Kardeşimin sınava gireceği okulun bahçesinde sınav saatini bekliyorum. Beklerken dikkatimi birkaç şey çekiyor
Sistemin bize reva gördüğü günlerinden biri daha yaşanıyor bugün. Üç sene evvel yaşadığım stresin aynısı yaşıyor bugün kardeşim ve milyonu aşkın genç beyinler..
Bu düzenin çarkını hesaplıyor milyonlarca genç bugün. Üniversite sınavı diyorum, çünkü bu sınava yakıştırılan adların hiçbir önemi yok. Bu sınava birçok ad konuldu ÖYS, ÖSS, LYS, DGS... ama sistem, bu bozuk düzen, kapitalist çark amacını değiştirmedi... Sınavda çıkan soruların kapasitesinin yetmediği, tonlarca para döktüğümüz devlet okulları yetersiz kalıyor bu sınav için. Özel okullara, dershanelere aralanıyor bu düzenin kapıları.
Kardeşimin sınava gireceği okulun bahçesinde sınav saatini bekliyorum. Beklerken dikkatimi birkaç şey çekiyor. Bir amca 45-50 yaşlarında, umarsız yorulmuş tekrarlayan sistemden. Kızı içeri girer girmez açıp bulmacasını çözüp iddia oynuyor. Anlaşılır bir şekilde futbolcuları, maçları değerlendiriyor bakışları, jest ve mimikleriyle.
Bir an kafamı çeviriyorum bir çift görüyorum. Onlar da kızlarını getirmişler sınava, kalabalık bir şekilde. Hemen çantalarında hazır beklettikleri dua kitaplarını çıkarıp okuyup, üflemeye başlıyorlar. Sonra bir çift daha çekiyor dikkatimi, belli ki memurlar. Kaygılıl ama belli etmemeye çalışıyorlar. "Ne var sanki biz de girdik bu sınavlara, olmazsa seneye..." diyorlar. Kapitalist çarkın hızlı dönüşleri onları da sersemletmiş, duyarsızlaştırmış...
Kardeşimle oturduğum masaya orta yaşlı bir çift yaklaşıyor: "Hadi kzım içeri girmeye başladılar, suyunun kabını sök, kimliğini al, giriş belgeni al, haydi saat çeyrek geçiyor!". Heyecanlanmıyor değiliz. Kardeşim sakin, onunla okula gelmeden önce kısa bir sohbet gerçekleştirmiştik. Ona geleceği, geleceğimiz ve döktüğümüz her damla alınteri için, işçi ve emekçi anne babası ve babalar için, onurlu bir yaşam için kendisine güvenmesini söylemiştim. Gayet huzurlu ve sakindi. Sonra şu an yaşadıklarımız, gözlemlediklerimizi anımsıyorum. İddia oynayan amca, dua eden teyzeler... Umutları nelere, kimlere bağlanmış diyorum. Amcayı suçlayamıyorum. Bir an aklımdan; 'acaba iddiada iyi bir puan tuturursa kızını daha iyi yerlerde okutmayı mı düşünüyor. O kadar alışmış ki' diyorum, 'kendini tekrar eden sisteme, bir kere daha denesin sistem, ben de bir kere daha denerim m'i diyor. Teyzeler; 'biz çok yardımcı olduk zaten, elimizden geleni yaptık, meleklerden yardım isteyelim belki duyarlar' diye mi düşünüyor.
Sonra kendi annem geliyor aklıma. O bu sistemi iyi tanıyor. En çok da onu yenmek için bu sınavın kazanılmasını istiyor. Bu sınav için bankaya ödediği paraların, alınterinin hakkını bırakmak istemiyor bu sistemin yanına. Onurlu bir yaşam, gelecek için bizleri ve nice gençleri boyuneğmez görmek istediği için kazanılmasını istiyor bu sınavın. Hayatımızı kendi hazırladıkları sınavlardan geçirip, not verenlere cevap olmak istiyor bir yerde, her emekçi gibi. Bizi sınavlardan sınavlara sürükleyenlerle hesaplaşmak... sokakta, okulda, Libya'da, Mısır'da, metalde, taşeronda...
Bizler işçi ve emekçiler olarak bazı sınavlardan kaldık, bazılarından geçtik. Ama en önemlisi sınavlara girmekten korkmadık, bizler de sınav olduk meydanlarda kapitalistlere.. Bizi sınava tabi tutanlara cevap olduk Newrozlarda, grevlerde, sokaklarda, meydanlarda.... Şimdi de 1 Mayıs'ta sokağa, meydanlara cevap olmaya...
[Adana'dan bir Alınteri okuru]