ELLERDE YARA İZLERİ

GÜNCEL
Cumartesi, 22 Nisan 2006 (20 yıl 6 ay önce)

Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Hayır kampanyası çerçevesinde Dudullu İMES sanayi sitesinde imza kampanyası yürüten öncü işçilerin aktarımlarını yayınlıyoruz:


- “İnanıyor musun gerçekten... Bu imzaları toplamakla bir şeyler değişir mi? Değişeceğine inanıyorsan ben bu imzayı atıyım” Goncagül
- Nerden bileceğim sizin niçin topladığınızı, bilmediğim bir şey için imza atamam.”
- “Ben atarım arkadaş bunlar böyle şeylerde yapmasalar bu patron milletinin ………….…onun için ben atarım.”
- “Niçin topluyorsunuz bu imzaları ne olacak?”
- “Niçin topluyorsunuz? İşçi sorunları içinse o zaman hemen atarım imzayı.”
- “Ben atmam kardeşim ben bu işi çok yaptım hiçbir şeyi değişmedi.”
- “Çok iyi şey yapıyorsunuz, ben şurada ileride çalışıyorum.”

Burası İMES, 5 kapısı var ve içerisi cehennem kokuyor, her kapıdan çıkan işçiler bu cehenneme geri dönüp bakmadan uzaklaşır-yakınlaşır. Ve sonra tek başlarına kalmaya başlıyorlar. Rüzgar ezgi olur onlara, hafifçe okşar saçlarını. Belki bir umut, belki bir gelecek, belki iyi bir koşul için bize yaklaşmaktalar. Kaleme dokunan eller bize yabancı olmayan eller, kanamış, uzun yara çizikleri ve sarılı parmaklar. Tellere asılmış pankarta bakarak önce okuyorlar, pankartta büyük puntolarla “Kölece Çalışmaya Kölece Yaşamaya Hayır” yazılı. İMES A-Kapısı'nın hemen yanında standayız. Kendilerine yabancı olmayan o “köle” sloganını “İMES cehennem”inden biliyorlar.

Kaleme dokunan eller nasırlı, kanamış, yara almış, boyalı, yağlı, çamurlu ve uzanır hiç kaygısız imza föyüne. Ve çocuk işçiler, staj gören işçi gençler imza atıyorlar, gülümseyişini bizlerin üzerinde bırakarak yavaşça uzaklaşmaktalar.

Ve kadınlar, en çok onlar tedirgin gözüküyorlar, yaklaşıp imza atamıyorlar, ne derler ne olur kaygısı onlarda daha çok belirgin. Kapıdan her çıkan her geçene anlatıyoruz, imza atana atmayana, “Kötü çalışma koşullarına karşı bir imza. Kölece çalışma ve kölece yaşama hayır de bir imza”. Bazı işçilerin dediği gibi bu “imzayla iş çözülür mü” evet belki çözülmez ama biz bir birimizi yakından hissetmeye, sorunlarımızı birlikte tartışma olanağına sahip oluyoruz. Önlerine geçiyoruz, anlatıyoruz başka çaremizin olmadığını, birlikte bir şeyler yapmalıyız. Dinleyen işçiler yine bir pankarta bakarak hemen kaleme sarılıyorlar.

Konuştuğumuz işçilerle Fransa’dan bahsediyoruz, çıkardıkları yasayı işçilerin nasılda geri çevirdiğinden. Yüzlerinden daha çok güvensizliğin izini taşıyan işçiler, imza atarken sanki patronlara karşı bir öfke kusuyormuş gibi, içindeki o öfkeyi hemen göstermek istercesine imzalıyor. Bazıları da hiçbir şey sormadan tepki imzasını atıyor.

Bugün İmza Yarın Başka Bir Şey

Yetiştiremiyoruz sorulara ve sorunlarını dile getirenlere, iki kişi olduğumuzdan. Yanımızda megafonumuz var ama megafonla seslenmeye vakit olmuyor ki çünkü birebir konuşmak isteyen işçiler oluyor gerçek anlamda bir şeyler yapmak isteyen işçiler oluyor ve bunlarla konuşmazsak hemen kaçırabiliyoruz. “Stant açtık, iki-üç gün başında durduk işimiz tamamlandı” diyemeyiz. Örneğin İMES’ten yanımıza bir işçi gelip selamlaştık imzayı atıp başladı konuşmaya:
“Biz yaklaşık 100'e yakın kişiydik çalışıyorduk, son bir sene içerisinde ücretlerimizde gecikmeler oldu. Çalışan arkadaşlar teker teker işi bırakıp gittiler. Biz onları ikna edemedik birlikte davranmaya ya da bir sendikaya gitmeye, açıkçası kaygılarımız vardı. Şimdi 35 kişi kaldık ve 3-4 aydır paramızı alamıyoruz bu konuda bize nasıl yardım edersiniz.”
İşçi gidip bir arkadaşını daha getirdi ve tekrar sorunlarını dile getirdiler. Biz de bir yerde oturalım buradaki işimiz bitiyor deyince bizi fabrikalarına çağırdılar. Randevulaştık...

İmes Cehennem Patronlar Cellât İşçiler Yem Olmayacak

Saat 8 gece vardiyası, fabrikanın kapısından içeri giriyoruz, yanımıza gelen işçi kime baktığımızı soruyor. İsmi veriyoruz yemekhanede olduğunu söylüyor ve gidiyoruz. Yemek yiyorlar. İşçiler bizi ayakta karşılıyorlar. Selamlaşıyoruz, hemen yemek söylüyorlar, çay getiriyorlar. Başlıyorlar sorunlarını anlatmaya:
“Biz burada çalışan diğer arkadaşlarımızı ikna edemiyoruz birlikte birşey yapmaya sokamıyoruz, bizimse artık kaybedecek bir şeyimiz yok ne olacaksa olsun, siz okumuş deneyimli insanlarsınız, siz bu konuda işçileri ikna etme konusunda bize yardımcı olursanız iyi olur, biz başaramıyoruz ve biz paramızın ya da hiçbir şey yapmadan buradan çıkmak derdinde değiliz, çıkmak da istemeyiz. İşçiler her hangi bir oluşuma güvenmiyorlar, hele sendikalara hiç güvenmiyorlar, bizi kendi siyasal emellerinde değerlendiriyorlar durum bu.”

İşçilerle tekrardan bir randevu koyup fabrikadan ayrılıyoruz. Yine standa dönersek, 1 Mayıs'ın yaklaşmasıyla birlikte işçileri 1 Mayıs konusunda da bilgilendirerek, bildirimizi veriyoruz. Önümüzdeki günlerde de İMES -A Kapısı'nda olmaya devam edeceğiz.

İmes Cehenneminden
Anadolu yakası/öncü işçiler