Gün alınterinin

1 Mayıs meydanlarında bir yükselişin sağlanabilmesi, net bir kavrayış, her bir alan faaliyetinde ilerleme ve toplamda sinerji yaratacak...

GÜNCEL
Çarşamba, 19 Nisan 2006 (20 yıl 6 ay önce)

1 Mayıs alanları sınıf çalışması ve mücadelesinde bir yıllık gelişmenin özetidir. Her bir kortejdeki kitlesellik, görsellik, canlılık, disiplin düzeyi, belli yönleriyle sürecin nabzını da tutar. Yine de bu tür geleneksel ve bazıları sanal istatistik olimpiyatları gibi cılkı çıkartılmış göstergeler, iç dinamikleri tam olarak belirginleştiremez.

Nicel gelişme, nitel ölçütlerle birlikte gerçek anlamını kazanır: 1 Mayıs, öncesi ve sonrası ile belli bir stratejik-taktik hat içerisinden mi örgütlenmektedir? Öncesi ve sonrasıyla ısrarlı bir yönelimin bir halkası mıdır? İstikrar ve örgünlük kazanmaya başlamış alan çalışmaları ve açılımları üzerinde mi yükselmektedir? Alan çalışmalarına “geri dönüşü” olacak mıdır?

Gündelik dilde, yılların eskitemediği “1 Mayısı 2 Mayısa taşımak” sorusunun yanıtı ancak bu eksende verilebilir. “Kendinde 1 Mayıs” ile “sınıf çalışması ve mücadelesinin ilerletilmesi için 1 Mayıs” arasındaki ayrım buradadır.

“Kendinde 1 Mayıs” şudur: Çevre çeperin 1 Mayıs’ta toplanması kuşkusuz anlamlı bir gelenektir. Son bir iki haftaya sıkıştırılmış bir çalışmayla nisbi bir yeni kitle de taşınır. Lakin heyhat! Belli bir hat üzerinde ısrarlı bir çabası olmayan hareket, yönsüz ve dağılgandır. İlkel ve amatör çalışma tarzının dalgacılığı, sınıf hareketinin durgunluğu derken, geriye bir hoş seda kalır!

“Sınıf çalışması ve mücadelesinin ilerletilmesi için 1 Mayıs” başkadır: Bir gelecek perspektifi ortaya konmuş ve sınıfın içinden öncü güçlerinin örgütlenmesinde, eğitilmesinde, dönüştürülmesinde kendi içinde sıçramalı bir adım daha atılmıştır. 1 Mayıs meydanlarında bir yükselişin sağlanabilmesi, net bir kavrayış, her bir alan faaliyetinde ilerleme ve toplamda sinerji yaratacak bir örgütlenme/örgütleme becerisine bağlıdır.

Güç toplama taktiğini, yeni ve daha yüksek bir mücadele düzlemine doğru içsel bir farklılaşma süreciyle birlikte yürütüyoruz. Aynı şey işçi sınıfı için de geçerlidir. Yeni mücadele düzlemine doğru geçiş, sınıfın içinden oluşturulacak öncü güçlerle, sınıf hareketinin bütününde bir içsel dönüşümle gerçekleşecektir. Kolektif İşçi Bilinci perspektifimiz, bunun bir çırpıda giderilmesi mümkün olmayan zorlukları kadar temel dinamiklerini de ortaya koymaktadır. Sınıfa yeni ve daha yüksek bir yönelim içerisinden, her günkü istikrarlı çabayı sıçrama dinamikleri ve etkin güç toplama momentleri ile birleştiren, daha örgün bir çalışmadır bu.

Ön Hazırlık Kurultayı, 5 Kuşaktan İşçiler Buluşuyor etkinliği, Söz Alınterinin Kurultayı, bu yönelimin serpilip gelişen bazı halkalarıydı. Özellikle sonuncusunda, en azından bir dizi önemli işçi alanında, daha örgütlü ve istikrarlı alan çalışmalarının gelip eşiğine dayandık. Öncü işçi kurullarının örgütlenme çalışmaları, Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Hayır kampanyasının kitle dinamiklerine taşınmasıyla birlikte, şimdi bu eşiğin basamaklarını tırmanıyor. 2006 1 Mayısı ve 15-16 Haziranını, alanların içinden işçilerle birlikte örgütlemeye, alan içi öncü güçlerin oluşturulmasına bir adım, bir adım daha!

Pratik sınıf çalışmasında yeni bir düzleme doğru farklılaşmanın bazı unsurları, aynı zamanda 1 Mayıs çalışmasının da başarı ölçütleridir:
1- Sınıf çalışmasının sınıfın içinden kazanılan güçlerle yürütülmesi. Her işçi ilişkisinin kendi işyerinden başlayarak alanına yöneliminin ve alanında etkinleşmesinin sağlanması.
2- İşçilerin aileleri ve doğal çevreleriyle birlikte örgütlenmesine yönelim. Ailelerinin ve çevrelerinin katılımının sağlanması.
3- Belli bir örgütlenme, örgütçülük ve mücadele deneyimine ve azmine sahip orta yaşlı öncü işçilere özel yönelim. Genç işçi kuşakları içerisinde de deneyimsizliğine karşın kavrayışı, arayışı, enerjisi ve girişkenliği ile doğal öncü potansiyeline sahip işçilerin ayrımsanması ve özel yönelim.

4- Alan çalışlamalarının tekil ve dağınık ilişkiler üzerinden değil, alanların içinden ısrarlı bir örüntü ve yoğunluklar kazandırılarak yürütülmesi.
5- Alan çalışmalarının gelişigüzel ve genelgeçer tarzda değil, hedeflendirilerek, hedefler doğrultusunda alan içi güçleri ısrarla dönüştürerek, belli bir işyerini, sektörü, bölgeyi, kesimi bütünden hareketlendirmeye ve örgütlemeye dönük iç bağıntılar ve dinamikler üzerinden yürütülmesi.
6- Her türlü faaliyet, toplantı, etkinlik ve eylemin örgütlenişinin, daha kapsayıcı, “aşağıya doğru genişleyen halkalar” halinde, tüm işçilerin katılım ve inisiyatifini geliştirici biçimde yürütülmesi.
7- Bunun için, hepsinden ve her şeyden önemli ve öncelikli olan, yapılacak her işin içeriklendirilmesi, kavratılması. Nasıl bir bütünün parçasıdır, nasıl bir yönelimin halkasıdır, yapıldığında sınıfa, bize, yapana ne kazandıracak? Örneğin Öncü İşçi Kurulları çalışmaları, perspektif (kolektif işçi bilinci) ve somut içerik (kölece çalışmaya ve kölece yaşamaya hayır! kampanyası, ve onun bütünde ve yerel özgülünde öne çıkan halkarı…) kavrayışından, kurulların sınıf öncülüğü ve hareketinde iç içe nasıl bir ihtiyaç ve aşamanın çözüm dinamiği olduğundan başlar. Teknik işleyiş ve biçim konuları bu temelde pratik çözüme kavuşturulur. Temel kademeler kadar en basit ve teknik görünümlü işler de böyle ele alınmalıdır. İnsanı insan yapan eylemini ve yararlı sonuçlarını önceden kafasında tasarlayabilmesi ve bu temelde, süreçte ortaya çıkacak sorunları da çözerek dinamik bir tarzda sonuca gitme yeteneğidir. Bu yeteneğin geliştirilmesi sınıf çalışmasının geliştirilmesinin de temelidir.

1 Mayıslar doğal olarak öne çıkan siyasal-sendikal gündemlerle içeriklenir. Emperyalizmin Ortadoğu’da yeni saldırganlık arayışları ve işbirlikçi burjuvazinin taşeron yayılmacılık eğilimleri, şovenizmin körüklenmesi ve Kürt halkına linç histerileri, kirli savaş uygulamaları, Meclise getirilen terörle mücadele ve genel sağlık sigortası yasa tasarıları, 2006 1 Mayısı’nın öne çıkan gündemlerini oluşturuyor. Ne var ki salt tepkisini ifade etmekle sınırlı bir 1 Mayıs, sendika bürokratlarının “doldur boşalt” mitinglerinden özünde pek farklılaşmış olmaz. Devrimci 1 Mayıs öncesi ve sonrası ile kitlelerin hareketlenmesi doğrultusunda bir adım olmalıdır. Sloganlar ve talepler tüm işçi ve aktivistlere önceden kavratılmalı, pratik mücadele bilinç ve iradesinin ifadesi haline gelmelidir.

1 Mayıs ve GSS
“Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasa Tasarısı”, İş Yasası ile birlikte bugune kadarki en büyük sosyal yıkım saldırısıdır. Sağlık ve emeklilik hakkını adeta toptan gaspetmekte, emekli ve memur maaşlarının indirilmesini, asgari ücretten bile 64 YTL sağlık sigortası kesintisi yapılmasını, her tedavide ayrıca fahiş “katkı payı” alınmasını, ağır hastalıkların sigorta kapsamının dışına çıkartılmasını öngörüyor. Yasaya karşı sendikalı kesimlerden başlayarak yaygınlaşan tedirginlik ve tepkilere karşın, sendika patronları bunu en geri düzeyde tutmaya çalışıyorlar. Sınırları uzaktan yakından zorlamadan, yasayı bir kaç rötuşla geçirme çizgisi izliyorlar. Geleneksel sendikal hareketin, önceki yenilgilerden cesareti kırılmış tabanında ise artan tedirginliğe karşın bu yasanın da engellenemeyeceği karamsarlığı halen baskın. Yasa diğer taraftan, işçisi, memuru, emeklisi, emekçi kadını, öğrencisi ile yığınsal ve birleşik mücadeleye güçlenen bir zemin sunan ve her durum ve koşulda toplumsal kriz dinamiklerini derinleştirecek bir kapsama sahip. Tekrar vurgulayalım: Son derece daralmış ve kırılganlaşmış sınıf mücadelesi tabanını canlandırmak, genişletmek ve yığınsallaştırmak için ısrarla bu dinamiğe yüklenilmelidir. Sendikal tabanı ve kitleleri mücadeleye cesaretlendirecek tek şey, son derece ısrarlı bir ajitasyon ve eylem çizgisidir. Bir kaç bildiri, imza kampanyası ve sembolik eylem ile kesitsel kalacak bir faaliyetin bu bahiste kendi başına fazla bir etkisi olmaz. 1 Mayıs arifesinde, işçi havzalarında iş giriş çıkışlarında, semtlerde, okullarda başlatılacak eylemli kitle ajitasyonu, 1 Mayıs meydanlarında yoğunlaştırılmalı, kitlesel irade beyanına dönüştürülmelidir. Pilot alanlarda sonrasında da kitleleri hareketlendirmeye dönük ön açıcı, ısrarlı çaba sürdürülmelidir.

1 Mayıs ve TMY
“İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği”, 1 Mayıs’ın temeline yerleştirilmelidir. Yeni Terörle Mücadele Yasa Tasarısı, “terör” kavramının kapsamına, kitlesel grev ve direniş hareketlerini dahil etmektedir: “a) Halkı aşırı düzeyde korkutmak, b) Kamu kuruluşlarını ya da uluslararası kurumları ortadan kaldırmayı amaçlamak, c) Bir ülkenin ya da uluslararası kurumun siyasal, anayasal, ekonomik ya da sosyal yapısının istikrarını bozmak/istikrarsızlaştırmak ya da yıkmak terörizmdir”. Buna göre örneğin, NATO, İMF, AB veya DTÖ’ye karşı, hükümetin istifası için ya da üretimi fiili olarak durduran her hangi bir grev ve direniş hareketi “terör” sayılabilecektir! Bu, her türlü toplumsal çelişki ve çatışmayı sisteme dışsal, bir takım şeytani bozguncuların ürünü sayan burjuva ideolojisinin mantıki sonucudur. Tek fark, giderek büyüyen her türlü toplumsal ihtiyacın artık alenen de sisteme dışsal ilan edilmesi ve “terör” kapsamına sokulmak istenmesidir. Terörist ilan edilen yalnızca Kürt halkı değil, “toplumsal ihtiyaçlarıyla insan”dır, tüm işçiler ve emekçilerdir. 1 Mayıs, çalışmalarında bu fikri güçlü biçimde işlemeliyiz.

Ufuk Çizgisi, sayı:36