Nepal'de fiili sıkıyönetime, sokağa çıkma yasağına, vur emrine, gerçek ve plastik mermilere, tutuklamalara karşı iki haftayı aşkındır devam eden eylemler diktatörlüğe geri adım attırdı. Kral Gyanendra iki gün önce gece geç saatlerde çıktığı televizyon ekranlarında yönetimi yeni kurulacak hükümete bırakacağını, Nepal Komünist Partisi (Maoist) önderliğinde eylemlere öncülük eden 7 partiden oluşan muhalefet bloğundan başbakan adaylarını belirlemesini istedi.
Fakat 14 evladını ölümsüzlüğe uğurlayarak monarşiyi titreten emekçi Nepal halkı göstermelik demokrasi vaadi ile uyutulamadı. Nepalliler yine sokaklara çıktı, Kraliyet Sarayı hedefi ile barikatları yıktı attı.
Başta ABD olmak üzere emperyalistler eylemlerin kapitalizm karşıtı bir eksene çıkmasının korkusuyla Gyanendra'ya Nepal'de burjuva demokrasisine geçilmesi çağrısı yapıyordu.
Gyanendra yaptığı açıklamada, ülkenin idaresini, “1990'da belirlenen anayasa uyarınca halka bıraktığını”, yeni hükümet kuruluncaya kadar tüm yetkileri elinde tutacağını söyledi. 1990 anayasası, monarşiyi anayasal hale çevirmiş, ülkede siyasi partiler yasallaşmıştı. Fakat muhalefet bloğu “monarşi değil cumhuriyet” dedi.
Kralın elleri titreyerek yaptığı açıklamanın ertesi günü sokağa çıkma yasağına rağmen yine Nepal'in başkenti Katmandu'ya akın eden on binlerce gösterici polis ve asker barikatlarını aşarak kent merkezine girdi. Saraya doğru yürüyen göstericilere polis, plastik mermi ve göz yaşartıcı gazlarla saldırdı. Çatışmalarda en az 150 gösterici yaralandı.
Nepal'de on binler bugün yine sokakta. Başkent Katmandu dışındaki gettolarda toplanan göstericilerin hedefi ise değişmedi: Kraliyet Sarayı.