İsviçre'de 28 Kasım'da ırkçılık şemsiyesini büyütmek için referandum var
İsviçre'de 28 Kasım'da yapılacak olan referandum aslında göçmenler için yeni değil. Yıllardır benzer yasalar çıkartılmaya çalışılıyor. En son 2006 yılında İlticacılar ve Göçmenler Yasası kazanılmış haklardan arındırılarak yenilenmişti. "Eksik bıraktıkları yanlar" şimdi tamamlanmak isteniyor. Yani “sınırdışı referandumu” hazırlanıyor.
Faşist İsviçre Halk Partisi (SVP) yabancı düşmanlığını ön plana çıkaran, ırkçı mesajları ve afişleriyle emekçileri etkilemeye, zehirlemeye çalışıyor.
İsviçre’de "suç işleyen yabancıların sınırdışı edilmesi"ni kolaylaştıran yasal düzenlemeye gidilmesi için imza toplayan ve bu konuda referanduma gidilmesini sağlayan ırkçı SVP propaganda çalışmalarını aslında 2006 yılından itibaren sürekli gündemde tutarak uyguluyordu. SVP referandumdan “evet” sonucu çıkması için Almanca konuşulan kantonlarda yoğun kara propaganda yapıyor.
İsviçre’de “sınırdışı referandumu”yla ilgili yapılan kamuoyu yoklamaları yüzde 60'ın üzerinde “evet” sonucu alınacağına işaret ediyor.
Aynı zamanda sosyal destek fonlarını (sosyal yardım, işsizlik yardımı, vb.) "suistimal eden" göçmenlerin sınırdışı edilmesini isteyen SVP, gazetelere ırkçı mesajların yer aldığı büyük ilanlar vererek ve sürekli broşürler dağıtarak “evet” oyunu artırmaya çalışıyor.
SVP, önceki seçimlerde kullandığı, beyaz koyunların birleşip siyah koyunu tekmelediği afişi 28 Kasım referandumu için de kullanmaya devam ediyor. 2006 yılındaki seçimlerde kullanılan ve ırkçılık yapıldığı gerekçesiyle eleştirilen afişin kullanılması belli tepkilere de yol açtı. Ancak ırkçılar afişi kullanmaya devam ediyor.
Yol ve meydanlara asılan afişlerde, koyunlu afişin yanı sıra tecavüz suçu işleyen bir göçmenin "yasa çıkmazsa, İsviçreli olacağı" vurgusuna yer veren bir başka refarandum afişi de dikkat çekiyor.
İsviçre Halk Partisi, gazetelere verdiği yarım sayfalık ilanlarda İvan S. adlı sembolik bir tecavüz suçlusunu konu ederek, "Eğer referandumda evet verirseniz bu adam bu ülkeden gidecek. Yoksa burada kalacak" deniyor.
Afişlerde “cinayet, tecavüz, çocuk istismarı gibi ağır suçları işleyenlerin, cezalarını çektikten sonra sınırdışı edileceklerine” işaret ederek destek isteniyor. Bir diğer reklam afişinde Zürich gölüne çıplak giren dört kız resmi ve yanında onlarca eşarplı ve kapalı kadın gölde elbiseleriyle yüzmeye çalışıyor. Altında “30 yıl sonra İsviçre, yabancılar imajımızı zedeliyor" deniliyor.
Hükümetin hazırladığı yasa tasarısına göre, suçlu bulunan göçmen, suçun türü ve aldığı cezasının süresiyle ilgili olarak belirlenen koşullar altında sınırdışı edilebilecek.
Ayrıca da, ülke güvenliğini tehditten ceza alan göçmen süre şartına bakılmaksızın sınırdışı edilecek. "Cinayet, tecavüz gibi ağır suçlarda bir yılı aşkın hapis cezası alanlarla sahtekarlık suçlarından 18 ay hapis cezası alanlar, sınırdışı edilecekler. Ayrıca 10 yıl içinde 720 gün hürriyeti bağlayıcı ceza almış olanlar da sınır dışı edilecek" diye birçok şey sıralanıyor. Ancak Sosyal Parti (SP) hükümette yer almasına karşın bu öneriyi desteklemediğini, hem karşı öneriye hem de sınırdışı inisiyatifine "hayır" oyu vereceklerini açıkladı. Politik çevrelerce yanlış taktik olarak değerlendirilen ve sol çevrelerce eleştirilen bu tutumun "evet" oyunu artıracağı düşünülüyor.
Krizin etkilerinin kendisini hissettirdiği geçen yıl yürütülen yoğun propagandada, işsizliğin nedeni olarak göçmenler gösterilmişti. Bu sefer başka bahanelerle yine hedef tahtasında. Hak gasplarının gün geçtikçe arttığı Avrupa ülkelerinde burjuva demokrasisinin merkezi olarak görülen İsviçre'de ırkçı SVP her olumsuzluğun sorumlusu olarak göçmenleri hedef gösteriyor. Göçmenler üzerinden yaptığı politikadan besleniyor. Bu gelişmeler İsvicre'de göçmenlere karşı yeni bir saldırı dalgasının daha da güçlenerek uygulanacağını açık açık gösteriyor. Gelişmekte olan güncel siyasal olaylar karşısında göçmen örgütleri uyanık, bilinçli ve örgütleyici çalışmalarına özellikle hız katmalılar.
Yaklaşık yüzbin Türkiyeli'nin yaşadığı ülkede, Türkiyeli ve diğer göçmen örgütlerinin kafatasçı SVP'nin kampanyalarına karşı oldukça cılız sesler çıkarmaları da düşündürücü boyutta. 7 milyonluk İsviçre'de yaklaşık 2 milyon "yabancı” yaşamakta.
Avrupa ülkelerinde açık kafatasçı kara propagandayı pervasızca sürdüren ırkçı faşist partilere desteğin yükselmesi, sınıfsal çelişkilerin derinleştiği koşullarda emekçiler arasındaki yapay kutuplaşmanın büyümesine önemli bir işarettir. Çürümüş emperyalist devletler ırkçılığı kendilerine şemsiye yapıyorlar. Egemen sınıfların, tepkilerin kapitalizme yönelmesinin önüne set oluşturmak için besleyip büyüttüğü ırkçı-faşist hareketlerin bu tehlikeli yükselişi, ancak kapitalizme karşı militan sosyalizm mücadelesiyle aşılabilecektir.
Alınteri / İsviçre