Tuzla Deri Sanayi Bölgesi'nde bulunan Cevahir Deri'de 24 Kasım 2005 tarihinde başlayan direniş 5. ayını bitirdi. Patronun paralı çetesi ve jandarma tarafından birçok defa baskı ve saldırıya uğrayan direniş sınıf dayanışmasını yükselterek sürüyor. Havzada çalışan Deri-İş üyesi işçiler fazla mesaileri kaldırdılar. İşçiler, Dünya ve Cevahir Deri direnişleri sonuçlanana kadar mesaiye kalmayacaklarını açıkladılar. Tüm işçiler saat 17:00'den sonra Cevahir Deri'nin önünde toplanarak fabrikadan çıkan grev kırıcıları ıslıklarla protesto ediyor.
Cevahir Deri'de direniş Deri-İş sendikasına üye oldukları için 8 işçinin atılması ve 20 işçinin de arkadaşlarını ve örgütlülüklerini sahiplenerek dışarı çıkmasıyla başladı.
Cevahir Deri patronu fabrikayı Bolu Gerede'den, orada çalıştırdığı 15-20 işçiyle birlikte Tuzla'ya taşıdı. Şu an Cevahir Deri'de o işçilerle birlikte bir de taşeron çalışıyor. İşe iki servis aracıyla gelen grev kırıcılar işbaşı ve paydos saatlerinde gelen jandarmanın koruması ve eskortluğunda fabrikaya girip çıkıyorlar.
Gerede'de işçiler sigortasız ve hatta yemek dahi verilmeden çalıştırılıyordu. İşçileri günlük yevmiye ile çalıştıran patron, iş öğlen biterse yarım yevmiye verip işçileri gönderiyordu. Cevahir Deri'nin direnişçi işçileri “Gerede'den gelen işçiler burada sigorta ve yemeği görünce amenna dediler” diye anlatıyorlar. Geredeli işçiler fabrikada kendilerine sendikalılık anlatılırken sıcak baksalar da iş pratiğe gelince direnişçilerin yanında yer almadılar. Bu durumun bir sebebini de patronun Gerede'de feodal bir ağalık forsuna sahip olması ve işçileri Gerede'de çalışan akrabalarını çalıştıkları işlerden attırmakla tehdit etmesi oluşturuyor.
Cevahir Deri işçileri 40-50 kişilik patron çetesinin, demir sopalar, kazma sapları ve kaleşnikoflu saldırısına uğramış, bu da yetmezmiş gibi kolluk güçleri olan jandarmalar da patron ve çetesinin korumalığını yapmıştı. İşçiler jandarmanın grev kırıcıları koruyarak görevine devam ettiğini bunun yanında sanayideki diğer patronların da baskılarını gördüklerini anlatıyorlar. İşçiler bir çok yerde olduğu gibi Tuzla deri sanayinde de patronların örgütlülüğe karşı mücadele etmek için ortak kasa oluşturduklarını belirtip, “Başarıya ulaşırsak sözleşmede, başka haklarda da üzerilerine gideceğimizin korukusunu duyuyorlar” diye ekliyorlar.
4. direnişini yaşayan Necati adlı işçiyle röportaj yaptık. O dördüncüsünü yaşıyor ve "Direniş bir okul oluyor, herkesin bir direniş yaşaması gerekiyor" diyor:
Direnişe karşı jandarma ve kontrgerilla saldırıları sizi nasıl etkiledi?
Saldırılara alışkınız. Dünkü bugünkü değil, her zamanki saldırılar bunlar. Sadece burada da değil Türkiye'nin her tarafında işçilere saldırı var. Eğer işçi birlik, beraberlik içinde olursa saldırılar vız gelir. Bunları o zaman aşarız.
Direniş şu anda iyi. Sanayi de Deri-İş üyesi işçiler fazla mesaileri kaldırdı. Tüm işçiler akşam 5'ten sonra buraya geliyor. Çıkan işçileri hep beraber protesto ediyoruz. Dünya ve Cevahir Deri sonuçlanana kadar mesaiye kalmayacaklarını açıkladılar. İleride gerekirse üretimi de durduracaklar.
Diğer direnişleri nasıl takip ediyorsunuz? Çorlu, Gönen...
Özellikle İleri Deri işçilerinin direnişi 1 yılı geçti. Onları da kutlamak gerekiyor. Oralar bizim burası gibi olamaz. Burada bir mücadele geçmişi var. İnsanlar direniş yaşaya yaşaya bazı şeyleri öğrendiler. Oralarda insanlar toprakla bağlarını da koparmadıkları için biraz daha rahatlar.
Hiç bir araya geliyor musunuz?
15 gün önce Dünya Deri'den direnişçi arkadaşlarla birlikte Çorlu'daki İleri Deri'ye gittik. Grevlerinin ilk günü işçileri gözaltına alıp pankartlarını indirmişlerdi. Çalışma Bakanlığı'ndan izin alınmış, yetki alınmış ona rağmen oradaki grev pankartını indiriyorlar, işçileri gözaltına alıyorlar. Türkiye'de böyle bir yasa var.
Sınıf dayanışması adına başka bir grevin pankartını asmak çok güzel bir şey... Neler hissettiniz?
Tabiki insan duygulanıyor. Sen haklı olarak gidiyorsun oraya haksız olarak gitmiyorsun ki.. İnsan tabiki haklı olduğu bir işi yapmaya çalışırken de gururlanıyor.
Cevahir Deri'yi yaşadığın diğer direnişlerle nasıl kıyaslıyorsun?
Sanayi de bundan 5-6 sene önce üye sayımız fazlaydı. Tabi o zaman iş de fazlaydı. Mesela kürkçüler 12 ay devamlı çalışıyordu. Şimdi 6 ay çalışıp 6 ay yatıyorlar. Hem insanların ekonomik durumu hem de üye sayısı azalıyor. Yani gücün azalıyor. Bu işler de güce bakıyor. Ama eski işler devam etseydi burada en az 3-4 bin üye olurdu o zaman daha güçlü olurduk.
Direnişin arkadaşlarını değiştirdiğini gözlemleyebildin mi?
Bir insan direnişe çıktığı zaman neyin ne olduğunu, haklılığı haksızlığı, yasaların ne derece yerine getirilip getirilmediğini çıplak gözle görebiliyor. Mesela yasalarda bir işçiyi sendikalı olduğu için işten çıkarmanın 1 ila 3 yıl arasında cezası var deniliyor. Ama bu uygulanmıyor. Biz sendikalı olduğumuz için işden atıldık işveren bir ceza gördümü: Yok. Değişen çok insan oldu tabi... Anlamayan zaten anlamıyor, direnişe çıksa da anlamıyor, içinde hainlik varsa ama direnişte yasaların nasıl uygulandığını filan yaşayarak görünce insanlar ister istemez değişiyor. O bakımdan direniş bir okul gibi iyi oluyor. Her insanın çıkması da gerekiyor. Herkesin başına direniş gelmesi gerekiyor. Bazı şeyleri çıplak gözle görünce insanın daha çok kafası yatıyor.