Salı, 11 Nisan 2006 (20 yıl 6 ay önce)
Ve CPE artık yok! Fransız işçi, memur ve öğrencileri, burjuvazinin “yeni iş yasası” saldırısını, iki ayı aşkın süredir sürdürdükleri birleşik, kitlesel ve militan sokak eylemleri sonucunda geri püskürttüler. Milyonlar olup sokakları özgürleştiren işçi ve öğrenciler, işgalden boykota, yürüyüşten blokaja kadar onlarca eylem çeşidiyle Fransız burjuvazisinin kafasına vura vura saldırı yasasını geri çektirirken, tüm dünya işçi ve emekçilerine de yasaların parlamentoda değil, sokaklarda yapıldığını bir kez daha gösterdiler.
Şimdi Fransa'da 7'den 70'e herkes CPE'nin geri çektirilmesinin coşkusunu yaşıyor. Bir yandan zafer şarkıları söylenirken, diğer yandan saldırı yasası tamamen geri çekilinceye kadar “mobilizasyona devam” çağrıları yapılıyor. Şimdi Fransa'da emekçiler sokakta konuşturdukları güçlerinin haklı gururunu yaşıyor.
Saat 09.55!
“Başbakan Dominique de Villepin'in, UMP parlamento grup başkanının ve sorumlu çoğunluğun önerileri üzerine Fransız devletinin cumhurbaşkanı, şansların eşitliği yasasının 8. maddesini, zor durumda olan gençlerin lehine bir mekanizmanın yaratılması için oluşturulacak bir yasa taslağı ile değiştirilmesine karar vermiştir”!... “Fransız devletinin cumhurbaşkanı”nın asık ve sarkık suratıyla, matem havasında ağzından dökülen bu sözler, Fransız emekçilerin zaferinin muştusu oldu. Fransız burjuvazisinin, iki ay boyunca sokaktan inilmeyen ve meydanları zapteden, zorlu ama bir o kadar da coşkulu, heyecanlı ve öğretici direnişin önünde diz çöktüğünün resmi ilanıydı bu! 16 yaşındaki lise öğrencisinden, 50 yaşındaki işçisine, 70 yaşındaki emeklisine kadar üç kuşağı aynı güzergahta buluşturan direnişe çıkartılan şapkaydı. “Hak verilmez, alınır” şiarını bir kez daha bu topraklardan dünyaya saçan işçi, emekçi ve öğrencilerin direnişinin hakkının “el mahkum olsa da” teslim edilmesiydi! Cumhurbaşkanı Jacques Chirac açıklamayı yaptığı sırada saatler 09.55'i gösteriyordu. İçişleri Bakanı ve hükümet partisi UMP'nin Genel Başkanı Nicolas Sarkozy ve Jean-Louis Borloo gibilerinin koşar adım Elysee sarayını terk etmeye başladıklarında ise 09.56'yı!.
Villepin: “Üzgünüm, anlaşılmadım”!
CPE'nin geri çekildiğinin resmi ilanından sonra basın açıklamasına katılmamak için daha düne kadar “geri çekmeyeceğiz, ne olursa olsun uygulayacağız” naraları atanlar birer ikişer ortadan kayboldular. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Basın açıklamasını yapma görevi Başbakan Dominique de Villepin'e kaldı. Beş karış suratla çıktığı basının karşısında Villepin,
“Güçlü bir çözüm üretmek istedim. Çünkü, devletin yükümlülüğün işverenlere daha iyi ve işçilere de daha fazla güvenlik garantisi veren şartlar sunmak olduğuna inanmıştım. İşsizliğin düşmesi için istedim bunu. Üzgün olduğum taraf şudur ki bu herkes tarafından anlaşılmadı” dedi. Villepin akşama doğru TF1 televizyon kanalına verdiği demeçte ise, “Bu gerçek bir sınavdı hem de fevkalede zor bir sınav” dedi. Villepin devamla, CPE'nin uygulanabilir bir yasa olmaktan çıktığını fakat, bunun ortasını bulacaklarını ve “Zor durumda olan gençlere yardım etmek için çabalamaya” devam edeceklerini söyledi.
Villepin'in üzüntüsünü duyduğu şey, işsiz gençlere istihdam alanı açamamak değil, işsiz gençleri Fransız burjuvazisinin, sermaye ve kar birikimini artırmak için ihtiyaç duyduğu şekilde ucuza çalıştıramamaktır. Villepin televizyon kanalına verdiği demeçte ise, bu şekliyle geçmeyen saldırı yasasını başka bir şekilde tekrar geçirmeye çalışacaklarının sinyallerini verdi.
Sendikalar: “Zafer”!
Villepin'in verdiği sinyali alan sendikalar,
“CPE parlamentoda oylanıp tamamıyla geri çekilinceye kadar baskıya ve eylemlere devam” mesajı verdiler. Dün saat 16.30'da CGT genel merkezinde toplanan
sendikal birlik, CPE'nin geri çekilmesini “Gerçek bir zafer” olarak niteleyerek, amaçlanan sonuca ulaşıldığını ve gençlerin çalışma koşulları ile ilgili olarak eylemlere devam edileceğini açıkladı. Sendikal birlik ayrıca, CPE'nin gerçek anlamda yürürlükten kaldırılıncaya kadar eylemlere devam kararı da aldı. CPE saldırısının hemen başlangıcında oluşturulan ve bugüne kadar yapılan eylemleri karar altına alarak, örgütleyen 12 sendikadan oluşan sendikal birliğin bugünkü toplantısında en fazla kullanılan kelime ise “
birlik” oldu. Birlik açıklamasında,
“CPE'nin geri çekilmesi, birlikte hareket etmenin gücünü ve sorumluluğunu gösterdi” görüşlerine yer verildi. Sendikal birlik, daha önce karar altına alınan
11 Nisan eyleminin de yapılacağını duyururken, tüm işçi, emekçi ve öğrencilere bir kez daha eylemlere güçlü katılım çağrısı yaptı. Birlik ayrıca, bütün hafta boyunca eylemlere devam etme kararı aldıklarını da açıkladı.
Ulusal Liseliler Birliği (UNL) Başkanı Karl Stoeckel CPE'nin geri çekildiği kararının açıklanmasından sonra yaptığı açıklamada
“Gençlere karşı yapılan tarihsel saldırı, tarihsel bir eylemsellik sürecinin ardından tarihsel bir zaferle cevaplanmıştır” dedi.
Üniversite Sendikası UNEF Başkanı Bruno Juillard,
“bu bizim ilk zaferimiz. Yasa parlamentoda oylanıp, tamamen geri çekilinceye kadar baskıya ve eylemlere devam edeceğiz” derken,
FSU sendikası Genel Sekreteri Gerard Aschieri ise
“Belki biraz şampanya içeceğiz. Bu sosyal hareketlerin inanılmaz bir zaferidir” dedi.
Diğer taraftan UNEF yaptığı açıklamada, hiçbir üniversiteye “blokajları kaldırın” çağrısı yapmadıklarını ve yapmayacaklarını söyledi. Üniversitelerdeki blokajların ve işgallerin devam edip etmeyeceğine her üniversitede yapılacak oylama sonucunda öğrencilerin karar vereceklerinin altının çizildiği açıklamada bir kez daha “CPE yürürlükten kaldırılıncaya kadar eyleme devam” çağrısı yapıldı. UNL ve FIDL de yaptıkları açıklamalarda “baskıya devam” çağrısı yaparken, liselerdeki blokaj ve işgallerin, her lisenin öğrencilerinin özgür iradeleri sonucunda karara bağlanacağını tekrarladılar.
Etkisi ve önemi çapından büyük başarı!
Fransız emekçilerin bu somut kazanımının, burjuvazinin bundan sonra yapacağı tüm atak ve atraksiyonlara rağmen bugünden sadece Fransa ile sınırlı kalmayacak, tüm dünya işçi ve emekçilerine örnek oluşturacak yanları bulunuyor. Bunların en başında geleni,
neoliberal bir saldırının, iki aydan fazla bir süre sürekli sokakta kalma pahasına, birleşik, kitlesel ve militan eylem hattıyla püskürtülebileceği gerçeği! 1970'li yılların sonundan itibaren başlayan işçi-emekçi hareketindeki gerileme, 1990'lı yılların ilk yarısındaki “beyaz yılların” yıkıcı etkisinden sonra yeni yeni kıpırdamaya ve kendine gelmeye başlıyor. Tüm bu yıllar içerisinde geçirilen neoliberal saldırıların kitlelerde yarattığı bezginlik ve “Birlik olsak ne olacak ki” öldürücü pasifizmine karşı çekilen net bir sınır oldu CPE karşıtı direniş.
Burjuvaziye attırılan geri adım, bugüne kadar geçirilen her saldırının işçi ve emekçilerde yaratmış olduğu “Her koşul altında saldırıları geçirirler” mecalsizliğini de dinamitlemiş oldu. Somut kazanım, işçi sınıfı ve emekçilerin kendileri başta olmak üzere, sınıfın diğer bileşenlerine ve örgütlülüğe olan güvenlerini pekiştiren bir avantaj yaratacak. Gözlerde büyütülen düşman sınıfın iki aylık ısrarlı mücadele ile geri püskürtülmesi, emekçilerin mücadele azimlerini ve güvenlerini artıracak. Bu güven asıl olarak, bundan sonraki zorlu mücadele sürecinde işçi ve emekçilerin temel dinamiklerden birini oluşturacak. Sınıfın özgüvenini pekiştiren diğer bir etken de tabandaki işçi ve emekçilerin sendikal bürokratizmi zorlayarak, mücadeleyi sonuna kadar götürmekle karşı karşıya bırakmasıdır.
İşçi ve emekçilerin yanı sıra, sermaye birikiminin merkezileşerek giderek daha az elde toplanması ile sefalet ve yoksulluğun daha fazla elde toplanmasının yığınlar halinde proleter saflara ittiği orta sınıfların CPE karşıtı direniş içerisinde yer alması ve somut kazanım elde edildiğini direniş içinde yaşayarak görmeleri, bu sınıfların işçi sınıfının politik ve örgütsel gücü etrafında kümelenmesini de beraberinde getiriyor. Bu ayrıca, orta sınıfların işçi sınıfına düşünsel ve ruhsal olarak eklemlenmesini de koşullayacak.
Tüm dünyada büyük bir ilgi uyandıran ve onlarca ülkenin işçi ve öğrenci sendikalarından dayanışma mesajları alan, çeşitli ülke emekçi ve öğrencilerinin bizzat pankartları ile gelerek temsili düzeyde dahi olsa katıldıkları direnişin somut kazanım ile bitmesi bir yandan, birleşik, kitlesel ve militan eylemin sonuç alıcı yaptırım gücünü ortaya çıkartmış olması diğer yandan ise, Türkiye'de
Devrimci Proleter Gençlik'in, Yunanistan'da üniversite öğrencilerinin boykot, yürüyüş vb. eylemleri ile güzel örneklerini oluşturdukları halkların enternasyonal dayanışmasının örülmesi ve geliştirilmesi mücadelesinde ileri mevzilerin yakalanmış olması açısından çok önemli.
Tehlikeler...
Villepin'in açıklamasından da görüldüğü gibi burjuvazi, ağır bir yara almış olmasına rağmen, neoliberal saldırı politikalarına bulduğu her fırsatta devam edecek. Buna CPE'de dahil. Milyonlarca işçi, emekçi ve öğrencinin üzerinde oluşturduğu baskıyı geçiştirmek ve oluşan eylem havasını dağıtmak için geri adım atan burjuvazi, soluk almaya çalışıyor. Yeni saldırılar için de güç biriktiriyor. Karşısında ciddi bir toplumsal muhalefet bulduğu her saldırı politikasında yaptığı gibi, süreci 'soğutmaya' alıyor. CPE karşıtı direniş, yıllardır özlemi duyulan birleşik, kitlesel ve militan sokak eylemleri ile işçi ve emekçilere ciddi bir deneyim kazandırmakla kalmadı, duyargalarını açmalarını da sağladı. Saldırıların geri püskürtülmesi için hayati öneme sahip duyargaların açık tutulması başarıldığı oranda ve hızlı tepki gösterip, birleşik, kitlesel ve militan eylem hattı örüldüğü sürece işçi sınıfı ve emekçilerin püskürtemeyeceği saldırı yok!
Çok uzun bir süre sonra oluşturulan bu denli geniş sendikal ittifak, bir taraftan işçi ve emekçilerin mücadelesi için hayati öneme sahip iken, diğer taraftan tehlikenin diğer yanını oluşturuyor. Fransa'da sendikal hareket, CPE karşıtı direnişten en avantajlı çıkan cepheyi oluşturuyor kuşkusuz. CPE karşısında tabanın zorlamasıyla da olsa, alınan net duruş işçi sınıfı ve emekçilerin sendikalara olan güvenini arttırdı. Sendikaların hemen hepsi, iki ay öncesine göre daha güçlüler ve emekçiler nezdinde daha geniş bir itibara sahipler. Tehlikenin asıl yanını da burası oluşturuyor! İşçi ve emekçiler, ne olursa olsun burjuvazinin saldırılarına olduğu kadar onun içlerindeki uzantıları olan sendikal bürokratizmin salvolarına da hazırlıklı olmalılar. Sendikalara, gözlere sis perdesi çekecek kadar duyulacak güven, emekçiler için felaketin başlangıcı olacaktır.