Stajyer avukatlardan açıklama

Hukuk piyasalaşıyor, avukatlar "hukuk işçisi" oluyor diyen avukatlar hukukçular sendikasının ve dayanışma sand...

GÜNCEL
Çarşamba, 19 Nisan 2006 (20 yıl 6 ay önce)

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi Stajyer Avukatlar Komisyonu yaptığı bir açıklamayala Avukatlık Sınavı ile geleceksizleştirildiklerini ifade ettiler. Neoliberal saldırılarla hukukun tekelleştiği-piyasalaştığı ve avukatların da "hukuk işçisi" haline gelmeye başladığını ifade eden stajyer avukatlar çeşitli çözüm önerilerinin yanısıra bir dayanışma sandığının ve hukukçular sendikasının kurulması gerektiğini belirtiler. Açıklamayı yayınlıyoruz:

STAJYER AVUKATLAR GELECEKSIZLEŞTIRILIYOR

Tüm uyarılarımıza rağmen avukat stajyerlerine, gittikçe daha ağır külfetler yüklenerek var olan tüm sorunları kanıksatılıyor. Dilimizden hiç düşmeyen staj kaydiyesi, banka kredisine dönüşen staj kredisi, ruhsatname kesenekleri, faizli-zamlı baro aidatları ve tüm bu aşamalar boyunca sigortasız, güvencesiz, ucuz işgücünü karşılama çaresizliğimiz hali hazırda sıkıştırıldığımız cendereyi izaha yetmekteydi. Bunların üzerine bir de Avukatlık Sınavı önümüze sürülerek mesleği yapma hakkımız tümüyle elimizden alınıyor.

Nasıl mı?
Avukatların ekonomik ve sosyal sorunlarının nedeni olarak yalnızca nicelik birikimini bulan anlayış, bu denklemin doğal sonucu olarak “eleme” yaklaşımını meşrulaştırmaya çalışıyor.

Diğer bir deyişle “Avukatlar işsizleşiyor ve yoksullaşıyor, çünkü önüne gelen avukat oluyor” biçiminde kabaca özetlenen sorun, “bu durumda güçlüler ayakta kalsın” felsefesinin süslenmiş şekli olan Avukatlık Sınavı ile “çözümleniyor”.

Düzenleniş biçimiyle Avukatlık Sınavı neden çözüm olamaz?
Avukatlık, bağımsız savunmayı serbestçe temsil etme mesleğidir (Avukatlık Kanunu md. 1).

O halde avukat, yargının gelişimine bilfiil müdahale edecek, hukuk nosyonu ve pratiği açısından kendisini sürekli geliştirecek, muhakemeyi ve sonucunu aktif olarak belirlemeye çalışacaktır. Tüm bunlar için fikri bağımsızlığı gerekecektir.

Peki Avukatlık Kanunu'nun 28-31. maddelerinde düzenlenen haliyle ÖSYM tarafından uygulanacak test yöntemli bir sınav, bu yeterliği ölçmeye elverişli midir? Hayır!

Test Yöntemi Neyi Ölçer?
Test yöntemi ya da diğe adıyla “çoktan seçmeli” sınav yöntemi, daha çok pozitif bilimlerde uygulanan ve böyle uygulanması az çok makul olan bir yöntemdir. Çümkü pozitif bilimlerde 2x2=4'dür.

Sosyal bilimler alanında ise, toplum bilimlerine, yönetim anlayışlarına ve çağlara göre çok çeşitli görünümler altında normatif ve değişken belirlemeler esastır.

Bilim olup olmadığı tartışmalı olan Hukuk alanındaysa bu değişkenlik bir kat daha artar. Aynı ideolojik şekilleniş ve siyasal yapılanmaya sahip olmalarına rağmen batı ülkelerinin hukuklarının dahi bire bir örtüştüğünü söylemek zordur.

Aynı ülkenin, aynı kanunun aynı hükmünün mahkemeden mahkemeye farklı yorumlanması, keza farklı yorumlamaları gidermek üzere hukukun “içtihadı birleştirme” olgusunu geliştirmesi yukarıda anlattıklarımızı somutlar sanıyoruz.

Üstelik avukat, içtihadı birleştirme kararını da doğru bulmak zorunda olmadığı gibi değişen koşullarda yeni içtihatlar oluşturulması için de çaba sarf eder.

Bu Haliyle Avukatlık Sınavı Neyi Ölçer?
Bizatihi Avukatlık Kanunu'nun 30. maddesi ile Avukatlık Sınavının amacı “stajyer meslek kuralları bilgisi ile hukuk ilkelerini ve mevzuat hükümlerini olaylara uygulama yeterliliğini değerlendirmek” şeklinde açıklamıştır.

Meslek kuralları ve ilkeleri, değişken hukuk felsefesinin ve etik felsefesinin konusu olup test yöntemiyle ölçülemeyeceği açıktır.

Hükümleri olaylara uygulayabilme yeterliliği ise, bilfiil uygulamaya katılmayı ve pratiği görme şansını, kısaca tecrübeyi gerektirir.

Bu durumda, çoktan seçmeli yöntemle ölçülebilecek olan nedir?

Normun ezberlenmesi, kararlaştırılmış kuralların ezberlenmesi... Avukatın tektipleşmesi...

Bu ölçüyü kriter almak ise avukatın fikri bağımsızlığını değil geliştirmek, yok saymaktır.

Kaldı ki usul kuralları ve mevzuat bilgimiz, ülkemizin hukuk fakülteleri tarafından hali hazırda ölçülmüş durumdadır. Öyle ki hukuk diploması alabilmek alabilmek için her birimiz en iyi ihtimalle dört sene dirsek çürüttük. Bu durumdaAvukatlık sınavını çıkaranlar, adeta hukuk fakültelerine “siz hukukçu yetiştiremiyorsunuz” demektedirler.

Sonuç olarak; ezbere bilginin ölçülmesi, mesleği çoğunlukla iki kere ikinin dört ettiği kanıtıyla yetinmemek olan avukatlığın niteliğini ve yeterliğini, avukat olup olmamayı belirleyemez. Keza avukat, karşısına çıkan sorunu önüne konulan seçeneklerle değil, bir çok değişik yol ile çözebilen, hatta yer yer kendi seçeneğini yaratabilen kişidir.

Sınav, Akademik bir olgudur
Avukatlık Kanunu'na göre sınav TBB tarafından ÖSMY'ye yaptırılacaktır.

Peki TBB'nin akademik nosyonu, pedagojik yeterliliği ya da statüsü var mıdır?

Başka bir deyişle, avukat avukatın meslek bilgisini sınayabilmeli midir?

Daha trajik olanı, adayları üniversiteye yerleştirme yeterliliği tartışmalı olan, başarı ölçeği ÖSS'ye giren yurttaşların ancak %10'nun sınavı kazanması olan ÖSYM, hukuk bilgisini ölçmeye muktedir midir?

Buna yakın niceliktebir başarı oranının hasbelkader Avukatlık Sınavına yansıdığını düşünürsek, sınırlandırılan dört sene içinde sınavı kazanamayanların durumu ne olacaktır?

Hatta, stajını bitirip sınavı bekleyen kişinin sıfatı ne olacaktır? Biz söyleyelim: Aday Avukat...

Aday Avukat değiliz. Hukuk Fakültesini ve Avukatlık stajını bitirdiğimiz anda avukat olmamız Müktesap Hakkımızdır.

Avukatlık Sınavı düzenleniş biçimiyle ölçmeyi değil, elemeyi amaçlamaktadır. Bunu getireceği açıktır. Bu nedenlerle avukatlık sınavı, ne mesleğin, ne de stajyer avukatlığın sorunlarını çözmeyeceği gibi yeni ve daha büyük sorunlar ortaya çıkaracaktır.

Avukatlık Sınavının Asıl Nedeni Nedir?
Bireyler ve topluluklar arası ilişkilerin şekillenmesindeki işlevi ve önemi ortada olan mesleğimiz bugün sağlıklı bir zemine oturabilmiş mi, işlevselliğini yerine getirebilecek araç ve koşullarla yeterince donatılmış mı? Bu sorulara olumlu cevaplar vermek ne yazık ki mümkün olamıyor.

Meslektaşlar, özellikle de stajyer avukatlar ekonomik ve sosyal güvencelerden büyük oranda yoksun durumda.

Bir taraftan, hukuk fakültelerinin ihtiyaçtan fazla olması ve eğitimin yetersizliği, avukatlık mesleğine başlama ön zeminini hazırlaması itibariyle önem derecesi yüksek olan staj aşamasının bu önemine rağmen stajyerlerin olanaksızlıkları ve karşılamak zorunda kaldıkları maddi külfetler; diğer taraftan Adalet Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliği'nin, avukatlar ve stajyerler üzerindeki vesayetlerini arttırması sonucunda mesleğin bağımsızlığının ve toplumsal saygınlığının azalması söz konusudur.

Bu olumsuzlukların yanısıra, küreselleşme nedeniyle mesleğimizin kamusal yanı gittikçe yok olmakta, avukatlık meslek ilke ve kuralları yerini rekabet ilke ve kurallarına bırakmaktadır. Arz-talep kriterleriyle piyasalaşan avukatlık, savunma hakkının korunması ve geliştirilmesine ters oranla şirketleşen-tekelleşen bir tacirlik mesleğine dönüşüyor. Bu durumda hak arama idesi, “para arama” zorundalığı ile bütünleşiyor. Özetle Avukatlık, nerede ise yargı içinde bir memuriyete dönüştürülme çabalarının konusu haline geliyor.

Oysa Havana Kurallarına göre savunma hakkı, ekonomik gerekçelerle şekillendirilemez-sınırlandırılamaz.

Bu anlayışla, avukatlık kotasını savunanlar, iş kabulünde kıdem şartını gerekli bulanlar, stajyerleri ve genç avukatları yoksulluk-işsizlik cehenneminde kendi kaderlerine terk edenler, avukatlık sınavında çıkarı olanlardır. Meslek alanını paylaşılacak bir pasta olarak görenler, pastadan alacakları payın küçülmesine engel olmak amacıyla elemeyi savunmaktadırlar. Çokça zikrettikleri batı ülkelerinde bile olmayan toplam 6 sınav hakkı sınırlaması getirilmesi de bu eleme ısrarına delalettir. Tüm bu uygulamaların hayata geçirilmesiyle piyasadaki avukat sayısı azaltılmış olacaktır.

Avukatlık sınavının önerilmesinin bir diğer nedeni de, sayıları gittikçe artan bağımlı avukatların yanı sıra, bu sınavı kazanamayanların da şirketleşmekte olan avukatlık bürolarının ucuz işgücü ihtiyacını karşılayacak “hukuk işçisi” olarak kalmalarının gerekli bulunmasıdır.

Kaldı ki hukukun tekelleşmesi-piyasalaşması sorunsalı çözülmedikçe, hasbelkader Avukatlık Sınavını kazananların da gelecekleri belirsizdir. Kısacası bu sınavın kazananı olmayacaktır.

Asıl Çözümler Nelerdir?
Öncelikle staj aşamasının verimliliği ve yeterliliği tartışılmalıdır.

Asıl çözüm ise stajyerleri de kapsayacak şekilde kolektif meslektaş dayanışmasının geliştirilmesidir.

Baroların, mesleğin hak ve çıkarlarını, meslektaşların bağımsızlığını siyasi iktidar karşısında koruyacak, haklarımızı alacak etkin, çağdaş, mücadeleci meslek örgütleri haline gelmesidir.

Hukuk fakültelerinin kuruluşunda, yenilerinin açılmasında, eğitimin kalitesinin yükseltilmesinde söz sahibi, yetkili, denetleyici baro yönetimlerinin oluşmasıdır.

Hukukun bir işkolu olduğu gerçeğinden hareketle, mesleğin ekonomik sosyal-kültürel sorunların çözümü için güçlü araç olan sendikalaşmanın sağlanmasıdır.

Ekonomik paylaşımı sağlamak üzere gelir oranında ödenti ve kar dağıtımlarından oluşan gerçek dayanışma sandıklarının kurulmasıdır.

Adli yardım sisteminin geliştirilmesidir.

SSK'lı çalışan avukatlar için asgari ücret tarifesinin uygulanmasının sağlanması ve bunun denetlenmesidir.

Hukuksal yardımı zorunlu kılan ancak emek gücünü karşılamayan CMK Avukatlığı'nın ücretlerinin yeterli ve zamanında ödenmesi için örgütlendirilmesinde, başta barolar olarak mücadele edilmesindedir.

Her şekilde bağımlı çalışan Kamu Avukatlarının, özel kuruluş avukatlarının, SSK'lı avukatların ve CMK avukatlarının toplu sözleşmeye kavuşturulmasıdır.

Özetle;
Düzenlenen şekliyle Avukatlık Sınavının, mesleğin sorunlarını çözmeyip, sorunlar bahane edilerek meslekte tekelleşmeyi, elenenlerin yok oluşunu getireceğini görüyoruz.

Arkasında yatan düşünce sistemiyle ölüm gösterilip, kansere razı edilmek istendiğimizi düşünüyoruz. Oysa zamanında müdahale ile kanser hastalığı tedavi edilebilir.

Bu nedenle ilk yapılması gereken; Avukatlık Kanunu'nun avukatlık sınavı ile ilgili hükümleri düzenleyen 28, 29, 30, 31. maddeleri çıkartılacak yeni yasa ile yürürlükten kaldırılmalıdır. Bu gerçekleşinceye kadar ise TBB, ÖSYM ile imzaladığı protokolü iptal etmeli ve sınava dair çıkardığı yönetmeliği geri çekerek yasanın bu maddelerini kadük hale sokmalıdır.

Radikal çözümleri savunduğunu iddia eden sınav yanlıları da dahil bütün kesimlere, sorunları sonuştan değil, kökünden çözecek yukarıdaki radikal çözümleri hayata geçirmeye çağırıyoruz.

Ve son olarak, Avukatlık Sınavının geliştiricileri ve uygulayıcılarına; Sorunlarımızın çözümünde yer almasanız da, bırakınız ayakta kalma şansımız olsun. Yeni sorunlar yaratmayınız.

Biz bu sınavı daha önce durdurduk. Şimdi neden olmasın?

Çağdaş Hukuçular Derneği Ankara Şubesi
STAJYER AVUKATLAR KOMISYONU