Perşembe, 27 Nisan 2006 (20 yıl 5 ay önce)
Kuruluşunu kısa bir süre önce ilan eden Ankara Öncü İşçi Kurulu Ankara'da sınıfın en ufak kıpırdanışında var olma iddiasıyla yola çıkmış ve ilk hedef olarak 1 Mayıs'a etkin katılımı önüne koymuştu. Çeşitli etkinliklerle 1 Mayıs'a hazırlanan öncü işçi kurulunun OSTİM OSB, İvedik OSB ve çeşitli fabrika işçilerinin servis durağı olan Bentderesi'nde yaygın olarak dağıtılan ve işçileri 1 Mayıs alanına çağıran bildirisini yayınlıyoruz.
1 Mayıs'da patronlara çalışmayalım, 1 Mayıs günü bizimdir!
1886 yılında ABD işçi sınıfı, 14-16 saat çalışma süresinin 8 saate indirilmesi için greve çıkarlar. Patronlar, işçilerin birleşik, kitlesel, kararlı eylemlerinden korkar ve her türlü provakasyon, katletme gibi bir çok yola başvururlar. Ancak mücadeleyi engelleyemezler. İntikam hırsıyla saldıran sermaye, eylemlerde 14 işçiyi öldürür, ancak eylemleri bir türlü engelleyemezler. Patronlar bu kez, 4 işçi önderini asarak intikam alırlar. Kötü çalışma koşullarına karşı, insanca yaşamak isteyen işçi sınıfı, ödediği can bedelleriyle 8 saat çalışma hakkını kazanır. İşte o günden beri her 1 Mayıs, bütün dünya işçileri tarafından, “Birlik, Dayanışma ve Mücadele” günü olarak kutlanır.
Bizim halimiz!!!
Ancak bugün bizler 8 saat çalışmayı unuttuk bile, bir çoğumuz 14-16 saat zorla çalıştırılıyoruz; diğer taraftan ise birçok işçi arkadaşımızın işsizlik kırbacı ile susmaları isteniyor. Bize karşı tehdit olarak patronların kullandığı bir kırbaç:
“Bu koşulları sen kabul etmiyorsan, dışarıda çalışacak adam çok!”
Boyun eğmemiz isteniyor. Tam ücretli bir köle istiyorlar, karşılığında ise karnımızı bile doyuramaz haldeyiz, alamadığımız ücretlerimiz, taciz, horlanma, dayak ve daha nicesi!…
Çocuklarımız için eğitim sıfır, sağlık hakkımızı kullanmak artık para ile ölçülür oldu, hastaneler bizlere kapatılıyor, reform adıyla sigorta hakkımızı gasp ettiler, emeklilik artık ancak biz ölünce ulaşabileceğimiz bir hak haline getirildi, sıra kıdem hakkımıza geldi. Biz sustukça daha çok üstümüze geliyorlar…
Susarak kaybetmek mi, yoksa mücadele ederek kazanmak mı?
İşçi arkadaş!
Tüm bunlar bizi daha fazla sömürmek için, kötü yazgımızı kabul etmemiz için, daha fazla parçalamak, işçi-işsiz, Kürt-Türk, taşeron-kadrolu diyerek bölmek için yapılıyor. Gücümüzden korktukları için, herkese eğitim, herkese sağlık istediğimiz için yapılıyor.
Bizi daha fazla köleleştirmek, bizim sırtımızdan daha fazla kâr elde etmek için yapıyorlar.
Biz bu kötü gidişe dur demek, bize reva görülen kötü yazgıyı bozmak için 11-12 Mart’ta Söz Alınterinin Kurultayı yaptık. İşyerlerimizdeki sıkıntıları, ortak sorunlarımızı tartıştık. Bir çözüm yolu oluşturduk.
Biz işçilerin başvurabileceği, mücadele edeceği, güveneceği bir örgütlenme için
Öncü İşçi Kurulları’nı oluşturduk. Farklı işlerde çalışan işçiler olarak, patronlara karşı mücadele edebilecek
Ankara Öncü İşçi Kurulu’nu kurduk.
Sıra sende, sıra bizde, sıra 1 Mayıs’ı kazanmakta!
1887’de idam edilen işçi önderi
Parsons şöyle diyor;
“Emeğin hakkı, ezilenlerin özgürlüğü ve kötü yazgımızın düzeltilmesi davasında idam sehpasına çıkmaya hazırım.”
İdam edilen diğer işçi önderi
Spies ise şöyle diyor:
“Öyle bir zaman gelecek ki, bizim suskunluğumuz, sizin bugün ipe çektiğiniz seslerden daha güçlü çıkacak”
Artık sıra bizde işçi arkadaş!!!
Haklarımız için, kölece çalışmaya ve kölece yaşamaya hayır diyebilmek için 1 Mayıs alanlarına çıkalım!
İnsanca yaşamak, insanca çalışmak için 1 Mayıs’a katılalım!
Patronlara karşı sesimizi, taleplerimizi haykırmak için Öncü İşçi Kurulu ile birlikte 1 Mayıs’a!
1 Mayıs’ta patronlara çalışmayalım. 1 Mayıs günü bizimdir!
1 Mayıs işçi sınıfının günüdür, SAHİP ÇIKALIM!
Ankara Öncü İşçi Kurulu