimizde planlanan saldırılarda faşist öğrencilere hiçbir şekilde ceza yaptırımı uygulanmazken, yarayı da cezayı da devrimci demokrat ve yurtsever öğrenciler alıyor.
Üniversiteleri “bilim yuvası” olarak tanımlayan sistem yalakaları, çıkan çatışma ya da saldırıları aynı yöntemle açıklamaktan geri durmuyorlar. Saldırılar iki grup arasındaki anlaşmazlık, hatta “kız meselesi” diye adlandırılabiliyor! Evet iki grup arasında anlaşmazlık var. Bizler üniversitelerimizde gerici, dinci faşist zihniyetli grupları istemiyoruz, onları barındırmayacağız! Sistem onları barındırsa da -hatta yeni getirilen uygulama ile sivil faşistlere okul içerisinde daha rahat barınmaları için resmi bir barınma kapısı açsa da-, bedel ödeyerek/ödeterek onları kendi evimiz olan üniversitelerimizde barındırmayacağız! Üniversiteler bizlerle özgürleşecek…
Tüm baskı ve saldırılara karşı, okullarımızda düşüncelerimizi özgür bir şekilde haykırmaya devam edeceğiz! Özel Güvenlik Birimleri (ÖGB), sivil polis ve faşist öğrencilerin ulumalarına karşı, üniversite gençliği birleşik bir mücadele sergilemekten geri durmayacaktır. Okulumuza astığımız her afişin, dağıttığımız her bildirinin arkasında siper olmaya devam edeceğiz! Ama iş sadece bildiri ve afişle bitmiyor! YÖK sisteminin robotlaştırdığı genç beyinlerin son hücresine ulaşana dek birleşik bir mücadele sergilemeli, okullarımızda uygulanan ezberci-gerici eğitimi yıkmamız gerektiğini anlatabilmeliyiz. Okullarımızın karakola dönüştüğü şu süreçte okulumuza geç kalmadan sahip çıkmalı, bunu birleşik bir siperin barikatıyla yapmalıyız!
Üniversiteler bizimdir, bizimle özgürleşecek!
YÖK-polis-medya bu abluka dağıtılacak!