Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmen Sendikası (KTOEÖS) 'nın maaş düzenlemeleri, sınavsız kriterli öğretmen kadrosunun oluşturulması gibi taleplerle iki kez başlatıp askıya aldığı
grevi üçüncü kez uygulanırken CTP tarafından yasaklandı. Grev 8 Mart'ta, Bakanlar kurulunun “toplumun çıkarlarına uygun” değil gerekçesi ile yasaklandı.
Grevin yasaklanmasından sonra, kendini “bir grup Marksist öğretmen” olarak adlandıran öğretmenin sürece ilişkin değerlendirmeleri sitemize geldi. Açıklamalara bakılınca “yavru vatan”ın grev yasaklamaları, hak düşmanı burjuva medya ve emekçilerin dinamiklerini sürekli frenleyen sendika ağalığı kurumuyla Türkiye'yi aratmayacak benzerlikte olduğu görülüyor.
Sendika üyesi öğretmenler, açıklamalarında “Türkiye'nin verdiği paranın 160 milyon dolarını kapitalistlere kredi olarak verebiliyorlar. Ancak öğretmene verecekleri 1.5 milyon dolarlık artışın ekonomiyi alt üst edeceğini söylüyorlar” diyerek grevin yasaklanmasında hangi toplumun çıkarlarını etkin olduğuna işaret ettiler.
Medyanın da bu grevin yasaklanması için çarpıtılmış habercilik yaptığının altını çizen öğretmenler “Biz emekçiler 8 Martların 1 Mayısların uluslararası gün olma sebebinin grevle ilişkili olduğunu çok iyi biliyoruz. Sol olduğunu iddia eden CTP hükümetinin, milyonlarca işçinin bedel ödeyerek emek dünyasına temel hak olarak kazandırdığı grev hakkını emekçilerin elinden almaktan çekinmiyor" diyerek, UBP'nin 2000'li yılların başında yapamadığını 'sol' CTP tarafından yapılmaya çalışıldığını belirttiler.
Talat'ın öğretmenlere bu ilk saldırı olmadığını, ilk kez 1993 seçimlerinden sonra kurulan D-CTP koalisyonunun eğitim bakanı iken öğretmenler hakkında "tembel, paradan başka bir şey düşünmeyen” dediğini ve mesai kavramını sorgulamaya çalıştığını belirten öğretmenler, “Çalışanların hakları bir kere sorgulanmaya başlandı mı gerisi elbette ki gelecekti. Zaten CTP söz konusu gerici güçlerin sol kolu olmaya adaylığını o günlerde belli etmiştir” dediler.
Açıklamanın devamında, “2004'te kurulan "hükümet" de o günlerde geliştirdikleri geleneği devam ettiriyor, edecek. Öğretmene pervasızca saldırarak, halkla öğretmeni karşı karşıya getirerek 1994'te yarım bıraktığını tamamlamaya çalışıyor. Ne acıdır ki bu kez tek başına değil. İlk denemelerinde diğer sendikaları yanında bulamamıştı. Sütten ağızları yanmış ki bu kez yanlarına KTÖS, KTAMS gibi sendika liderliğini, diğer uydu örgüt yöneticilerini, medyadaki eski-yeni militanlarını da alarak öğretmene ve örgütüne saldırıyorlar. GREVİN YANLIŞ OLDUĞUNU, haklı bir mücadele aracı olmadığını söylüyorlar. Öğretmeni küçük düşürmek, aşağılamak, dışlamak sorumsuzlukla suçlamak prim yapıyor ya, çamur at da izi kalsın mantığıyla bu kez daha şiddetli saldırıyorlar. Hedefledikleri korporatist yapıyı inşa (devletin yeniden inşası olarak da okuyabilirsiniz) etmek için grev hakkını fiili olarak yok etmek işlerine geliyor. Öğretmenin hak alma mücadelesini uzun sürecek iktidarı inşa etmek amacıyla kullanıyorlar, kullanacaklar.
Ne yazık ki, grev yasaklandıktan sonra KTOEÖS yöneticileri başarılı bir şekilde uygulanan 2 saatlik protesto grevinden sonra başsavcının yaptığı 'greviniz yasal değil' açıklamasının ardından üçüncü kez grevi kaldırdılar. Ve de GREV yasaklayanlarla daha önce oturmadıkları masaya oturdular. Öyle görülüyor ki sınıf sendikacılığı yerine diplomatik sendikacılığını tercih ettiler” denildi.