Dünyayı çocuklarımızın mezarları üzerinde inşa ediyoruz

Fotoğraftaki Alihan, artık yaşamıyor. Kabul edilmediği hastane kapılarında öldü. Peki Fatma'yla Enes kimdi?

GÜNCEL
Pazartesi, 10 Nisan 2006 (20 yıl 6 ay önce)

Bir çocuk neden ölür? Türkiye'de kuş gribinden ölür, karakoldan sıkılan kurşundan ölür... Türkiye'de çocuklar öyle çok, öyle kolay ölür ki..

5 yaşındaki Alihan Karakılıç'ta öldü. Hastane hastane dolaşarak, hastane kapılarından kovalanarak, ambulans bile bulamayarak, bulunan sözde ambulanslarda saatlerce bekletilerek öldürüldü. 6 yaşındaki kardeşi Buğrahan ise lütfen kabul edildiği bir hastanede ölümü bekliyor.

Alihan ve Buğrahan'ın inşaat işçisi olan babaları Ali Karakılıç o gün (7 Nisan Cuma) işteydi. Anneleri ise küçük çocukları elektirikli bataniyeye yatırıp hastaneye gitmişti. İki küçük kardeş elektirikli bataniyenin sebep olduğu yangında zehirlendiler. Komşuları tarafından alevlerin içinden çıkartılıp Samsun Devlet Hastanesi'ne götürüldüler.

Ama hastanenin tüm hastaneler gibi kar getirmeyen üniteleriyle beraber küçük çocukların ihtiyacı olan Su Altı Tedavi Ünitesi de kapatılmıştı. Başka bir hastaneye, Ankara'da tam teşekküllü bir hastaneye kaldırılmaları gerekiyordu.

Baba Ali Karakılıç yeşil kartlıydı ve piyasalaşan sağlıkta hiç bir hastane çocuklarını karlı bulmuyor, yeşil kartı kabul edilmiyordu. Bırakalım hastaneyi sevk için ambulans dahi bulunamıyordu. Bulunan ambulansın ise ne gerekli donanımı ne de doktoru vardı.

5 yaşındaki Alihan en son götürüldüğü GATA hastanesinin kapısında 45 dakika bekletildiği donanımsız ambulansın içinde öldürüldü. Buğrahan ise yalvar yakar kabul ettirildiği Hacettepe Tıp Fakültesi Hastanesi'nde bitkisel hayatta ölümü bekliyor.

Baba Ali Karakılıç'ın anlattığıdır:

- Telefon trafiği başladı. 19 Mayıs Üniversitesi Hastanesi Çocuk Acil’in yetkili doktoru Ankara’da bu tedavi için aramadığı hastane koymadı. Saatlerce hastane aradı. Hiçbir hastane kabul etmedi. Yeşil Kartlı olduğum için. Üstüne basa basa söylüyorum Yeşil Kartlı olduğum için hiçbir hastane çocuklarımın tedavisini kabul etmedi.
- GATA’ya gittik. Orada 45 dakika, bir saat ambulans içerisinde kaldıktan sonra yerimiz yok dediler. Ambulansın içerisinde hiçbir oksijeni yok, kalp cihazı yok. 6 yaşındaki oğlum Alihan GATA’nın önünde, ambulans içerisinde beklerken öldü ve Alihan’ı GATA’nın morguna bıraktık. Çocuğum saatlerce ambulansta bekletildiği için bitkisel hayatta olduğu halde GATA’ya alınmadı.
- Buğra buraya kabul edildi, ama yaşama şansı sıfır. Bitkisel hayatta, beyin fonksiyonları tamamen ölü. Hiçbir tedaviye cevap vermeden cihaza bağlı şekilde yaşam mücadelesi veriyor. Bu acılarımızın hesabını kim verecek.

Yukarıdaki her gün onlarcası yaşanan ve emekçilerin yaşam hakkını gasp eden sağlık sisteminin acı ama sıradan bir örneği. Paramız kadar yaşıyoruz, paramız kadar sağlıklıyız. Samsun'da ölüyoruz Cizre'de uyuzdan kırılıyoruz. Bir kalıp sabun, bir kova temiz su bulup yıkayamadığımız çocuklarımız sokak köpekleri gibi kaşınarak kazıyorlar bedenlerini. Ama onlar Kürt, onlar serhıldanların Cizrelisi ve kabul etse de etmese de Karadeniz'in işçi çocuğu Alihan kadar yok ve yükler.

Sağlığın piyasalaştırılmasında, sağlığımızın da tekellerin kar alanına çevrilmesinde daha birinci “rauntun” sonuçları bunlar. Asıl yıkımı ise “sosyal güvenlik reformu” adı altında çıkartılacak olan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasası oluştaracak. Emeklilik hakkımızla, beraber sağlık hakkımızda ellerimizden alınacak. Emeklilik biz işçi ve emekçiler için ancak mezarda mümkün kılınacak, paramız yoksa yaşam hakkımız zaten yok adres direk mezarlık: Alihan gibi 5 yaşında da olsak 50 yaşında da paramız yoksa öleceğiz.

Bugünden geleceğe yürümekten korkanlar, geleceklerinin bugünkü yoksunluklarıyla yok edilmelerine seyirci kalıyorlar.

Enes

Fatma Özcan
Mehmet Emin Özcan, kuş gribine yakalanan çocuklarının hastaneye kaldırılmasına karşı çıkıyordu. “Yeşil kartım yok. Çocuklarıma bakmazlar” diye ağlıyordu: “Ölecekse burada ölsünler!” 12 yaşındaki Fatma Özcan, kaldırıldığı Van 100. Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde 15 Ocak 2006′da kuş gribinden öldü.

Enes Ata
6 yaşındaki Enes Ata, Amed serhıldanı sırasında polis karakolunu taşlarken vuruldu. Kalbinde devlet kurşunu, elinde taş, gözleri açık; dövüşerek öldü Enes.

Fatma ve Enes
Fatma ve Enes iki çocuk. Fatma Vanlı, Enes Diyarbakır. Fatma 12'sine kadar yaşadı, Enes 6'sına. İkisi de öldürüldü. Fatma'nın babasını burjuva medyanın topa tutmasına hepimiz öfke duyduk. Sahibinin sesi medyanın amacı gayet net, gerçek katil olan devleti temize çıkarmak, işçi ve emekçilerin zihnini bulandırmak. Peki ama “ölecekse burada ölsün” nasıl bir teslimiyettir. Çocuklarımızın ölümünü kabullenmek bu kadar mı kolay! Bir metrelik mezarlarla dolarken mezarlıklar yapacak hiçbir şeyimiz yok mu?

Fatma ve Enes ikisi de öldürüldüler. İkisi de devlet eliyle. Fatma fonda kahredici bir teslimiyetle.. Enes dövüşerek...