Yönetenlere sınırsız özgürlük, yönetilenlere azgın baskı

GÜNCEL
Pazartesi, 24 Nisan 2006 (20 yıl 6 ay önce)

İstanbul Barosu Çağdaş Avukatlar Grubu bugün Şemdinli iddianamesini hazırlayan Savcı Ferhat Sarıkaya'nın görevden alınması ve Terörle Mücadele Yasa Tasarısı ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. İstiklal Caddesi'nde bulunan İstanbul Barosu'nun önünde saat 13:00'de yapılan basın açıklamasının ardından avukatlar başbakana protesto faksı göndermek üzere Galatasaray Postanesi'ne yürüdüler.

“İktidarın gerçek sahipleri 'devleti korumak' adına işlenen suçların ve suç örgütlerinin ortaya çıkartılmasını istemiyor” diyen avukatlar sadece hak arama özgürlüğünün, savunmanın ve yargının bağımsızlığının değil tüm temel hak ve özgürlüklerin tehlikede olduğu bir süreçte olunduğunu vurguladılar.

Çağdaş Avukatlar Grubu Van savcısının, 12 Eylül askeri darbesini yapan generaller hakkında soruşturma girişiminde bulunan bir savcının ardından, devletteki hukuk dışı yapılanmaya dikkat çektiği için meslekten ihraç edilen ikinci savcı olduğunu söyledi.

“Kararları yargı denetimine dahi kapalı olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, askeri otoritenin etkisiyle kuvvetler ayrılığı ilkesini, hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı ilkelerini ihlal ediyor” diyen avukatlar “bu karardan sonra Şemdinli olaylarını yargılayan mahkeme tarafsız ve bağımsız bir yargılama yapabilir mi?” diye sordu.

Yeni TMY=Sürekli OHAL

Avukatlar TMY tasarısı ile tüm dünya halklarına dayatılan olağanüstü hal hukukunun Türkiye'de de bir yaşam tarzına dönüştürülmesinin amaçlandığını vurguladılar. TMY ile;

- kolluk güçlerine getirilen duraksamaksızın ateş etme yetkisi ile yargısız infazlar döneminin başlatılacağı,

- savunma hakkının kısıtlanmasıyla sistematik işkencenin kurumlaştırılacağı, cezaevlerindeki mahkumların tekrar tekrar gözaltı merkezlerine götürülerek sorgulanabilmesi sağlanarak işkencenin süreklileştirileceği,

- dinleme, izleme, teknik takip kapsamı genişletilerek toplumun tümden gözaltına alınacağı,

- devletin gizli soruşturmacılarla sürekli muhalif insanları izleterek “kişi özgürlüğü ve güvenliğini” tehdit altına alacağı,

- üniversiteler, fabrikalar ve işyerlerinin hakların azami sınırlandığı birer kışlaya dönüştürüleceğini belirtildi.

Tasarının mantığında;

- devlet politikalarına muhalif her türlü anlayışı bastırma, sindirme, yok etme,

- “savaş hukuku”, “düşman hukuku”,

- başta Kürt sorunu olmak üzere temel problemlerin devlet şiddeti ile bastırılması,

- “devlete sınırsız özgürlük, yönetilenlere hak arayanlara, muhaliflere sınırsız baskı” anlayışının yer aldığı söylendi.

Tasarının, suç ve cezanın yasallığı ilkesine, düşünce özgürlüğüne, basın özgürlüğüne, suç ve cezanın şahsiliği ilkesine, savunma hakkına, yaşam hakkına, hak arama özgürlüğüne, eşitlik ilkesine, delilden sanığa gitme ilkesine, suçsuzluk karinesine darbeler indireceği vurgulandı.

Tasarı ile suç işleyen polis ve jandarma için tutuksuz yargılanma yolunun açılarak eşitlik ilkesinin çiğnendiğini belirten avukatlar, “bu düzenleme, başta polis ve jandarma olmak üzere devletin tüm silahlı güçlerine sınırsız özgürlük; yönetilenlere ise sınırsız baskı getirmekte” dediler.