Don Kişot gibi...

Ev İşçisi Kadınları Sendika Girişimi’nin örgütleyicilerinden Gülhan'la yaptığımız röportaj;

KADIN
Cuma, 14 Ocak 2011 (15 yıl 4 ay önce)

Ev İşçisi Kadınları Sendika Girişimi’nin örgütleyicisiyle yaptığımız röportajla ütücü, aşçı, bakıcı, vb. kadınların sendika girişimi, yaşadığı sorunlar ve taleplerine yanıt aradık.

Alınteri: Sizi tanıyabilir miyiz?
Gülhan: Ben Ev İşçileri Dayanışma Sendikası Girişimi’nden Gülhan. Çocuk Gelişimi mezunuyum. 17 senedir ev işinde çalışıyorum ve çocuk bakıyorum.

Alınteri: Bu girişim ne zaman başladı?
Gülhan: 2009′da başladığımız bir girişimdi.

Alınteri: Sizi böyle bir girişime iten sebep nedir?
Gülhan: Kendim ev işçisi olduğum için yaşadığım güvencesiz koşullar beni buna itti. 17 senedir bu şekilde çalışıyorum. Fakat geriye dönüp baktığımda sıfır noktasındayım. Sosyal güvencem yok, Hastalandığımda tedavi olacak durumda değilim; 38 yaşındayım, daha kaç sene çalışabilirim?

Alınteri: Ev İşçileri Dayanışma Sendikası Girişimi’ne dahil olan kaç kadın işçi var?
Gülhan: Şu an yüzelli ev işçisi arkadaşımız var. Biz bölgelerde komiteler oluşturduk.

Alınteri: Peki bu komiteler hangi semtlerde?
Gülhan: Şirinevler, Maltepe, Kartal, Yenibosna… bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Alınteri: Böyle bir girişime ilk başladığınızda kaç kişiydiniz, şimdiki sayınız nedir?
Gülhan: Tek başıma çıktım böyle bir yola, Don Kişot gibi… Kendimden yola çıktım. Sendikalarla görüşmeye başladım: “Sendikalarda nasıl örgütlenebiliriz, örgütlenirsek hangi noktaya ilerleriz” diye…

Alınteri: Peki bunu kendi kadın arkadaşlarınıza, ev işçilerine sunduğunuzda nasıl tepkiler aldınız?
Gülhan: Ev işçisi olduğumuz için aynı koşulları yaşıyoruz. Yani bizim hayatımız işverenin iki dudağı arasında. İstedikleri gibi kovabiliyorlar. Sonuçta biz birbirimizi bildiğimiz için çözüm noktasının da bizden geçtiğini, el ele vermemiz gerektiğini vurgulayarak bu işe başladık.
Alınteri: Peki sendikaların tutumu nasıldı?
Gülhan: Sendikanın bakış açısı çok olumluydu ilk başlarda. Siz işkoluna giriyorsunuz; Aksaray’da Konut İşçileri Şubesi’yle bağlantıya geçildi. Orada örgütlenme noktasında bize önerilerde bulunuldu. Fakat, yasal mevzuatlar nedeniyle burada örgütlenmelerimizi yapamadık.

Sonuçta biz işçi olarak tanımlanmıyoruz. Sendikalı olmak için önce bir sigorta numarası vermemiz gerekiyor. İşçi olarak tanımlanmadığımız için doğal olarak direkt sendikalı olamıyoruz. Bu yüzden biz bir dernekleşme sürecine girdik. “Ev İşçileri Dayanışma Derneği Girişimi” olduk. Çalışmalarımızı ilerlettikçe “iki şekilde mücadele etmek yerine, tek örgüt -tek şekilde- mücadele etmek gerektiğini” düşündük. Olmadı, “Sendika Girişimi olalım...” dedik. 15-16 Haziran’da kendimizi resmen Ev İşçileri Dayanışma Sendikası olarak ilan edeceğiz.

Alınteri: Peki bu girişim adı altında toplanan kadınların en büyük sorun ve talepleri neler?
Gülhan: Can güvenliğinin olmaması. Çünkü gidiyorsun, can güvenliğin yok düşüp ölebiliyorsun. Kısa bir süre önce Gültekin Özmen diye bir arkadaşımızı kaybettik. Cam silerken düştü, hayatını kaybetti. Bunu basın, medya, devlet üçgeni; “sakarlık” olarak niteledi. Biz biliyoruz ki sakarlık değil; iş cinayeti. Bu şekilde basına yansımayan, birçok ücretli ücretsiz ev işçisi kadının hayatını kaybettiği olay var. Kendi yaşadığım bir sorunu anlatmak istiyorum.

İşsizdim. Bir şirket beni bir yere temizliğe gönderdi. İçeriye girdiğimde temizlik malzemelerinin nerede olduğunu sordum. Bir adam beni karşıladı ve “Acelen ne, otur konuşalım” dedi. Ben de “Neyi konuşacağız?” dedim. ‘Belki de temizlik noktasında neye dikkat etmem gerektiğini söylecek’ diye düşündüm. “Tamam” dedim. Geçtik içeriye konuşmaya başladık. “Sen sadece bu işi mi yapıyorsun” diye sordu, iğrenç şeyler sormaya başladı. “Siz ne demek istiyorsunuz” dedim. Ben sadece tacizle karşılaştım. Tecavüzlerle karşılaşan arkadaşlarımız var. Patrona istediğini vermediği için öldürülen arkadaşlarımız var.

Mesleki hastalıklarımız var, kullandığımız temizlik malzemelerindeki kimyasal maddelerden dolayı. En az kimyasal madde olan deterjanları kullanmak istiyoruz.

Alınteri: Çalışma saatleri hakkında neler söyleyeceksiniz?
Gülhan: Çalışma saatleri gerçekten çok uzun. Yatılı çalışan arkadaşlarımız, 24 saat boyunca çalıştıkları yerde kamerayla gözetim altındalar. Yattıkları yerden tutun, banyolara, tuvaletlere kadar kamera altındalar. Bu psikolojik baskı oluşturuyor. Aynı zamanda da her tarafta ses dinleme cihazları var. “Biri bizi gözetliyor evi” gibi.

Alınteri: Göçmen kadın arkadaşlarınız da vardır mutlaka, onların belli başlı sorunları nelerdir?
Gülhan: Onlar bizden iki kat fazla sömürülüyorlar. Ve çok daha pervasız bir şekilde fuhuşa itiliyorlar. İşveren tecavüz ediyor, başkasına satıyor, gecenin bir yarısı döverek dışarıya atıyor.



Alınteri: Bu örgütlenme mücadelesinde talepleriniz nelerdir?
Gülhan: İnsanca koşullarda yaşamak, can güvenliğimizin sağlanması, sosyal güvencemizin olması, diyebiliriz. En önemli taleplerimiz bunlar.

[Alınteri'nin Ocak 2011 tarihli sayısından alınmıştır]