Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Hayır kampanyası çerçevesinde Dudullu İMES sanayi sitesinde imza kampanyası yürüten öncü işçilerin aktarımlarını yayınlıyoruz:
- “İnanıyor musun gerçekten... Bu imzaları toplamakla bir şeyler değişir mi? Değişeceğine inanıyorsan ben bu imzayı atıyım” Goncagül
- Nerden bileceğim sizin niçin topladığınızı, bilmediğim bir şey için imza atamam.”
- “Ben atarım arkadaş bunlar böyle şeylerde yapmasalar bu patron milletinin ………….…onun için ben atarım.”
- “Niçin topluyorsunuz bu imzaları ne olacak?”
- “Niçin topluyorsunuz? İşçi sorunları içinse o zaman hemen atarım imzayı.”
- “Ben atmam kardeşim ben bu işi çok yaptım hiçbir şeyi değişmedi.”
- “Çok iyi şey yapıyorsunuz, ben şurada ileride çalışıyorum.”
Burası İMES, 5 kapısı var ve içerisi cehennem kokuyor, her kapıdan çıkan işçiler bu cehenneme geri dönüp bakmadan uzaklaşır-yakınlaşır. Ve sonra tek başlarına kalmaya başlıyorlar. Rüzgar ezgi olur onlara, hafifçe okşar saçlarını. Belki bir umut, belki bir gelecek, belki iyi bir koşul için bize yaklaşmaktalar. Kaleme dokunan eller bize yabancı olmayan eller, kanamış, uzun yara çizikleri ve sarılı parmaklar. Tellere asılmış pankarta bakarak önce okuyorlar, pankartta büyük puntolarla “Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Hayır” yazılı. İMES A-Kapısı'nın hemen yanında standayız. Kendilerine yabancı olmayan o “köle” sloganını “İMES cehennem”inden biliyorlar.
Kaleme dokunan eller nasırlı, kanamış, yara almış, boyalı, yağlı, çamurlu ve uzanır hiç kaygısız imza föyüne. Ve çocuk işçiler, staj gören işçi gençler imza atıyorlar, gülümseyişini bizlerin üzerinde bırakarak yavaşça uzaklaşmaktalar.
Ve kadınlar, en çok onlar tedirgin gözüküyorlar, yaklaşıp imza atamıyorlar, ne derler ne olur kaygısı onlarda daha çok belirgin. Kapıdan her çıkan her geçene anlatıyoruz, imza atana atmayana, “Kötü çalışma koşullarına karşı bir imza. Kölece çalışma ve kölece yaşama hayır de bir imza”. Bazı işçilerin dediği gibi bu “imzayla iş çözülür mü” evet belki çözülmez ama biz bir birimizi yakından hissetmeye, sorunlarımızı birlikte tartışma olanağına sahip oluyoruz. Önlerine geçiyoruz, anlatıyoruz başka çaremizin olmadığını, birlikte bir şeyler yapmalıyız. Dinleyen işçiler yine bir pankarta bakarak hemen kaleme sarılıyorlar.
Konuştuğumuz işçilerle Fransa’dan bahsediyoruz, çıkardıkları yasayı işçilerin nasılda geri çevirdiğinden. Yüzlerinden daha çok güvensizliğin izini taşıyan işçiler, imza atarken sanki patronlara karşı bir öfke kusuyormuş gibi, içindeki o öfkeyi hemen göstermek istercesine imzalıyor. Bazıları da hiçbir şey sormadan tepki imzasını atıyor.
İmes Cehenneminden
Anadolu yakası/öncü işçiler