1 Mayıs'ta DPG saflarına!

Parasız, anadilde, bilimsel eğitim istiyorsan, Kürdistan'da işgalci, Ortadoğu'da katliama ortak olmak istemiyorsan...

GENÇLİK
Perşembe, 28 Nisan 2011 (15 yıl 5 ay önce)

Merhaba arkadaşlar,

İşçilerin, emekçilerin ve sömürülenlerin mücadele günü olan 1 Mayıs hızla yaklaşıyor. Başta okullarımızın, ülkemizin ve dünyanın gündemi oldukça sıcak!

Darbecileri yargılamak iddiasındaki sermayenin AKP iktidarı, baskı ve zulmünü her geçen gün daha da arttırıyor.

Ergenekon adı altında yürütülen soruşturma, her geçen gün daha da trajikomik bir hal almaya başladı. Kenan EVREN'den tutun da 12 Eylül döneminin bütün darbeci generalleri, '90'lı yılların meşhur işkencecileri, Mehmet AĞAR gibi çete elebaşları dışarıda fink atarken, ibre iktidar savaşının çete reislerinden muhaliflere, devrimci ve demokratlara döndü. Operasyonların son tutuklularına dönüp bir bakmak hatırlatıcı olabilir. Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı, Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP) sözcüleri ve son olarak da gazeteciler Nedim ŞENER ve Ahmet ŞIK!

Savaş Seferberliği!!!

Son gelişmeler ise “One minute” çıkışının kofluğunu kanıtlar cinsten. Ortadoğu'da ezilen halklar baskıcı rejimlere karşı bir bir ayaklanıyorlar. Tunus'ta bir diplomalı işsizin kendini ateşe vermesi fitili ateşleyen olay oldu. İsyan ve ayaklanmalar ardı ardına patlak verdi. Dünyanın patronları da bu duruma seyirci kalmadı elbet. 2003 Mart ayında Irak'a girip “özgürlük” getirenler bu kez 2011 Mart ayında Libya'dalar. Bakalım buraya ne kadar “demokrasi” taşıyabilecekler.

Bölge yeraltı ve yerüstü zenginlikleriyle bakir bir yatırım cenneti. Bunu fırsat bilen “büyük” güçler ise yine/yeni bir savaş ve işgal ile oradalar. Ne kan akıtmaya ne de sömürmeye doyuyorlar. Tayyip Erdoğan ve diğer düzen partileri ise “Kaddafi de çok sert canım, ama işgale de gerek yoktu”
gibisinden bir üslupla ne şişi ne kebabı tehlikeye atarak, kıvırma “sanat”ının tüm inceliklerini sergilerken Arap dünyasının “kahramanı” Tayyip Erdoğan, 5 savaş gemisini Libya'ya yollamıştı bile. İkinci “one munite” çıkışının kofluğunun ortaya çıkması ise bu kadar bile uzun sürmedi. Avrupa parlamentosunda “Ülkemdeki azınlıkların garantörü benim” diyenler Kürt ulusal hareketinin sözcülerine parlamentoda bile yer vermek istemediler. Oluşan tepkiyi ise faşizmin bütün somutluğu ile engellemeye çalıştılar. Ancak direnen Kürt halkı, can bedeli ödeyerek de olsa kazanımını elde etti ve devleti geri adım atmak zorunda bıraktı. Unutmayalım ki her ulus kendi kaderini tayin etme hakkına sahiptir. Demokrasi taşıma bahanesiyle bir ülkeyi işgal etmek insanlık suçudur. Zaten Irak'ta taşıma su ile dönen değirmenin nasıl çalıştığını hala görmekteyiz.

Ya okullar!!!


Okullarımızda durum ne? Geçtiğimiz referandumun hatırına bu sene har(a)çlarımıza büyük zamlar gelmedi ancak halihazırdaki miktarlar bile paralı eğitimin bir ürünü. YÖK okullarımızda “güvenlik” sağlama adına sivil polisler için alan istedi.

Rektörlerde bunu kayıtsız şartsız kabul etti. Biz bu polislerin kimi kimden koruduğunu ya da kimin güvenliğini sağladığınıanlayamadık. Ya siz? Tayyip Erdoğan, kendi önünde el pençe divan duracak olan rektörleri Dolmabahçe'de topladı, Biz de, bizlerle ilgili alınan kararlarda temsiliyetimizin olması gerektiğini söyledik, protesto ettik. Sonuç, karnındaki bebeğini yitirmiş bir anne adayı, biri ağır onlarca yaralı, plastik mermiler, sayısız gaz bombası, tazyikli su... Protestolarımızı Ankara'da sürdürdük.

ODTÜ'de üzerimize 30 ton su sıkıldı, yılmadık! Korktular toplantıyı Erzurum'a çektiler, üşenmedik yine oradaydık! Her haklı talebimizi gazla, copla, şiddetle bastırmaya çalıştılar. ÖTK'ların bizi asla temsil edemeyeceğini onlara gösterdik. Şimdi sıra kitlesel, militan bir gençlik hareketi yaratmakta! YÖK-Rektörler işbirliğiyle, sivil kolluk güçlerinin okullarımıza sokulmasıyla ilgili karar Danıştay tarafından durduruldu. Okullarımızın gündemini kızıştıranlara karşı, bizleri tahrik, taciz eden ve fişleyen sivil kolluk güçlerini okullarımızdan atma zamanı gelmiştir de geçiyordur bile.

Neden mi?


Çünkü; en temel hakkımız olan eğitimi parasız almak istiyoruz, okumak için inşaatlardan düşüp ölmek, okullarımızın birimlerinde komik ücretlere çalışmak, staj adı altında hayasızca sömürülmek istemiyoruz!

Çünkü; ücretsiz barınma, beslenme ve ulaşım istiyoruz, para verip sağlığımıza zararlı, ne idüğü belirsiz yemeklerden yemeyi, ders saatleri balık istifi yolculuk edip enerjimizin yarısını yollarda harcamayı, sağlıksız ve kalabalık yurtları veya anormal
paralara tek göz evlerde kalmayı istemiyoruz.!

Çünkü; 50/d statüsünde geleceksiz ve güvencesiz çalışmak istemiyoruz!

Çünkü; eğitimini aldığımız halde tekrar tekrar sınavlara tabi tutularak, atama sıralarına girmek istemiyoruz!

Çünkü; Elimizde diplomamız ile işsiz kalmak istemiyoruz!

Çünkü; halkların kardeşliğine inanıyoruz. Kardeşlerimizin ülkelerinde işgalci olmak istemiyoruz!

Çünkü; geleceğimize sahip çıkıyoruz!

ÇÜNKÜ İNSANIZ!!!

Parasız, anadilde ve bilimsel bir eğitim istiyorsan, kardeşlerinin topraklarında işgalci olmak istemiyorsan, okullarda hiçbir
yasal zemini olmayan sivil kolluk güçlerini yaşam alanlarımızdan defetmek istiyorsan, Ortadoğu'da katliama ortak olmak
istemiyorsan; sen de 1 Mayıs Alanı'nda haklarına sahip çık!!!


* 1 Mayıs'ta hakkını aramak için alanlara!

* Devrimci Proleter Gençlik saflarına!

Devrimci Proleter Gençlik