Çarşamba, 26 Nisan 2006 (20 yıl 5 ay önce)
Tuzla'nın Aydınlı Köyü'nde bulunan Mito Radiators fabrikasında 31 Mart Cuma günü başlayan direniş 1 aydır devam ediyor. Direniş Birleşik Metal-İş sendikasında örgütlenen işçilerden 40'ının işten atılması üzerine başladı.
Yana Yakıla Çalışma
136 işçinin çalıştığı Mito'da banyo havlupanı imal ediliyor. Radyotör üreten işçiler gaz basıncından ve kaynak salamasının alev almasından dolayı sürekli yanıyorlar. İlk işe başlayan işçiler, yarım gün eski işçileri çalışırken izledikten sonra hiç bir eğitim almadan ellerine hemen kaynak makinesi verilmesiyle işe başlıyorlar.
İşçiler işi, iş kazalarıyla yana yakıla öğrendiklerini, fabrikada hiç bir iş güvenliğinin, hatta ecza dolabının bile olmadığını anlatıyorlar. Bir işçinin yine bir yangında belden aşağısının yandığını anlatan işçiler, o yangında fabrikada bulunan bir sürü yangın söndürme tüpünden sadece 2'sinin dolu çıktığını aktarıyorlar.
Sabah 08:00 – 18:00, 21:00 – 07:00 düzeneğinde iki vardiya çalışılan fabrikada özellikle 40 yaş ve üstündeki kadın işçiler gece vardiyasında uyuyakaldıkları için hem kendilerini hem de karşılarında çalışan işçiyi yakıyorlar.
Asgari ücretle çalışan işçiler, 380 YTL'lik sefalet ücretlerini dahi 4 taksitle parça parça alıyorlar.
Çok yoğun bir şekilde zorunlu mesaiye bırakılan işçilerin mesai paraları da ödenmeyerek gasp ediliyordu.
İşçiler yemeklerin çok kötü olduğu fabrikada, tabldotların da pislik içinde olduğunu mutfakta ise farelerin cirit attığını anlatıyorlar.
[foto]mito2.jpg[/foto]
Komiteli Örgütlenme
Mito'da 6-7 ay süren sendikal örgütlenme çalışması daha önce deri sektöründe sendikalı olarak çalışan bir işçi tarafından başlatıldı. Her bölümden birer kişinin seçildiği bir komite oluşturuldu. İşçiler komiteli çalışma sayesinde herkesin bir sorumluluk almasının avantajının ortaya çıktığı deneyimini paylaşıyorlar. Herkes kendi bölümünden sorumluydu. Ayrıca komite sayesinde bilgilere de daha rahat ulaşılabiliniyordu.
Fabrikada yetki başvurusu için Çalışma Bakanlığı'na kağıtlar 8 Mart'ta gitti. İşçiler örgütlülüğün duyulması ve sonrasında yaşananları şöyle anlatıyorlar:
“Patron birşeyler hissediyordu ama ne olduğunu bilimiyordu. Örgütlüğün ortaya çıkması ise şöyle oldu: İçeride ana şirket ve iki taşeronun dışında kiralık işçiler de var. Bir temizlik şirketi var ödünç işçilikle işçi çalıştırıyor. Biz tek başımıza başaramayacağımızı düşününce ödünç işçilerden birisine söyledik örgütlendiğimizi. O arkadaş patron tarafından işten çıkartıldığı gün bizi ispiyon etti patrona. Daha sonra patron bir deneme yaptı. Maaş bordrolarını imzalatırken patron bir aslını işçiye vermek zorunda ama patron öyle bir şey yapmıyor. Vermediği için de bir arkadaşımız imzalamak istemiyor. O yüzden de çıkartıldı. Biz de neden çıkarttınız diye hesabını sorduk. 3 gün sonra ise 8 arkadaşımızı iş bıraktıklarını söyleyerek çıkarttı. 3 işçiyi ise onların yanında sebep dahi göstermeden çıkarttı. İlk çıkışlar o gün, 31 Mart Cuma günü başladı. 4 Nisan ve 10 Nisan tarihlerinde de 15'er arkadaşımızı parça parça çıkardı. İçerde şu an 60'a yakın üyemiz var. Bunların dışında yine ödünç işçiler var. Arkadaşlarımız bize destek olmak için mesailere kalmıyorlar.”
Fabrikada Sendikalılara Taciz ve Baskı
Mito'da saat 15:00'deki çay paydosunda çalışan işçiler bahçeye çıktıklarında direnişçi işçiler de slogan atmaya başlıyor. Bu, paydoslarda da yapılıyor. İçerdeki işçiler ise, alkışlarla desteklerini ortaya koyuyorlar.
Muhabirimizin direniş yerinde bulunduğu 25 Nisan günü çay paydosunda yine slogan atan direnişçi işçiler içeride bir kadın işçinin taşeron firmaların yöneticileri tarafından sıkıştırılarak tehdit ve taciz edildiğini gördüler. Bunun üzerine fabrika kapasına dayanılarak hesap soruldu. Direnişçilerin kararlılığı karşısında taşeron başları tacizi inkar ettiler. İşçilerle baş edemeyeceklerini anlayınca da jandarma çağırma tehdidiyle içeriye kaçtılar.
İçeride örgütlülüğe karşı sistemli bir baskı yürütülüyor. Kadın işçilere hakaretler ediliyor, üzerlerine yürünüyor. Kadın işçiler tuvalete, soyunma odalarına kadar takip ediliyorlar. İşçilerin bölümlerini değiştirmeye çalışıyorlar. Baskılar genelde kadınlara yapılıyor. Erkek işçiler ise telkinlerle kandırılmaya çalışılıyor. İşçilerin evlerine gidilip “kazanamayacaksınız, vazgeçin” gibi söylemlerle umutsuzluk yaratılmaya çalışılıyor.
Mito'da bir direniş var; yana yakıla kölece çalıştırılmaya karşı bir direniş. İnsanca bir yaşamın incanca bir çalışmayla mümkün olduğunu anlayan işçilerin sürdürdüğü bir direniş.