Yıkıcı öfke dinmiyor

Sistemin kendi geleceğini üzerine kurduğu eğitimli gençlerin işsizliğin pençesinde kıvranması, emekçilerin isyanını tetikledi

DÜNYA
Çarşamba, 19 Ocak 2011 (15 yıl 9 ay önce)

Kapitalizmin krizinin dünya çapında oluşturduğu fay hattının bu kez Kuzey Afrika'da harekete geçmesinin sarsıntıları sürüyor. Halk hareketinin yarattığı basınçla, Cumhurbaşkanı Bin Ali'nin Tunus'u terketmesinin ardından veliahtı konumundaki Muhammed Gannuşi başkanlığında yeni bir hükümet kabinesinin ilan edilmesi de hareketi dizginlemeye yetmedi. Olağanüstü hal uygulaması ve çatışmalar devam ediyor.

Yoksulluk ve özgürlük yoksunluğunun baskıladığı öfkenin Tunus'ta patlamasının etkisi Cezayir, Fas, Mısır, Ürdün, Moritanya, Umman gibi bölge ülkelerinde taşları yerinden oynatan bir hal aldı. Tunus'ta devlet başkanı Bin Ali'nin hükümettte revizyona gitmesine rağmen öfkeyi dindiremeyerek kaçması, bölgenin gerici iktidarlarında, sıranın kimde olduğu şeklindeki tedirginlik ve korkuyu artırdı.

Bir halk deyimiyle konuşacak olursak; “Korkunun ecele faydası yok”. Bunun bilincinde olduklarından taviz vermeye başladılar. Ürdün'de hükümet gıda fiyatlarında indirime gitti. Libya gıdalar üzerindeki vergileri kaldırdı. Fas tahıl fiyatlarındaki artışı durdurmaya soyundu.

Emperyalistler bugüne kadar Tunus'taki yönetimi Kuzey Afrika'da 'laikliğin ve istikrarın' simgesi olarak parlatıyordu. 23 yıllık yönetimini her seferinde yüksek oylarla pekiştiren Cumhurbaşkanı Bin Ali ve partisi Anayasal Demokrat Parti (RCD) AB ve ABD emperyalistlerinin gözdesiydi.

Yetmedi... sokak hareketi 'istikrar'ın dikişlerini patlattı. Sistemin kendi geleceğini üzerine kurduğu eğitimli gençlerin işsizliğin pençesinde kıvranması, neoliberal birikim politikalarının işçi ve emekçilerin yaşamını hallaç pamuğu gibi atması, diplomalı işsizler dinamiği başta olmak üzere emekçilerin isyanını tetikledi. Kapitalizmin kendisine sunduğu geleceksizliği, bedenini ateşe veren Muhammed Bouazizi şahsında kendisiyle özdeşleştiren eğitimli gençlik öfkesini sokağa taşıdı.



Tunus ve bölgeyi saran hareket bu eğitimli gençlik dinamiği üzerine oturuyor. Bu dinamik günümüz kapitalizminde, proletaryanın saflarına giderek daha yığınsal olarak katılan, dolayısıyla işsizler ordusu içerisinde de sayısı giderek genişleyen bir bileşim. İşi olanlar kölece çalışma koşulları ve güvencesizliğin kıskacındalar. Yoksulluğu, özgürlük yoksunluğunu ve gelecek belirsizliğini iliklerinde hissediyorlar. Kendilerine bunu sunan sisteme, iktidarlara karşı öfke yüklüler.

Bu sadece Kuzey Afrika'da değil, kölece çalışma ve yaşam koşullarının dayatıldığı, en iyi durumda geçici ve güvencesiz işlerde istihdam edildikleri dünyanın tüm ülkelerinde durum böyle. Özellikle AB ülkelerinde bir dönem yakalanan göreceli hak genişliğinin sağladığı “iş güvencesi” dönemi kapandı artık. Kazanılmış hakların tırpanlandığı, emek gücü istihdamının esnekleştirildiği, işgücü maliyetinin diplere bastırıldığı, işsizliğin çığrından çıktığı kapitalizmin krizinin derinleştiği koşullarda, geleceğine konulan ipoteğin farkına varan eğitimli gençlik dinamiğinin öfkesi birçok yerde hareketi tetikliyor. Yakın zamanda Yunanistan'da, İspanya'da başka birçok yerde bu dinamik kendisini hissettirdi. Şimdi Kuzey Afrika ülkeleri yangın yeri!.. Mağripliler isyanda.



İşsiz, işçi gençliğin örgütlenme ve harekete geçmede daha hızlı davranmalarında eğitimli olmanın, farklı diller ve teknolojik iletişim araçlarını kullanma yeteneklerinin gelişkinliği de belirleyici oluyor. Haberleşme ve mobilize olma, seslerini dünyanın birçok yerine ulaştırmakta sıkıntı yaşamıyorlar. Yıkıcı öfke harekete geçtiğinde rejimleri sallıyorlar.

Bu hareketin en büyük boşluğuysa dikey bir örgütlenmeden yoksunluğudur. Kurdukları yatay ağlarla çok hızlı mobilize olabilirlerken, öfkelerini sokağa taşımada gelişkin bir dinamizm sergilerlerken, kapitalizmin sınırlarını aşan bir gelecek, sosyalizm ufkuna sahip örgütlenmelerden yoksunlar. Bu ciddi bir önderlik boşluğuna işaret ediyor. Kapitalizmin krizinin sarsıntılarının, öfke patlamalarının, kendiliğinden ve yatay şekillenen geniş kitle hareketlerinin içerisinden, onunla ilişki içerisinde şekillenecek bir komünist öncülük olmadığı sürece, “kötü yönetim”ler değişse de özel mülkiyet düzeni kapitalizmin parçalanma şansı olmayacak.

Bu arayışların içerisinden işçi sınıfı ve emek hareketi kendisine ya bir yol açacak, ya da bir yol açacak!..